SAGALASSOS 

  Burdur ilinin Ağlasun ilçesi sınırlarında, ilçeye yedi kilometre uzaklıktaki Sagalassos’un yakın çevresinin tarihi, MÖ 12 binlere kadar uzanır. MÖ 3 binde ilk yerleşim izlerinin fark edildiği Sagalassos, MÖ 1600’lerde Pisidia coğrafyası içerisinde kalır. Uzun bir süre tarihin karanlıklarında kalan Sagalassos, Büyük İskender’in bölgeyi kendi topraklarına katmak istemesiyle (MÖ 334) tarihteki yerini alır. Batı Toros dağlarının kollarından biri olan Akdağ üzerinde, 1450-1700 metreler arasında kurulu Sagalassos, Büyük İskender’in ordusuna karşı büyük bir savunmada bulunur. Pisidia’nın en cesur ve savaşçı halkının yaşadığı Sagalassos, kanlı bir savaş sonucunda İskender tarafından ele geçirilir. Beş yüz kişinin hayatını kaybettiği savaş (MÖ 334), kentin hemen önündeki bir tepede yaşanır. Büyük İskender’den sonra şansı açılan ve Helenistik dönem boyunca (MÖ 333-25) Pisidia bölgesinin en önemli ikinci kenti olan Sagalassos, MÖ 25 yılında Roma egemenliği altına girer. MS I. yüzyılın ortasında da, bölgenin en önemli ve büyük şehri haline gelir. MS 3. yüzyılın başına kadar mimari yönden en parlak devrini yaşayan, görkemli yapılarla donatılan kent, MS 518’de ağır bir deprem geçirir. Yıkılan yapılar tamir görüp yenilense de MS 7. yüzyılda yaşanan yeni bir deprem, hem kenti yok eder, hem de su kaynaklarını kapatır. Bunun üstüne kent, bir de Arap akınlarıyla karşı karşıya kalır. Üst üste kötü olaylarla sarsılan Sagalassos’u, susuzluk ve ardından gelen bulaşıcı hastalıklar da rahat bırakmaz. Sonuçta kent terk edilir. Bu güzel kentin üzeri hemen yamacına kurulduğu Akdağ’dan inen toprak kütleleriyle örtülür. Doğa tarafından böylelikle koruma altına alınan Sagalassos, yüzyıllarca sürecek derin bir uykuya dalar.Yüzlerce yıl sonra, 1706’da Fransız gezgin Paul Lucas Sagalassos’a gelir. Lucas seyahatnamesinde antik kentten perilerin yaşadığı yerler olarak söz eder. Sagalassos’un gerçek kimliği, 1824’te İngiliz papaz Francis Arundell tarafından tespit edilir. Arundell, kentin Batı Torosların en önemli antik kentlerinden Sagalassos olduğuna işaret eder. 1985’lerde İngiliz araştırmacılar, Stephen Mitchell başkanlığında bölgeye giderler. 1986 yılındaki araştırmalara katılan Belçikalı arkeolog Marc Waelkens ise Sagalassos’u yüzlerce yıllık uykusundan uyandıran bilim insanı olur.

 

  Prof. Dr. Marc Waelkens, İngiliz Prof. Dr. Stefan Mitchell’le birlikte Sagalassos’a yüzey araştırmasına geldiğinde, ancak kartalların ulaşabileceği yükseklikteki dağların üzerinde kurulu antik kentin kalıntılarının yanı sıra, aşağısında uzanan yemyeşil ovanın görüntüsünden de çok etkilenir. Üstelik kentin yüksek konumundan ötürü, kalıntılar başka yerlere götürülememiş, olduğu yerde durmaktadır. Böylesine bakir kalabilmiş kent, Marc Waelkens’i son derece heyecanlandırır. Hayalindeki kazı yerini bulduğuna karar verip gerekli izinleri alır. Öğretim üyesi olduğu Belçika-Leuven Katolik Üniversitesi kendine maddi ve teknik destek sağlar ve kazılar 1990 yılında üniversite adına başlar.  

 

  Marc Waelkens, birçok ülkeden değişik mesleklerden uzmanları kazısında bir araya getirerek kalabalık bir bilimsel heyet kurar. Bu heyet on yıl içinde -bir kazı için çok kısa sayılabilecek sürede- Sagalassos antik kentinin büyük bölümünü ortaya çıkarıp kimi yapıları ayağa kaldırmayı başarır.Kazılar sırasında, Dor Tapınağı (MÖ 1. yüzyıl), Geç Helenistik Çeşme (MÖ 1. yüzyıl), Neon Kütüphanesi (MS 2. yüzyıl), iki yüz kişilik Meclis Binası (Bouleuterion MÖ 125-100), yukarı ve aşağı agoralar (MÖ 2. yüzyıl), Augustus dönemine ait Büyük İskender’e atfedildiği sanılan kahramanlık anıtı Heroon

 

 (MS 14), Apollon Klarios Tapınağı (MS 0-20), Antinius Pius Tapınağı (MS 120-140), Antoninler Çeşmesi (MS 161-180), Roma Hamamı (MS 2. yüzyıl), dokuz bin kişi kapasiteli dünyanın deniz seviyesinden en yüksek rakımlı tiyatrosu (MS 2. yüzyıl) ve kırk kişilik halk tuvaleti gibi kentin önemli yapıları ortaya çıkarılır.  

Kazılarda ilk iki yıl Neon Kütüphanesi ile önündeki mozaikli taban ve Geç Helenistik döneme ait çeşmeye ağırlık verilir. Mimari parçalarının neredeyse tamamı yerinde duran kütüphane ve çeşme, 1992-1997 yılları arasında mimar-restoratörSemih Ercan ve Teresa Patricio tarafından antik dönemdeki haline getirilir. Bu arada Geç Helenistik çeşmenin kapanan su havzasının akması sağlanarak, yapıya yeniden özgün çeşme fonksiyonu kazandırılır. Böylelikle ülkemizde de ilk kez bir antik yapı, tekrar kullanılır duruma getirilmiş olur.

Kentte 1997 yılından sonraki çalışmaların ağırlık merkezi, Yukarı Agora bölgesine kayar. Yaşanıldığı dönemlerde Sagalassos’un en önemli merkezi olan Yukarı Agora’nın kuzeyinde, görünümü adeta bir tiyatro sahnesi cephesine benzeyen görkemli Antoninler Çeşmesi, yeni çalışmaların merkezini oluşturur. Cephesindeki nişlerde Aphrodisias ve Afyon İncehisar’da yapılmış heykellerin yer aldığı bu görkemli çeşmenin beş-altı yıl içinde biteceği ve etkileyici görüntüsüne tekrar kavuşacağı sanılıyor.

Çeşmenin kazıları sırasında ele geçen 2.65 ve 2.45 metre boyutlarındaki Tanrı Dionysos’a ait iki muhteşem heykel ve kent ileri gelenlerine ait çeşitli büyüklükteki heykeller, bugün Burdur Müzesi’nde sergileniyor. Semih Ercan’ın yürüttüğü çalışmalar bittiğinde heykellerin kopyaları çeşmede yer alacak. Antoninler Çeşmesi tamamlandığında Helenistik çeşme ile bağlantısı tekrar kurularak suya kavuşturulacak. Yukarı Agora’da 14 metre yüksekliğindeki Büyük İskender’e atfedildiği düşünülen kahramanlık anıtı Heroon, ayağa kaldırılmaya çalışılan bir diğer önemli yapı. Ekipten, Ebru Torun Popleme’in denetiminde restorasyonu yürütülen Heroon’un en çarpıcı noktası, ellerindeki kıvrımlı kumaşlar ve müzik aletleriyle birlikte kendinden geçerek dans eden kadınlar frizi. Halen konservasyonu devam eden bu friz, içerdiği Helenistik kıvrımlar dolayısıyla çok etkileyici.

Yukarı Agora bölgesinde çalışmalar bittiğinde Sagalassos daha anlaşılabilir bir sunuma kavuşacak ve bir inci gibi Toroslar üzerinde yeniden ışıldamaya başlayacak.

Ziyaretçilerini bekleyen Sagalassos, Antalya Havaalanı’ndan 110 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ayrıca Antalya-Pamukkale ve Kapadokya-Antalya arası yolculuk yapacaklar için bir duraklama noktası konumundaki kent, Burdur ile Isparta’ya sadece 30 kilometre mesafede. Eğer 1 Haziran-1 Eylül tarihleri arasında bölgeyi ziyaret etmek isterseniz, hem kazı çalışmalarını izleyebilir hem de Sagalassos’un gönüllü rehberleri tarafından ücretsiz olarak İngilizce, Fransızca, Almanca, Flamanca dillerinde gezdirilebilirsiniz

* Şengül Gündoğan Aydıngün, arkeolog-sanat tarihçisi.

Ağlasun’a Ulaşım

Toplu Taşıma İle Ağlasun, gidilen yoldan uzakta ama toplu taşıma ile ulaşımı kolaydır. Ağlasun minibüs kooperatifi otobüsleri Isparta’dan (15 günde) ve Burdur’dan (10 günde) düzenli olarak çalıştırır. Mevcut takvim için kooperatifin web sitesini kontrol edin. Yeşil Ağlasun Minibüs Kooperatif’i aynı zamanda Antalya otogarından 3 otobüs çalıştırır.

Ağlasun otobüslerini bulmak kolaydır – her zaman önünde ve yanında büyük harflerle AĞLASUN yazar.( ve genellikle küçük harflerle SAGALASSOS’ta!) Eğer göremezseniz, sadece sorun – insanlar dostça ve gideceğiniz yeri sağlayacaklardır.

Antalya’dan ve Akdeniz Bölgesi’nden

Yeşil Ağlasun Minibüs Kooperatif’i Antalya otogardan (merkez otobüs istasyonu) direk Ağlasun’a otobüs çalıştırır. Otobüsler Antalya’dan 11:00, 15:00 ve 19:30’da ayrılırlar, ve Antalya’ya 08:00, 10:00 ve 17:30’da dönüş yapalar. Yolculuk yaklaşık 90 dakika sürer.Unutmayın ki bu otobüsler postane’den yokuş aşağı küçük bir binadan ayrılırlar. Burdur ve Isparta’dan ulaşım farklı bir yerdedir.

Ege, Pamukkale ve ya Eğirdir Gölü’nden

Eğer Sagalassos’a kuzey ve ya batıdan geliyorsanız, Burdur ya da Isparta’dan otobüs tutmak zorunda kalacaksınız ve Ağlasun’a hizmet eden minibüslere geçiş yapacaksanız.

Isparta’da daha fazla otobüs hizmeti var büyük olan kentlerden. Ama şehirler arası otobüs terminalinden Ağlasun için minibüsler ayrılmaz. Onun yerine ayrı bir köy garajından yola çıkarlar (haritaya bakın). Köy garajına giden düzenli otobüs servisleri vardır, ya da taksi tutabilirsiniz. Otobüsler 07:30 ve 18:45 saatleri arasında bir saatte en az bir kez Ağlasun’a yola çıkarlar. Geç otobüs ile birlikte 23:15’de. Takvimin tamamı için, buraya tıklayın. Yol 50 dakika sürer ve maliyeti 3.50 TL’dir.

Ağlasun’a gitmek Burdur üzerinden daha kolaydır, terminali değiştirmeniz gerekmeyecekse. Minibüsler Burdur Otogarı’ndan 07:30 ve 18:30 saatleri arasında neredeyse saat başı yola çıkarlar, geç otobüsle 23:00’da. Ağlasun otobüsleri otogarın önünde binanın sol tarafında dururlar.

Yol Ağlasun’a yaklaşık 50 dakika sürer ve maliyeti 3.50 TL’dir. Takvimin tamamı için buraya tıklayın. Burdur’da durmak aynı zamanda size Burdur Müzesi’ni ziyaret etme şansı verir, Sagalassos’dan gelen önemli buluntuların sergilendiği yeri.

Kendi taşıma aracınızla

Sagalassos gibi uzak yerleri ziyaret etmede araba kiralamak size birçok özgürlük getirir. Antalya ya da diğer büyük şehirlerde birkaç günlüğüne araba kiralamak kolaydır.

Akdeniz sahilinden Ağlasun’a ulaşım için iki tane sürüş rotası vardır. Eğer Antalya şehir merkezinden ya da batı Akdeniz’den geliyorsanız, Burdur yönünde D650 otobanı , ve sonra Ağlasun yönünde 15-25 otobanında doğuya dönün. Sapak açıkça belirgindir. Eğer Alanya’dan ya da doğu Akdeniz’den geliyorsanız Antalya yönünde d400 otobanı, sonra Isparta yönünde D685 otoyolu üzerinde kuzeye dön. Açıkça belirgin sapak seni Ağlasun’a yönlendirir.

Burdur’dan Ağlasun için sol sapağı görene kadar Antalya yönünde güneye D650 otobanında sürün. Eğirdir’den Isparta yolunda doğuya D330 otobanında sürün. Isparta’dan Antalya yönünde güneye D685 otobanında sürün ve Ağlasun için sağ sapağı kullan.

Sagalassos’u Ziyaret Etmek

Sagalassos Arkeolojik kazı alanı günümüz Ağlasun köyünün yakınlarında, Antalya’nın yaklaşık 110 km kuzeyinde bulunmaktadır. Ağlasun, geleneksel mimarisi ile buğday tarlaları, gül çiftlikleri ve kiraz bahçeleri arasında yer alan sevimli bir köydür. Alan, köyden 7 km uzaktadır.

Sagalassos’u Ziyaret Etmek

Temmuz ve Ağustos ayları arkeologları Sagalassos’ta çalışırken görmek için en uygun zamanlardır. Haziran ayının sonunda da alan içinde çeşitli hareketlilik görülebilir, çünkü arkeologlar sezon için kazı alanını hazırlamaya başlamıştır. Kazının kesin tarihleri için lütfen programımıza bakınız. Alanı ziyaretsaatlerimiz arkeologların çalışma saatleri ile aynıdır: Sabah 07.30 ile akşam 18.00 arası. Yaz aylarında ise ziyaret saatleri 19.00’a kadar uzatılmıştır.

Sagalassos giriş kapısından broşürler ve yürüyüş yollarına dair haritaları alabilirsiniz. Birkaç Belçikalı tur operatörü Sagalassos’a ziyaret amaçlı geziler düzenlemektedir. Sponsorlarımız olan Omnia Tours (Belçika) ve Turkish Airlines ‘u daha fazla bilgi için ziyaret edebilirsiniz. Alan içerisinde, hızınız ve ziyaretinizin derinliğine göre 1 ila 3 saat arası vakit geçirmeye hazılıklı olun!

Sagalassos normal şartlar altında yazları güneşli ve sıcaktır, gün içerisinde ısı 30° ve 35° C arasında değişmektedir. Şapka giymenizi, yanınızda su ve güneş kremi getirmenizi ve sandalet yerine sağlam ayakkabılar giymenizi öneririz. Eğer Türkiye’yi yaz ayları dışında ziyaret ederseniz, yine alanı ziyaret etmeniz mümkündür. Ancak Sagalassos deniz seviyesinden 1600 metre yukarıdadır ve sonbahar bitiminde, kışın ve ilkbaharda yoğun miktarda kar yağışı etkisi altında kalmaktadır. Bu dönemlerde hava koşullarının alana ulaşımı zorlaştırabileceğini dikkate alın.

Aynı zamanda unutmayınız ki arkeologları beslemek yasaktır!

Alana nasıl ulaşırım?

Ağlasun’a ulaşmak için gerekli bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Sagalassos kazıları Ağlasun’un yaklaşık 7 km kuzeyindedir. Köy merkezinden siyah ve sarı renkli trafik levhalarını takip ederek alana ulaşabilirsiniz. Ağlasun’dan Sagalassos’a çıkan yol bu haritada mavi ile gösterilmiştir.

Sagalassos projesi yerel yetkililer ile birlikte Ağlasun’dan alana sürekli ulaşım sağlanması için çalışmaktadır. Ancak eğer kendi ulaşım aracınız mevcut değil ise, alana yürüyebilir, ya da bir taksi kiralayabilirsiniz. Taksiler ağlasun merkezinde bol miktarda bulunmaktadır. Şöförünüz sizi girişe getirecektir, ve daha sonra işiniz bittiğinde sizi oradan alacaktır. Lütfen ücret konusunda ve gidiş geliş zamanı konusunda şöförünüzle önceden anlaşın. Kazıyı ziyaretiniz 1 ila 3 saat arası zaman alacaktır.

Ağlasun’dan Sagalassos’a yürümek mümkündür. Yol genç ormanlar ile güzel kırsal alanlar arasında dolanıp çevredeki vadi ve dağların çarpıcı manzaralarını sunmaktadır. Ancak 500 metreden daha fazla bir yüksekliği tırmandığınız dik ve yorucu bir yoldur. Eğer yürümeye karar verirseniz fiziksel durumunuzun uygun olduğundan emin olun. Ve bol miktarda su getirin!

http://www.sagalassos.be sitesinden alıntıdır!….

Sagalassos

Sagalassos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentlerinden birisidir. Ağlasun’un sadece 7 km kuzeyinde yer alır. 1990 yılından beri her yaz Leuven Üniversitesi’nden, Belçikalı, Türk ve diğer ülkelerden araştırmacılardan oluşan bir bilimsel ekip, Sagalassos’ta kazı çalışmaları yürütür. En başından beri kazı ve restorasyonlarda Ağlasun’un halkı, ekiple birlikte çalışır. Açığa çıkarılmış ve restore edilmiş eserler Ağlasunluların emeklerinin eseridir.
 
Bugün Sagalassos’u gezenler, kentin Yukarı Agora’sında (meydanı), restore edilmiş ve suları çağlayan bir anıtsal çeşme, yaklaşık 13m. yüksekliğinde onursal sütünlar, iki kemerli kapı ve agorayı çevreleyen yapıların kalıntılarını görebilirler. Antik kentte ayrıca devasa bir Roma hamamı, bir kütüphane, suyu pınarından akan küçük bir çeşme, bir kent konağı, 9000 kişilik bir tiyatro ve şehrin bin yıllık tarihini anlatan başka pekçok eser yer alır. Kazılarda ele geçen buluntular ve dünyaca ünlü heykeller, Burdur Müzesi’nde sergilenir.
 
MÖ 333’te Büyük İskender’in fethettiği kent, Roma İmparatorluğu’na MÖ 25’te bağlanır ve hızla gelişir. Roma İmparatoru Hadrian’ın (MS 117-138), Sagalassos’a Pisidya eyaletinin (bugün Göller Bölgesi) birinci kenti ünvanını vermesiyle, en büyük anıtları inşa edilir. MS 600’lerin başında veba ve depremler kentin çöküşüne sebep olur ama felaketlere rağmen kentte yaşam MS 13. yüzyıla kadar sürer. Ağlasun Sagalassos’un her bakımdan bir uzantısıdır. Ağlasun adı da Sagalassos’tan gelir. Selçuklu Türkleri yöreye geldiklerinde ovaya, bugünkü Ağlasun’a yerleşirler. Merkezde bir kervansaray ve ona bağlı bir küçük hamam inşa ederler. MS 16. yüzyılda da Ağlasun’un aktif bir yerleşim olduğu ve bölgenin pazarının Ağlasun’da kurulduğu bilinir.

Ağlasun

Torosların sarp yamaçlarında yeşil bir vadiye kurulu Ağlasun, bol suyu, çeşit çeşit meyvesi ve güzel insanlarıyla keşfedilmeyi bekler. Serin yayla havası sizleri Akdeniz’in yaz sıcakları ve neminden kaçmaya davet ede

Dağ yamaçlarından çıkan çok sayıdaki su kaynağı Ağlasun’un en büyük zenginliklerindendir. İlçe merkezini 1706’da ziyaret eden ve Sagalassos’u keşfeden Fransız gezgin Paul Lucas da Ağlasun’un güzelliği ve suyunun bolluğundan seyahatnamesinde bahseder: “Hayatımda burası kadar çok pınarı olan bir yer daha  görmedim. Pınardan çıkan sular hemen dereler oluşturuyor ve  her yere bereket getiriyor”

Bugün 4118 nüfuslu Ağlasun, 300 yıl önce Lucas’nın bahsettiği o güzelliklerinden pek bir şey kaybetmemiş; hala çok pınarlı ve bereketli bir tarım ilçesidir. Buğdaydan ve gülden başka, kiraz, şeftali, incir, üzüm, ceviz ve fındık gibi çok çeşitli meyveler yetişir. Doğrudan ihraç edilen kaliteli kirazı ile ünlenmiştir.

Ağlasun, Akdeniz’in kalabalığından uzak olmak isteyenlere uygun bir alternatif tatil imkânı sunar. İlçenin güzel sokaklarını, asma sarılı geleneksel evlerini keşfedip, doğasının ve yerel damak tatlarının keyfini çıkarabilir, esprili ve candan insanlarını tanırsınız.

Ağlasun’da yapacak pekçok şey bulabilirsiniz: Hemen kuzeyinde, yamaçlara kurulu Sagalassos’un muhteşem harabelerini mutlaka gezmelisiniz. Ayrıca, dağ sırtlarında, gölet çevresinde ve mahalleler arasında işaretlenmiş rotalarda yürüyüş yapar, bisiklete biner, mevsimin en taze ürünlerini ve geleneksel mutfağı tadar, Ağlasunluların yaşamına dilediğiniz ölçüde konuk olursunuz. İster asırlık meşhur çınar ağacının gölgesinde dinlenir, isterseniz de bahçelerde çalışıp, süt sağmaya eşlik edersiniz!

Ağlasun’a gelmek zor değildir. Antalya, Burdur, Isparta ve Eğirdir’den günübirlik gezilere uygun mesafededir. Konaklama olanakları çeşitlidir: Merkezde yeni bir butik otel, bir kamp-karavan alanı olduğu gibi, Ağlasunlu ailelerle de konaklamak mümkündür. Yüksekokul öğrencileri için yapılmış stüdyolar da yazın kiralanabilir.

Ağlasun’un yüzlerce yıllık kültürünü, sessiz ve sakin ortamını, doğal ve özgün yaşamını ve tatlarını keşfetmekle kalmayın, onun bir parçası olun. Gelin gari…

KAYNAK : http://www.tursaga.com/tr/kesfet

AĞLASUN BELDE

Adını 5 Km. kuzeyde Akdağ’ın eteklerine kurulan Sagalassos-Antik Pisidia şehrinden alan Ağlasun 1958 yılında ilçe olmuştur.Türkler bu bölgeye gelip yerleştikten sonra Sagalassos Harabelerine Bodrum ismini vermiştir. 1286/1869 Konya Salnamesine göre Maincirli Ağlasun nahiyesi olarak ilçemizin kaydı bulunmaktadır. Bu salnameye göre ilçemiz 22 mahalle ve köy olarak 3412 nüfusa sahiptir. Şu anda ise 1 kasaba, 8 köy ve 5 mahalleden oluşmaktadır. İlçemiz tabiat ve tarihi güzellikleri bakımından takdire şayan bir durumda olup, özellikle yaz turizmi canlanmaya başlamıştır. AĞLASUN ADININ MENŞEİ :İlçemizin adının nereden geldiğine dair iki rivayet vardır. Birinci rivayete göre,Sagalassos Şehri yıkıldıktan sonra bu bölgeye güneyden gelen Yörük aşiretleri kasabanın bulunduğu yere aralıklı olarak oba oba yerleşmişler aradan yıllar geçtikçe,insanlar çoğaldıkça yeni evler kurarak geniş bir sahayı kaplayarak bir yerleşim birimi oluşturmuşlar ve adını Sagalassos’dan esinlenerek Ağlasus-Ala su ve sonunda da Ağlasun denmiştir.İkinci rivayete göre ise; Büyük İskender Sagalassos Şehrini almak için şehre üç,dört kez saldırmış fakat kenti bir türlü hakimiyeti altına alamamıştır. Fakat son saldırısını bugün yıkıntıları bulunan Hamamın yan tarafında bulunan(alttaki resim) tepeden yaparak kanlı çatışmalar sonucunda şehri ele geçirmiştir.

Bu tepenin adı daha sonra İskender Tepesi olarak kalmıştır. Büyük İskender’in bu seferini Annesi sürekli olarak izlemekte ve bilgi almaktadır. Büyük İskender’in Annesi bu bölgeden gelen habercilere”İskender Sagalassos’u aldı mı?”diye sorar. Onlarda “Büyük Komutanımız İskender Sagalassos’u aldı. Fakat savaş sırasında en sevdiği cesur komutanlarını kaybettiğinden ağlamaktadır”derler. Bunun üzerine annesi “Oğlum Sagalassos’u aldıysa bırakın ağlarsa ağlasın “der. Bunun üzerine İlçemizin ismi Ağlarsın-Ağlasın-Ağlasun şeklinde kaldığı söylenir.

AĞLASUN’DA TARİHİ ULU ÇINAR :İlçemiz Cumhuriyet Meydanında sanki Ağlasun’un tarihi benim ve benden sorulur dericesine heybetli bir şekilde duran Tarihi Ulu Çınar,Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığınca gönderilen İnceleme Heyeti gerekli inceleme ve araştırmaları yaparak ağaç ile ilgili aşağıdaki raporu hazırlamışlardır.”Burdur İli

Ağlasun İlçesi Cumhuriyet Meydanında bulunan Çınar Ağacı takriben 1000 yaşında ve 3.30 metre çaplı olduğu “ belirlenmiştir.

Bu rapor üzerine Kültür Bakanlığı Gayri Menkul Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı komisyonu 14.05.1976 yılında Ankara’da H. Kemali SÖYLEMEZOĞLU Başkanlığında toplanarak İlçemizde bulunan Çınar

Ağacını “Anıt Ağaç” olarak tescil edilmesine karar vermiştir.Özellikle yazın ilçemizi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler büyük ilgi gösterdiği,yanında mutlaka bir hatıra fotoğrafı çektirdiği veya kameraya aldırdığı tarihi ulu çınar Ağlasun halkının da göz bebeği durumunda olup bütün heybeti ile yıllara meydan okuyup,”Ağlasun’un geçmişini öğrenmek isterseniz benim dallarımın altına oturun ve çıkardığım fısıltıları dinleyin ve benimle sohbet edin”demektedir.

1996 yılında Çınarın etrafı Ağlasun Belediyesince etrafı çimlendirilerek gövde kısmını demir parmaklıklarla çevirerek hem çınarın gövde ve köklerini koruma altına almış hem de gelen yerli ve yabancı turistlere Tarihi Ulu Çınar’ın altında oturmalarını sağlamıştır.

COĞRAFİ YAPISI VE ULAŞIM DURUMU :Ağlasun Akdeniz Bölgesi’nin Göller yöresindeki Batı Torosların iç kısımları üzerinde bulunan 2276 metre yüksekliğindeki Akdağ’ın güney yamaçlarına kurulmuştur. Burdur İlinin güney doğusunda olup denizden yüksekliği(Rakımı)

1050 metredir. İlçemizin kuzey ve kuzey doğusunda Isparta İli, Güneyinde Bucak İlçesi bulunmaktadır.

İlçemiz 30 derece 2dakika doğu meridyeni,36 ve 37 kuzey paralel dereceleri üzerinde bulunmakta ve yüzölçümü 576 metre karedir.

İlçemiz arazileri dağınık ve engebeli olup, ekilebilir arazisi çok azdır.

İlçemizin kuzeyinde Akdağ, güneyinde alçak ve yeni ağaçlandırılmış tepeler ve Peçenek Geçiti, doğusunda Dere boğazı, batısında ise Yaylacık Dağı ve Çatak Beli bulunmaktadır.

İlçemizin ortasından Tuzlu çay isimli bir dere akmakta,bu çay boyunca bitek topraklara sahip “U”şeklinde bir ovası bulunmaktadır.Tuzluçay İlçemizin çeşitli yerlerinden çıkan Gürleyik, Bey Pınarı, Gök Pınar, Susaklı ve Kirazlı Çayı gibi su kaynakları ile birleşerek kışın Isparta İlinden gelen Doğan dere Çayı ile birleşerek Aksu Nehrine karışır. Yazın ise önüne D.S.İ tarafından yapılan Göl yeri göletinde toplanarak sulama suyu olarak kullanılmaktadır. Tuzlu Çay önceleri dört adet su değirmenine enerji kaynağı olurken şimdi bir adet su değirmeni çalışmaktadır.

İlçemiz tabiat ve tarihi güzellikler bakımından Burdur İlinin en güzel İlçelerinden birisi durumundadır. Sık ve bol ağaçlı yeşillikler içerisinde,temiz ve bol oksijenli havası,temiz ve soğuk suları ile özellikle yaz turizmi için biçilmiş bir kaftan durumunda olup,yazın Antalya İlimizden gelen yerli turistlerin akınına uğramaktadır.

ULAŞIM DURUMU :İlçemize ulaşım sadece karayolu ile sağlanmaktadır. Daha önceleri Isparta Antalya transit yolu ilçemizden geçmekteydi. Fakat 1996 yılında Isparta-Antalya karayolu dere boğazı mevkiinde yeni yol tamamlanarak transit yol oraya kaydırılmıştır. Eski yol yinede (İlçemizden geçen yol) eskisi kadar olmasa da araçlar tarafından yine de kullanılmaktadır. Bu yol yaz kış her zaman trafiğe açık bulundurulmaktadır.

İlçemiz Isparta İline 43 km.,Antalya İline 105 Km. ve İlimiz Burdur’a ise 31 Km.lik karayolu ile bağlı olup yollar asfalt kaplıdır.

İlçemizin kasaba ve köylerine asfalt yollarla ulaşım sağlanmakta,İlçe merkezine uzaklıkları şöyledir:

KÖY VEYA KASABANIN ADI İLÇE MERKEZİNE UZAKLIĞI

Yeşilbaşköy Kasabası 5 Km.

Kibrit Köyü 7 Km.

Çanaklı Köyü 16 Km.

Hisarköy 20 Km.

Yumrutaş Köyü 23 Km.

A.Yumrutaş Köyü 25 Km.

Çamlıdere Köyü 15 Km.

Dereköy 7 Km.

Yazır Köyü 5 Km.

İlçemizden her gün 8.00’de Isparta ve Burdur İline Belediye otobüsleri sefer yapmakta, ayrıca yeni kurulan Minibüsçüler Derneğinin vasıtaları her gün saat başı Isparta İline sefer yapmakta, haftanın Cumartesi günü ise Antalya’ya sefer düzenlemektedir.

BELDE TURİZMİ

Sagalassos antik kenti; Burdur ilinin Ağlasun ilçesi sınırlarında, ilçeye 7 km uzaklıkta, Batı Toros dağlarının kollarından biri olan Akdağ üzerinde, 1450-1700 m yükseklikte yer alır. Sagalassos’taki ilk yerleşim izleri MÖ 3000’e dayanır. Sagalassos’un tarih sahnesine çıkışı, MÖ 334’te Büyük İskender’in kenti kendi topraklarına katmak istemesiyle gerçekleşir. Yapılan savaşın ardından kent daha fazla dayanamaz ve İskender’in hakimiyeti altına girer. Helenistik dönem boyunca (MÖ 333-25) Pisidia bölgesinin en önemli ikinci kenti olan Sagalassos, MÖ 25’te Roma İmparatorluğunun egemenliği altına girer. Kent MS 6.ve 7. yüzyıllarda iki önemli deprem yaşar. Bu depremler sonucunda kentte büyük hasar meydana gelir; hatta su kaynakları kapanır. Kentin üzeri erozyon sonucu toprakla örtülür ve halk kenti terk etmek zorunda kalır. Sagalassos 18.yüzyılda Fransız gezgin Paul Lucas tarafından fark edilene kadar derin bir uykuya dalar.Kent, 1824’te İngiliz papaz Francis Arundell tarafından gerçek anlamda tespit edilir. Arundell, kentin Batı Torosların en önemli antik kentlerinden Sagalassos olduğuna işaret eder. 1980’lerde İngiliz araştırmacılar, Stephen Mitchell önderliğinde bölgeye giderler. 1986 yılındaki araştırmalara katılan Belçikalı arkeolog Marc Waelkens ise Sagalassos’u yüzlerce yıllık uykusundan uyandıran bilim insanı olur.

Prof. Dr. Marc Waelkens, İngiliz Prof. Dr. Stefan Mitchell’le birlikte Sagalassos’a yüzey araştırmasına geldiğinde, hayalindeki kazı yerini bulduğuna karar verip gerekli izinleri alır. Bağlı bulunduğu Belçika-Leuven Katolik Üniversitesi kendisine gereken maddi ve teknik desteği sağlar. Böylece 1990 yılında Sagalassos antik kenti kazıları üniversite adına başlar. Birçok ülkeden değişik mesleklerden uzmanları içeren bilimsel bir heyet, on yıl içinde Sagalassos antik kentinin büyük bölümünü ortaya çıkarıp bazı yapıları ayağa kaldırmayı başarır. Kazılar sırasında, Dor Tapınağı (MÖ 1. yüzyıl), Geç Helenistik Çeşme (MÖ 1. yüzyıl), Neon Kütüphanesi (MS 2. yüzyıl), iki yüz kişilik Meclis Binası (Bouleuterion MÖ 125-100), yukarı ve aşağı agoralar (MÖ 2. yüzyıl), Augustus dönemine ait Büyük İskender’e atfedildiği sanılan kahramanlık anıtı Heroon (MS 14), Apollon Klarios Tapınağı (MS 0-20), Antinius Pius Tapınağı (MS 120-140), Antoninler Çeşmesi (MS 161-180), Roma Hamamı (MS 2. yüzyıl), dokuz bin kişi kapasiteli dünyanın deniz seviyesinden en yüksek rakımlı tiyatrosu (MS 2. yüzyıl) ve kırk kişilik halk tuvaleti gibi kentin önemli yapıları ortaya çıkarılır. Ayrıca Geç Helenistik Çeşmenin kapanan su havzasının akması sağlanarak, yapıya yeniden çeşme işlevi kazandırılır. Böylelikle ülkemizde ilk kez antik bir yapı, tekrar kullanılabilir hale gelmiştir.

Yaşanılan dönemde Sagalassos’un en önemli merkezi olan Yukarı Agora’nın kuzeyinde, görünümü adeta bir tiyatro sahnesi cephesine benzeyen görkemli Antoninler Çeşmesi yer alır. Çeşmenin kazıları sırasında ele geçen 2.65 ve 2.45 m boyutlarındaki Tanrı Dionysos’a ait iki muhteşem heykel ve kent ileri gelenlerine ait çeşitli büyüklükteki heykeller, Burdur Müzesi’nde görülebilir. Sagalassos antik kenti sahip olduğu tarihi kalıntılar sebebiyle 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine aday olmuştur.

Ziyaretçilerini bekleyen Sagalassos, Antalya’ya 110 km, Burdur ve Isparta’ya ise 30 km uzaklıktadır. Kent 07.30 – 18.00 (yaz 19.00) saatleri arasında ziyaret edilebilir. Kentin ziyaretinde müze kart kullanılabilir.

KAYNAK :http://www.aglasun.bel.tr/History.aspx