Sizin için seçtiğimiz güncel sanat haberler ve yarışmalar

Balkanlardan Gelen Soğuk Hava

Tarihler: 14 Kasım – 07 Nisan 2017

Yer: Pera Müzesi

Pera Müzesi, 10 Kasım 2016 – 07 Mayıs 2017 tarihleri arasında Ali Akay ve Alenka Gregorič küratörlüğünde gerçekleşen Balkanlardan Gelen Soğuk Hava sergisinde, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovenya’dan çağdaş sanatçıları ağırlıyor.

Sergi, “Balkanlar” olarak bilinen bölge ülkelerinden farklı kuşaklardan sanatçı ve sanatçı gruplarına odaklanıyor ve bölgenin kaçınılmaz olarak akla gelen siyasi çağrışımları göz önünde bulundurulmaksızın bir doğa olayı üzerinden biçimleniyor: Rüzgâr. Bu tema aynı zamanda hava durumu haberlerinde kışın gelişine işaret eden “Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası” söylemine gönderme yapıyor.

Türkçe’de yaygın olarak kullanılan bu söylemden yola çıkan sergi, kendilerini çevreleyen sosyal, politik ve kültürel ortam hakkındaki tepkilerini belirten Maja Bajević, Braco Dimitrijević, Vadim Fishkin, IRWIN, Laibach, Mladen Miljanović, Ivan Moudov, OHO, Dan Perjovschi, Mladen Stilinović, Ulay ve Sislej Xhafa gibi sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor. Videodan fotoğrafa, çizimden yerleştirmeye farklı mecralarda oluşturulan çarpıcı eserlerin seçiminde, farklı nesillerden Balkan sanatçıların yeni bir diyalog oluşturması ve izleyiciye alternatif bir bakış açısının sunulması hedefleniyor.

aaYILIN İLK SERGİSİ; ‘YARADILIŞ’

  Seramik Müzesi, 2017 yılının ilk sergisini sanatseverlerle buluşturuyor.

Seramik sanatçısı Murat Küçükkayalı’ nın “ Yaradılış” adlı sergisi, 10 Ocak –  12 Mart 2017 tarihleri arasında, Çanakkale Seramik Müzesi’nde (Er Hamamı) sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Birbirinden farklı soyut eserlerin yer aldığı serginin açılış kokteyli; 10 Ocak 2017 Salı günü 17:30’da gerçekleştirilecek.

Çanakkale Seramik Müzesi, 2017 yılının ilk sergisini önümüzdeki günlerde sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Seramik ve porselen üzerine çalışmalar gerçekleştiren, aynı zamanda birçok projede sanat danışmanı olarak yer alan, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu Murat Küçükkayalı, ‘Yaradılış’ adlı sergisini 10 Ocak 2017’de Seramik Müzesi’nde açıyor.

ESERLERİN BÜTÜNÜNDE ‘YARADILIŞIN HİKAYESİ’ VAR

Sanatçı eserlerini, kendi cümleleriyle şöyle tanımlıyor: “Eserlerimin bütününde, yaradılışın hikayesini anlatmaya çalıştım. Kimi toplum ve kitaplarda anlatıldığı gibi, ilk insan Adem’in Tanrı tarafından yaratılması ve çamurla şekillendirilmesiyle başlayan insanoğlunun yolculuğu tarih boyunca birçok aşamadan geçmiştir. Adem ilk kez var olduğunda sınırsız bir hakimiyete sahip tek varlık iken, aynı zamanda günümüze kadar insanoğlunun yaşadığı birçok deneyim ve gelişmeden mahrumdu. İşte ben; bu her tür yeniliğe ve dönüşüme hazır sınırsız gücün başlangıç noktasında, her bir yönden sonsuzluğa doğru yol alışı eserlerimde temsil ederken; eğilme, bükülme ve kapanmalar ile, gelecekteki deneyimlerin oluşturacağı dönüşümlerin ve sınırlandırmaların, yaradılışın kendi içindeki durumunu betimledim.”

SERAMİK MÜZESİ KENT KÜLTÜRÜNE KATKI SAĞLIYOR

Aynı zamanda sanat danışmanı ve eleştirmenliği de yapan Küçükkayalı, Çanakkale Belediyesi’nin ve Seramik Müzesi’nin kent kültürüne büyük katkı sağladığının da altını çizerek, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a teşekkür etti. Konuşmasında Belediye Başkan’ı Ülgür Gökhan’ın; “Çanakkale Seramik Müzesi’nde güncel/modern seramik sergileri ve diğer sanat dallarındaki eserler sanatseverlerle buluşurken, geçmişten bugüne kent kimliğini yansıtmak, aynı zamanda geleceğe ışık tutmak amacıyla, sürekli yaşayan, gelişen, devinim halinde olan bir müze anlayışı benimseniyor. Bu kapsamda, geçmişin yorumları, güncele iliş­kin algılamalar, geleceğe yönelik beklentiler ilişkilendirerek kent yaşamına faydalılık sağlanması ve kültürün kavram ve terminolojisini temel alan, insan odaklı yaklaşımların öne çıkarılması hedefleniyor. Sanata ve sanatçıya verdiği desteği Seramik Müzesi, tarihsel oluşum içinde kentin öz­günlüğünü ortaya çıkarmak durumundadır. Kültür bu kentte önceliğimiz. Çünkü farkındayız ve biliyoruz ki, artık dünyada tüm alanlar kültürel altyapıdan ve dokunuştan geçmeden şekillenmiyor. Bunun bilinciyle, yerel yönetim olarak, kültür ve sanat çalışmalarına özel destek veriyor, yol açıcı olmaya çalışıyoruz. Bilinçli toplum; iletişim, etkileşim, öğrenim, katılım, araştırma ve üretim ekseninde var olur. Bu da, sadece kültürel bilinçle sağlanabilir. Çanakkale olarak bu anlamda doğru ve ciddi yol kat ettiğimize inanıyorum” açıklamalarına da yer veren Murat Küçükkayalı, tüm sanatseverleri 10 Ocak 2017 saat: 17:30’daki sergi açılışına davet etti.

GENÇLERİN SORULARINI KÜÇÜKKAYALI CEVAPLAYACAK

Bursa ve İstanbul’da birçok kişisel sergi açan, birçok ulusal ve uluslararası seramik, heykel, resim, fotoğraf sergisi, karma sergi, sempozyum, çalıştay, ve bienal düzenleyen Murat Küçükkayalı, 11 Ocak 2017 Çarşamba günü de Seramik Müzesi’nde genç sanatseverlerin sorularını yanıtlayacak. Söyleşi havasında gerçekleştirilecek olan buluşma saat 15:00’de başlayacak. ‘Gençler Soruyor / Sanata Dair’ konulu buluşmada, seramik sanatından tiyatroya, resimden fotoğrafçılığa kadar geniş bir yelpaze ele alınacak.

emine-yedikuvvet-1” Camaltinda seyahat – Travelling under glass “

Emine Yedikuvvet
14- 30 Ocak 2017

Antik Hotel, 14- 30 Ocak tarihleri arasında çok özel bir sergiye ev sahipliği yapacak.
Ressam Emine Yedikuvvet ‘le, Bizans’ın derinliklerinde (bir Bizans Sarnıcında) camaltı resmin derinliklerine ineceksiniz.

Mitolojiden arkeolojiye, mizahtan felsefeye…

Kimi zaman Nuh’un gemisiyle, kimi zaman denizkızlarıyla fantastik bir yolculuk… Şahmeran’ı görebilmek dimdik ayakta…

Karagöz Hacivat’lı zamanlar ve İstanbul’dan gerçek anlar.

Serginin açılış kokteyli; 14 Ocak Cumartesi günü 18:00 – 20:00 arasında yapılacaktır

 

 evi-yeniden-kurmak-sergisi-galeri-khasda-acildi_ce22fEvi Yeniden Kurmak

Tarihler: 13 Ekim 2016 – 13 Ocak 2017

Yer: Galeri KHAS

Kadir Has Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Galeri Khas, yeni döneme küratörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın yaptığı Eda Soylu’nun ‘Evi Yeniden Kurmak’ isimli sergisiyle giriyor.

Eda Soylu’nun mekan düşüncesinin ve özel olarak da ev kavramının sökümüne ve yeniden kurulmasına dayanan çalışması galeri mekanında kurulmuş bir yerleştirme. Gerek farklı evlerin yıkımlarından toplanmış yapı malzemelerini gerekse sanatçının kendi evinden ‘söktüğü’ ve galeri mekanına taşıdığı mimarlık elemanlarından oluşturduğu yerleştirmesi ev, hane, mekan kavramlarının yapısökümünü ve yeniden inşasını içeriyor.

Soylu, galeri mekanına ise betonla bütünleştirdiği gerçek kurutulmuş çiçekleri uygulayarak ve bunları çiğneyerek yok etmesini isteyerek izleyiciyi karmaşık ve kendisiyle çelişen bir eyleme sürüklüyor.

13 Ekim’de açılacak serginin küratörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Soylu’nun sergisini değerlendirirken bu yapıtın içinden geçmekte olduğumuz kentsellik dönemine bireysel hafızalar üstünden getirilmiş bir doğrudan müdahale olduğunu, bizi, kendimize ait olanla bizim dışımızdakinin ortak öyküsünü yaşamaya zorladığını, bunun da tam bir deneyim ve edim olduğunu belirtiyor. Soylu’nun işini katmanlı, çoklu okumalara açık bir yapıt olarak nitelendiriyor.

Soylu’nun sergisi 13 Ocak 2017 gününe kadar açık kalacak.

there-was-a-world-once-you-punk-blok-art-space-kutlur-sanat-haber“there was a world, once, you punk!”

Tarihler: 18 Kasım  -06 Ocak 2017

Yer: BLOK art space

Sanatçılar; Andreas Greiner, Dunja Herzog, Florian Meisenberg, Lars Bjerre, Lydia Ourahmane, Markus Hoffmann, Serkan Taycan
Kürasyon – Point Project / Anneli Botz, Lars Bjerre, Anna-Lena Werner

Doğada bulunan motifler ve renkler sanat tarihi boyunca, özellikle Romantik dönemde yaratıcının doğaya olan bağlılığının ve doğanın haşmetli çehresinin tasvirinde yeri doldurulamaz bir rol oynamıştır. Günümüze dek doğa imgesi, örnek olarak sözde doğa-dostu ürünlerin tanıtım reklamlarında ve genel olarak görsel kültürümüzde tüm canlılar için ideal bir yaşama alanını sembolize eder. Filmler dahil popüler kültürde ütopya ve cennet kavramların tasviri, çoğu karakterin içinde yaşadığı kısıtlayıcı ve yapay şehirlerin aksine doğa imgesi üzerinden gerçekleşir. Sürekli bir tehdit altında bulunan doğa, bu tür süreçler üzerinden toplum için değerli bir sığınak olmanın ötesinde fiziksel ve zihinsel özgürlüğe yer veren bir kamu alanı olarak algılanır.

Küratör kolektifi Point Project, “there was a world, once, you punk!” sergisiyle doğanın kentsel alanda yetersizliğine ışık tutmayı amaçlıyor. BLOK art space’de gerçekleşecek olan sergi, İstanbul’da geçtiğimiz yıllarda şehrin az sayıda yeşil alanlarından bir parkın alışveriş merkezi ve lüks apartmanlara dönüştürülme projesine verilen tepki ve parkın bu amaçla işgali üzerinden bir güncellik katmanı da içeriyor. Ülke çapında çevresel direniş hareketlerinin ötesinde, parkın bu işgaliyle başlayan türlü protestolar özgürlük, kamusal alanın aidiyeti ve demokrasi öğelerine dokunan bir kırılma noktası olarak var oluyor. Bu bağlamda, doğaya olan arzumuzun ne kadarının toplumun veya bireyin özgürlüğe olan arzusuna tekabül ettiği sorusu ortaya çıkıyor. Yapay mekanın sürekli yaratımı ve sanayileşme tarafından temel ihtiyaçların sürekli bastırılması bireyi nasıl etkiliyor?

Bu sorular üzerinden sergi üç tema ve perspektifi araştırıyor. İlk olarak Andreas Greiner (GER), Lydia Ourahmane (ALG) ve Serkan Taycan (TUR) çalışmalarıyla doğanın siyasi sembolizmini ve kentsel mekanda yetersizliğini inceliyor. Dunja Herzog (CH) ve Lars Bjerre’nin (DK) işlerinde doğanın ve botaniğin estetik boyutu, doğadan motiflerin ve materyalin kullanımını içeren stratejilerle şiirsel veya kapsayıcı bir anlatıma odaklanıyor. Son olarak doğal ve yapay peyzajların zıtlığı ve yıkıcı materyallerle estetik mekanların yaratılmasıyla Florian Meisenberg (DE) ve Markus Hoffmann’ın (DE) yerleştirmeleri günümüz görsel kültüründe doğanın çoğunlukla olumlu ve ütopik sembolizmine eleştirel bir bakış açısı sunuyor.

Sanatçıların hem mekana özgü hem de halihazırda tamamlanmış projelerini içeren sergi, sonuç olarak sanatın bu önemli konuya dikkat çekmek ötesinde edimsel sanat üzerinde olası bir doğaya dönüşü başlatıp başlatamayacağını soruyor. Sergi süresince çeşitli konuşmalar ve tartışmalar ziyaretçiyi açık forum üzerinden devamlı değişimde olan kentlilikteki “doğal” ortam üzerine düşünmeye davet ediyor.

Sol: Bir zamanlar, bir dünya vardı, seni serseri.
Det. Thorn: Evet, söyleyip duruyorsun.
Sol: Ben oradaydım. Kanıtlayabilirim.
Det. Thorn: Evet, biliyorum. Sen gençken, insanlar daha iyiymiş.
Sol: Ah, çatlaklar. İnsanlar hep çürüktü. Ama dünya çok güzeldi.
Soylent Green (1973)

POINT PROJECT, toplumsal ve estetik konuları, sanat ve tartışma üzerinden şiirsel stratejiler, kapsayıcı estetik ve kavramsal fikirler ile araştıran Berlin merkezli bir küratör kolektifidir. Kolektif Anna-Lena Werner, Anneli Botz ve Lars Bjerre tarafından kurulmuş ve yürütülmektedir.

turkiye-sinemasinda-usta-lar-istanbul-modern-guncel-sanat-haberleriTürkiye Sinemasında Usta-lar

Tarih: 24 Mayıs – 31 Aralık 2016

Yer: İstanbul Modern

İstanbul Modern, Türkiye sinemasının kurucu yönetmenlerine adadığı yeni bir sergi projesine imza attı. “Türkiye Sinemasında Usta-lar” adlı proje 95 yıllık yaşamı ve filmografisiyle sinemamızın hikaye-sini yansıtan Lütfi Akad ile başlıyor. Serginin yanı sıra usta yönetme-nin filmlerinden oluşan bir seçki de sinemaseverlerle buluşuyor

İstanbul Modern, Türkiye sinemasına odaklanarak arşiv özelliği taşı-yan sergiler düzenlemeyi sürdürüyor. Sinemamızın 100. yılında gerçekleştirdiği “Yüzyıllık Aşk: Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi” başlıklı araştırma sergisiyle bir ilke imza atan İstanbul Modern, şimdi de sinemamızın kurucu yönetmenlerine odaklandığı bir sergi sunuyor. “Türkiye Sinemasında Ustalar” projesinin ilk konuğu Lütfi Akad olacak.

Uzun yıllar tiyatronun etkisinde kalan sinemamıza farklı bir yön çize-rek, “Sinemacılar Dönemi”ni başlatan Lütfi Akad’ın aynı zamanda 100’üncü doğum yılını anan proje kapsamında usta yönetmenin farklı dönemlerini yansıtan 10 film gösterimine de yer veriliyor.

Ustasız usta
Sergide, Türkiye sinema tarihine adını “ustasız usta” olarak yazdırarak kendisinden sonra gelen yönetmenlere de geliştirdiği sinema diliyle öncülük eden Lütfi Akad’ın sinemasına ışık tutuyor. Sergi, yönetmenin filmografisinden bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış set fotoğrafları, film kareleri, orijinal senaryolar ve afişler gibi 100 parçalık arşiv malzemesini bir araya getiriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleşen “Türkiye Sinemasında Ustalar: Lütfi Akad” sergisinin danış-manlığını Burçak Evren, küratörlüğünü ise İstanbul Modern Sinema Bölü-mü Yöneticisi Müge Turan üstlendi. Sergi için özel olarak hazırlanan katalog da Türkiye sinemasının bir dönemine ışık tutan arşiv özelliği taşı-yor.

Sergi, 18 Mayıs-31 Aralık tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema fuayesinde gezilebilir

unlu-heykeltiras-abdulkadir-ozturkun-eserleri-neva-art-galleryÜnlü Heykeltıraş Abdülkadir Öztürk’ün Eserleri Neva Art Gallery’de

Tarihler: 09 Kasım –  31 Aralık

Yer: Neva Art Gallery

Nişantaşı’nın yeni sanat galerisi Neva Art Gallery, ünlü heykeltıraş Abdülkadir Öztürk’ün heykel ve tablolarından oluşan sergisi ile kapılarını sanatseverlere açtı. Sanatçının ilk sergisi 31 Aralık 2016 tarihine kadar çağdaş sanat tutkunlarıyla buluşuyor.

Yıllardır heykel ve resim sanatı üzerine çalışmalarına devam heykeltıraş Abdülkadir Öztürk tarafından Nişantaşı Hüsrev Gerede Caddesi’nde kurulan Neva Art Gallery, üç aylık dönemlerde sergiler düzenleyerek, tüm sanatseverlere eserleri gezme ve görme imkanını sunuyor. Sanatçı, Neva Art Gallery’de öncelikle çağdaş sanatın form değerlerini, estetik anlayışını sevdirmek, soyut sanatın ifadelerini insanlara yeniden benimsetmek istiyor.

Eserlerinde Antik çağın değerleri ile çağdaş sanatı birleştiren Abdülkadir Öztürk, soyut bir formla insanın evrelerini anlatıyor. Günümüz insanının iç boşluğundaki imgeleri görsel formlarla dile getiriyor. Eserlerinde ticari görüşe yer vermeyen Abdülkadir Öztürk: “Çağdaş sanat insanlara özgüvenini sağlar. Sanatçılar bir ekole bağlı değil bütün sanat akımlarını irdelerler. Ayrıntılarını araştırarak geliştirirler. Ben de Antik kültürlerin değerlerinin bende bıraktıkları etkilerini, günümüzün karmaşası ve iç boşluğumuzda gizlenmiş birçok düşüncelerin izlerini heykellerime ve resimlerime aktarıyorum. Eserlerimi estetik ve heykelsel değerler içerisinde tamamlıyor, formlaştırıyor ve görselleştiriyorum” diyor.

Çivi ve ağacı farklı anlamlarda kullanarak değişik ifadede heykeller yaratan Abdülkadir Öztürk, ayrıca Anadolu yaşamını da heykellerinde konu olarak alıyor. Eserlerinde çocukluğunda anlatılan masalların etkileri büyük olduğunu ifade eden sanatçı, iç içe geçen formlarda, boşluklar içinden yeni masallar, şekiller doğacak hissini veriyor adeta… Abdülkadir Öztürk: “Bütün malzemelerden heykel yapmayı seviyorum ama en çok bronz, taş ve ahşap malzemeleri heykellerimde kullanıyorum. Benim formlarım bu malzemelerle görselliği ve estetiği daha çok ifade ediyor, bütünleşiyor. Bu malzemelerle heykel yapmaktan mutlu oluyorum. Resimlerimdeki ana tema portrelerdir, günümüzün ve çağımızın sorunlarını yansıtır. Heykellerimdeki soyut ifadeler antik kültürlerden günümüze ulaşan insan değerlerinin ifadesidir. Bu değerler yaşam biçimlerinin, inançların ve duyguların plastik değerler içerisindeki anlatımıdır. Günümüzde geçmiş uygarlıklarından nasıl etkilendiğimizin ifadesidir” diye vurguluyor.

Türkiye’de soyut heykel sanatının öncülerinden olan Abdülkadir Öztürk, her sergisinde farklı form ve tasarımlarla sunacak. Kendi sergilerinin dışında başka sanatçıların da eserlerinin de Neva Art Gallery’de sergileneceğinin altını çizen Sanatçı: “İkinci dönemde sanat çizgime uygun başka sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapmaktan ve Neva Art Gallery’de sanatseverlerle sanatçıları bir araya getirecek olmaktan büyük mutluluk duyacağım” diyor.

Teşvikiye’de bulunan Neva Art Gallery’i internetten de ziyaret edebilirsiniz!

mustafa-v-kocun-iki-hobisi-rahmi-m-koc-muzesi-kultur-sanat-haberleriMustafa V.Koç’un İki Hobisi Rahmi M. Koç Müzesi

Tarih:01 Haziran – 30 Aralık 2016

Yer: Rahmi M. Koç Müzesi

TÜRKİYE’NİN RALLİ SPORU TARİHİNE IŞIK TUTAN ‘RETRO RALLY’ VE MODEL UÇAKLARIN RENKLİ DÜNYASINI YANSITAN ‘YERDEN GÖĞE’ SERGİSİ MUSTAFA V. KOÇ’UN ANISINA RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ’NDE ZİYARETE AÇILDI

Rahmi M. Koç Müzesi, merhum Mustafa V. Koç’un renkli kişiliğini yansıtan çok özel iki sergiye ev sahipliği yapıyor. ‘Hem Yerde Hem Gökte’ teması ile Mustafa V. Koç’un tutkuyla bağlı olduğu ralli sporu ve model uçak hobisine dair düzenlenen iki özel sergi 1 Haziran – 30 Aralık tarihleri arasında ziyaretçilerle buluşuyor. Ralli sporunun tarihini yeni nesillere aktarmayı hedefleyen ‘Retro Rally Sergisi’ ve model uçakların renkli dünyasını gözler önüne seren ‘Yerden Göğe Sergisi’nin açılışı, Koç Ailesi üyelerinin katıldığı bir törenle gerçekleşti. Sergilerin açılışı vesilesiyle düzenlenen törende Rahmi M. Koç Müzesi’nin 1994 yılında ilk olarak faaliyete geçtiği bölüm olan Lengerhane Binası’nın ismi de “Lengerhane Mustafa V. Koç Binası” olarak değişti.

Sadece iş insanı kimliği ve liderlik özellikleriyle değil, yaşama renk katan hobi ve ilgi alanlarıyla da tanınan merhum Mustafa V. Koç, Rahmi M. Koç Müzesi’nde açılan iki özel sergiyle anılıyor. Mustafa V. Koç’un gençlik yıllarında ilgilendiği ralli sporunun Türkiye’deki tarihini 18 efsane pilotun 25 aracını sergileyerek anlatan ‘Retro Rally Sergisi’nin yanı sıra yine son dönemde çocukluğundan beri tutkuyla bağlı olduğu model uçakları konu alan ‘Yerden Göğe Sergisi’ 1 Haziran’dan itibaren Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor. ‘Hem Yerde Hem Gökte’ temasıyla düzenlenen Retro Rally ve Yerden Göğe sergileri Koç Ailesi üyeleri, Koç Holding üst yönetimi, ralli sporuna gönül veren iş insanları ve davetlilerin katılımıyla ziyarete açıldı.

Efsane sürücülerin 25 aracı sergileniyor
Türkiye’de 1960’lı yılların sonundan itibaren bilinmeye başlanan ralli sporunun aradan geçen yarım asırlık dönemde çıkarttığı şampiyonların ve onlara ait araçların tanıtıldığı sergi, bu sporun Türkiye’de tanınmasına büyük emek harcayan Mustafa V. Koç’a ithaf edildi. İlk planlaması ve hazırlık çalışmaları Mustafa V. Koç’un sağlığında başlayan ve vefatının ardından tamamlanan ‘Retro Rally Sergisi’nde Renç Koçibey’den Cem Hakko’ya, Ali Karacan’dan Volkan Işık’a, bu spora gönül veren 18 efsane pilotun model yılları 1968-2006 arasında değişen 25 farklı otomobili yer alıyor. Opet, Ford, Fiat, Opel, Pirelli, Allianz, LG, Norm Cıvata, Beyçelik Gestamp, Martur, Power Grup ve Number 1’in da destekçileri arasında yer aldığı sergide Mustafa V. Koç’un 1991 Rallikros Şampiyonası’nda birincilik kazandığı Ford Sierra model araç da ziyaretçileri karşılayacak. Türk ralli tarihine ışık tutan geçmiş dönem yarış afişleri, zaman karneleri, yol notlarının yanı sıra pilotların şampiyonluk kupaları, tulumları, kaskları, yarış ayakkabıları, yarış eldivenlerinin de görülebileceği sergide, araç sahibi ünlü pilotların birebir maket fotoğrafları da olacak. Sergi süresince ziyaretçilere interaktif bir ortam sağlayabilmek amacıyla bir ralli simülatörü de hazır bulunacak.

Model uçakların renkli dünyasına yolculuk
1 Haziran- 30 Aralık tarihleri arasında Rahmi M. Koç Müzesi’nin ev sahipliği yapacağı bir diğer sergi olan ‘Yerden Göğe’ ise, model uçakçılığın Türkiye’deki tarihini gözler önüne seriyor. Türkiye’de; kuruluşuna Atatürk’ün öncülük ettiği Türk Tayyare Cemiyeti’nin çabalarıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında tanınmaya başlayan ve 1930’ların ilk yarısında ders programlarına dahi giren model uçakçılık, 1963 yılında yurtdışı organizasyonlara katılım ile uluslararası bir kimlik kazandı. Zaman içinde teknolojideki gelişimle birlikte şekil değiştiren model uçakçılık, Mustafa V. Koç’un da en sevdiği hobileri arasındaydı.

Mustafa V. Koç’un kupa ve madalyaları da sergileniyor
Çocukluğundan bu yana uçak uçurmaya meraklı olan Mustafa V. Koç, Amerika’da üniversitede okurken tanıştığı uzaktan kumandalı planörlerle bu hobisini geliştirmişti. Katıldığı yarışmalarda Türkiye’yi de temsil eden Mustafa V. Koç, Türk Milli Takımı ile 2004 yılında Kanada F3J Model Dünya Şampiyonası’nda ülkemize gümüş madalya da getirmişti. Yerden Göğe Sergisi’nde Mustafa Koç’a ait 12 uçak ile 3 planörün yanı sıra, 2002-2013 yılları arasında düzenlenmiş olan çeşitli ulusal ve uluslararası model uçak yarışmalarında Mustafa V. Koç’un kazandığı kupalar ile Avrupa ve dünya şampiyonlarında F3J Türk Milli Takımı’yla kazandığı üç adet madalya da yer alıyor.

sergiler-felix-ziem-isik-denizinde-bir-gezgin-pera-muzesi-guncel-kultur-sanat-sergi-haberleriFélix Ziem – Işık Denizinde bir Gezgin

Tarih: 10 Kasım 2016 – 29 Ocak 2017

Yer: Pera Müzesi

  1. yüzyılın en özgün manzara ressamlarından Fransız sanatçı Félix Ziem’i ağırlıyor. Martigues’deki Musée Ziem iş birliğiyle gerçekleşecek serginin küratörlüğünü Lucienne Del’Furia ve Frédéric Hitzel üstleniyor.

Sergi, öncelikli olarak 19. yüzyıl resmine damgasını vurmuş bir sanatçı olan ve çoğunlukla deniz ve kentin iç içe geçtiği İstanbul’u ve Venedik’i konu alan resimleriyle bilinen Ziem’i, tüm yönleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Ziem’in sergideki yağlıboyalarında kullandığı canlı renkler ve hızlı, dinamik fırça tekniğiyle sürekli değişen ışığın titreşen etkilerini yakalama çabası izleniyor. Sanatçının neden izlenimciliğin gelişini önceden haber veren, önizlenimci bir ressam olarak kabul edildiği ve Monet gibi resim sanatında bir devrimi temsil eden ressamlarla üslupsal ilişkileri gözler önüne seriliyor. Tasarım süreçlerini görünür kılan desenleriyse, Kırım Savaşı döneminde İstanbul’da bulunan 19. yüzyılın bu gezgin ressamının zihnine bir pencere açıyor adeta. Bizi onun gözünden bu kenti yeniden keşfetmeye teşvik ediyor. Resim sanatına tutkun olan herkes ve yaşadığı dönemden bugüne kadar koleksiyonerler tarafından ilgiyle takip edilen, kendinden sonra gelen sanatçı kuşaklarını derinden etkileyen, daha yaşarken eserleri Louvre Müzesi’ne kabul edilen ilk sanatçı olan romantik manzara resminin bu tanınmış ismini, Ziem’i bugünün sanatseverleriyle buluşturmak amaçlanıyor.

balkanlardan-gelen-soguk-hava-pera-muzesiBalkanlardan Gelen Soğuk Hava

Tarih: 10 Kasım 2016 – 07 Mayıs 2017

Yer: Pera Müzesi

Ali Akay ve Alenka Gregorič küratörlüğünde gerçekleşen Balkanlardan Gelen Soğuk Hava sergisinde, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovenya’dan çağdaş sanatçıları ağırlıyor.

Sergi, “Balkanlar” olarak bilinen bölge ülkelerinden farklı kuşaklardan sanatçı ve sanatçı gruplarına odaklanıyor ve bölgenin kaçınılmaz olarak akla gelen siyasi çağrışımları göz önünde bulundurulmaksızın bir doğa olayı üzerinden biçimleniyor: Rüzgâr. Bu tema aynı zamanda hava durumu haberlerinde kışın gelişine işaret eden “Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası” söylemine gönderme yapıyor.

Türkçe’de yaygın olarak kullanılan bu söylemden yola çıkan sergi, kendilerini çevreleyen sosyal, politik ve kültürel ortam hakkındaki tepkilerini belirten Maja Bajević, Braco Dimitrijević, Vadim Fishkin, IRWIN, Laibach, Mladen Miljanović, Ivan Moudov, OHO, Dan Perjovschi, Mladen Stilinović, Ulay ve Sislej Xhafa gibi sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor. Videodan fotoğrafa, çizimden yerleştirmeye farklı mecralarda oluşturulan çarpıcı eserlerin seçiminde, farklı nesillerden Balkan sanatçıların yeni bir diyalog oluşturması ve izleyiciye alternatif bir bakış açısının sunulması hedefleniyor.

header_imageARTİST 2016 / 26. ULUSLARARASI İSTANBUL SANAT FUARI 

ARTİST / Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı, 26 yıldır olduğu gibi bu yıl da TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, Beylikdüzü’nde, 12-20 Kasım 2016 tarihleri arasında gerçekleşiyor.

Bu yıl 26.sı düzenlenecek ARTİST / Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nın 7 no’lu ana salonunda bu yıl 25 galerinin yanı sıra Umulmadık Topraklar isimli, çok küratörlü geniş bir sergi, panel ve performanslar dizisi ile karşımıza çıkacak.

Her yıl genç sanatçılara destek vermek için ayrılan 8. Salonda ise, 30’u aşkın inisiyatif ve grubun yanı sıra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İstanbul Kültür Üniversitesi ve Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi’nin de içinde olduğu kurumlar yer alacak.

12 Kasım günü saat 11:00’de kapılarını ziyaretçilere açacak olan ARTİST 2016 Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı toplamda 12 bin metrekareyi aşkın iki salonunda 9 gün boyunca sanatseverlerle yüzlerce sanatçının bini aşkın eserini buluşturacak.

ARTİST 2016’yı Onurlandıranlar

İstanbul Sanat Fuarı’nın, her yıl plastik sanatlara katkıları ve farklı alanlardaki çalışmaları nedeniyle verilen onur ödülleri de sahiplerini buldu. Çağdaş sanatlara önemli katkıları nedeniyle Sanatçı Onur Ödülü Sayın Gülsün Karamustafa’ya verilirken Sanatsever Kurum Onur Ödülü ise Summart Sanat Merkezi’ne verildi.

Ödüller 14 Kasım 2016 Pazartesi günü düzenlenecek geleneksel TÜYAP Onur Yemeği’nde sahipleriyle buluşacak. Bu kapsamda Gülsün Karamustafa için ayrılacak alanda“Sineması” adlı bölümde sanatçının çeşitli dönemlerde gerçekleştirdiği video işlerinden bir seçki gösterilecek. Aynı zamanda “Kağıt Üzerinde Gülsün Karamustafa” başlıklı belge-sergide, sanatçı ve işleri için gerçekleştirilmiş, afiş, billboard, katalog, davetiye gibi görsel iletişim tasarımı öğeleri; sanatçının yaptığı kitap-dergi kapakları, illüstrasyonlar, belirlenmiş bir küratoryal konsept kapsamında izleyicilerle buluşuyor.

Sanatsever Kurum ödülü kapsamında ise Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleşecekSummart Bora Koleksiyonu sergisine de geniş bir yer verilecek. Summart Sanat Merkezi’nin kurucusu Mete Bora tarafından 1989 yılında başlatılan Bora Koleksiyonu’ndan bir seçki fuar boyunca ziyaretçilere açık olacak.

  1. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı,  her yıl olduğu gibi bu yıl da, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.

ARTİST, 20 Kasım 2016 Pazar akşamına kadar ziyaretçiler için kapılarını açık tutacak.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş.

3_istanbul_tasarim_bienali-guncel-sanat-haberleri-2016-2017-20183.İstanbul Tasarım Bienali

BİZ İNSAN MIYIZ?

TÜRÜMÜZÜN TASARIMI

2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl

  1. İstanbul Tasarım Bienali, “insan” ve “tasarım” kavramları arasındaki yakın ilişkiyi inceliyor. Tasarım hep insanın hizmetindeymiş gibi görünse de, asıl iddiası insanı yeniden tasarlamak. Dolayısıyla tasarımın tarihi bir yandan da “insan” anlayışının zamanla evirilmesinin tarihi. Tasarıma dair konuşmak, türümüzün durumu hakkında konuşmak demek. İnsanlar ürettikleri tasarımların etkisiyle köklü değişimler geçirirken tasarım dünyası da bir yandan genişliyor. Her şeyin tasarlandığı bir devirde yaşıyoruz: büyük bir özenle şekillendirdiğimiz kişisel görünümümüz ve dijital kimliğimiz, bizi çevreleyen kişisel cihazlar, yeni maddeler, arayüzler, ağlar, sistemler, altyapılar, veriler, kimyasallar, organizmalar ve genetik kodların hepsi tasarlanıyor. Her gün uzayın derinliklerinden kendi bedenimiz ve beynimizin derinliklerine uzanan binlerce tasarım katmanını tecrübe ediyoruz. Tam anlamıyla tasarımın içinde yaşıyoruz; kendi vücudundan çıkan salgılarla ördüğü ağın içinde yaşayan bir örümcek gibi. Ama örümcekten farklı olarak biz, birbiriyle örtüşen ve etkileşen sayısız ağ örmüşüz. Hatta gezegenimiz bile jeolojik bir katman hâline gelmiş tasarımla tamamen örtülmüş vaziyette. Tasarım dünyasının artık bir dışı yok. Tasarım, dünya hâline geldi.

Tasarım, bize dair en insani şey. Bizi insan yapan şey tasarım. İlk aletlerden, katlanarak genişleyen insan kabiliyetine, sosyal yaşamın temelinde tasarım var. Öte yandan tasarım, eşitsizlikler ve yepyeni görmezden gelme biçimleri de oluşturuyor. Bir yandan dünyada hiç olmadığı kadar insan savaş, kanunsuzluk, yokluk ve iklim şartları nedeniyle zorunlu olarak yerinden olurken, diğer yandan insanın genetik yapısı ve iklimin kendisi aktif olarak yeniden tasarlanıyor. Artık “iyi tasarım” olgusuna sığınamayız. Tasarımın baştan tasarlanması gerekiyor.

“BİZ İNSAN MIYIZ? : TÜRÜMÜZÜN TASARIMI : 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” başlığı, tüm dünyadan ve farklı alanlardan tasarımcı ve düşünürleri, birbirleriyle bağlantılı sekiz önermeye yaklaşımlarını paylaşmaya davet ediyor:

TASARIM DAİMA İNSANIN TASARIMIDIR

İNSAN TASARLAYAN CANLIDIR

TÜRÜMÜZ, SONSUZ TASARIM KATMANLARI ARASINDA DURMAKTADIR

TASARIM, İNSANIN KABİLİYET ALANINI KÖKTEN GENİŞLETİR

TASARIM SÜREKLİ KÖKLÜ EŞİTSİZLİKLER YARATIR

GÖRMEZDEN GELMENİN TASARIMI BİLE TASARIMDIR

“İYİ TASARIM” ANESTEZİKTİR

ANESTEZİSİZ TASARIM, İNSANLIĞIMIZA DAİR ÖNEMLİ SORULAR SORAR

Bu önermeler, önümüzdeki yıl boyunca düzenlenecek etkinlikler, dersler, atölye çalışmaları ve kısa videolar için yapılacak açık çağrı da dahil olmak üzere, internet üzerinden yapılacak tartışmalar aracılığıyla incelenecek. Dünyanın dört bir yanında sürecek bu bir yıllık inceleme dönemi, 2016 Ekim ayında açılacak 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin yoğun sergi, diyalog, yayın ve yayım programı ile sonuçlanacak.

Bu bienal bir arkeoloji projesi. Bazı tasarımcıları öne çıkarmak ya da olağanüstü bir geleceği hayal etmek yerine, gerçek hayatın bilimkurguyu geride bıraktığı günümüz dünyasında tasarımın yeri üzerine çok mecralı bir belgesel çalışması olmayı hedefliyor. Bienal, günümüz tasarımının uçlardaki hâlini, ilk standardize süslemeler ve ilk ayak izlerinden en yeni dijital ve karbon ayak izlerine uzanan, türümüzün 200.000 yıllık tarihi bağlamına yerleştirecek. Normal koşullarda bir bienal geçmiş iki seneye odaklanır. Bu bienal ise iki saniye öncesinden 200.000 yıl evvele kadarki zaman dilimine odaklanacak. Türkiye ve yakın çevresinden arkeolojik eserler bienalin kalbinde yer alacak ve tasarıma dair güncel düşüncelere farklı bir açıdan bakmamıza olanak verecek.

İstanbul Tasarım Bienali

Tasarımın üretime, ekonomik kalkınmaya, toplumsal gelişime, kültürel etkileşime ve bireylerin yaşam kalitesine olumlu etkisini vurgulamayı hedefleyen İstanbul Tasarım Bienali, kentsel tasarım (şehir ve bölge planlama), mimarlık, iç mimarlık, endüstriyel tasarım, grafik tasarım, moda ve tekstil tasarımı ve yeni medya tasarımı gibi başlıca tasarım mesleklerini ve bu mesleklerle ilişkili tüm yaratıcı alanları kapsamaktadır. Bu alanların tümüne ait üretimleri, yenilikçi fikirleri ve söylemleri ortaya koymayı ve toplumsal anlamda bir etkileşim sağlamayı hedeflemektedir.

Türkiye’de ekonomik ve endüstriyel kalkınmanın ivme kazanmasıyla birlikte yaratıcılık ve yenilikçiliğin önemi de artmaktadır. Günden güne gelişen potansiyeli ve çokkültürlü yapısıyla İstanbul, yaratıcı endüstrilerin yerel merkezi konumundadır ve global bir merkez olma yönünde hızla ilerlemektedir. İstanbul ve çevresindeki coğrafyadan doğan farklı bakış açılarının küresel çerçevede oluşmuş tasarım söylemlerini zenginleştireceği inancıyla yola çıkan İstanbul Tasarım Bienali, İstanbul’un son dönemde hareketlenen yenilikçi ve yaratıcı çalışmalara katılımını amaçlamaktadır.

İstanbul Tasarım Bienali, öncelikli olarak kamuoyunda “tasarım” farkındalığını artırmayı, ülke için tasarım ve yenilikçilik politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak bir platform oluşturmayı, ulusal ve uluslararası ölçekte bir tasarım arşivinin ve kaynakçasının oluşturulmasına katkıda bulunmayı, global tasarım problemlerini ele alarak sergilerinde bunlar için geliştirilen farklı çözümleri sunmayı ve bu bölgenin yaratıcı potansiyelini ortaya koymayı hedeflemektedir.

İstanbul Tasarım Bienali, hem yurtdışından hem de Türkiye’den önemli örnekler sunarak tasarım kavramını sorgulamayı, bu alandaki farklı eğilimleri, akımları ve yenilikçi düşünceleri tanıtmayı ve İstanbullu izleyicilere aktarmayı amaçlar. Bienal, sadece çeşitli etkinliklerin bir araya geldiği, iki ay süreli bir etkinlik olarak düşünülmemiş, yıl boyunca gerçekleştirdiği faaliyetleri ile alışkanlık yaratacak, uzun vadede toplumsal ve kültürel alanda gelişmeler sağlayacak bir yapıya sahip olacak şekilde oluşturulmuştur.

inci-eviner-retrospektifi-icinde-kim-var-istanbul-modernİnci Eviner Retrospektifi: İçinde Kim Var?

Yer:İstanbul Modern

Tarih: 22 Haziran – 27 Kasım 2016

İstanbul Modern’in düzenlediği İnci Eviner Retrospektifi, sanatçının 1980’li yıllardan günümüze uzanan yaratım sürecini bir araya getiriyor. Sergi, Eviner’in desenden resme, videodan yerleştirmeye, fotoğraftan heykele uzanan zengin ifade arayışının gelişim ve dönüşümünü görünür kılıyor. Eviner’in sanatsal birikimini kronolojik bir akış yerine, geçmiş ile şimdiyi birbiri içerisine konumlandıran ve sergi mekânını da sergilemenin içerisine dahil eden, farklı bir kurgu ile izleyiciye sunuyor.

Eviner’in çalışmalarının merkezini desen oluşturuyor. Çalışma pratiğinin başlangıç noktasını kağıt üzerine çizgi ile oluşturduğu dışavurumlar olarak tanımlayan sanatçı, sanat tarihine ait alegori, ikonografi, illüstrasyon ve mitolojilerden güncel ideogram ve piktogramlara uzanan, sınırsız bir görsel dilin içerisinde gezinerek kendi sanat anlayışını her defasında daha da zenginleştirerek oluşturuyor. Güzel olanın içindeki şiddeti, bastırılmış olanın potansiyelini ve bilinçaltının eşsiz yaratıcılığını iç içe örerek güncel, güncel olduğu kadar da zamansız olduğu izlenimi veren yapıtlar kurguluyor.

Türkiye çağdaş sanatının güncel dönüşümünde etkin rol üstlenen öncü sanatçı; toplumsal, politik ve sosyo-kültürel koşullar içerisinde kadın, toplumsal cinsiyet ve kimlik politikalarına dair farklı haller üzerine kendine özgü bir ifade alanı aralıyor. Çocukluktan itibaren etkisi altında kaldığımız tarihsel, söylemsel ve bilinçdışından süreçlerin kadın kimliği üzerindeki yansımalarını araştıran sanatçı, kadın olma halini tek bir imgeye sığmayan, sınırsız bir hayal gücünün alanı olarak tanımlıyor. Gündelik hayat içerisindeki jestlerinden hareket eden Eviner, onlar için uygun görülen temsil biçimlerini ve bu temsilleri var eden yasakları sorgularken meydan okumayı ihmal etmiyor.

İlgi ve araştırma alanlarının çeşitliliği açısından şüphesiz kuşağının en yaratıcı ve güncel sanatçılarından biri İnci Eviner. Serginin bir araya getirdiği yaklaşık kırk yıllık döküm, onun hem kendisi ile hem de insanı var eden bilinçaltı, kültür, tarih, doğa ve sanat bütünlüğü ile kurduğu derin bağın zenginliğini ortaya koyuyor.

Sergideki yapıtlar, disiplinlerarası kesişmeden doğan pek çok alt okuma barındırabilir ama Eviner’in sanatındaki ana aksları şu başlıklar altında sıralayabiliriz: Akademik eğitiminin getirdiği sanat tarihsel referanslar ve bu referansların sembolik anlamlarına dair güncel sorgulamalar, bilinçaltı ve varoluşun tetiklediği dışavurumlar, insan doğasının karmaşık yapısı, ezberlediğimiz davranış modelleri ve bizi hayvanlardan ayıran ince medeniyet çizgisi, inşa edilmiş büyük anlatılar ve bu anlatıların nüfuz ettiği tüm iktidar alanları, beden-kimlik-coğrafya üçgeninde oluşturulmuş Kartezyen bilgiler ve bu bilgilerin yansıdığı, düşünceyi tekelleştiren görsel ve sözlü yayınlar, kaynaklar ve tarihi belgeler, doğu-batı ekseninde kurgulanmış modernist politikaların şimdiki zamandaki etkileri ve bu etkileri delen sınır aşımları, göçler ve mülteci olma halleri.

 

header_imageCONTEMPORARY ISTANBUL 11. YILINDA

19 ÜLKEDEN 1000’İ AŞKIN ESERİ İSTANBUL’A GETİRİYOR

Türkiye’nin ve bölgenin çağdaş sanat eserlerinin en iyi örneklerini sanatseverlerle buluşturan Contemporary Istanbul, 3 – 6 Kasım tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Akbank’ın desteğiyle gerçekleşecek. 19 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçının 1050 eserle katılacağı Contemporary Istanbul yeni bölümleriyle sanatseverlerin karşısına çıkmak için geri sayıma başladı.

Bölgenin önde gelen çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul, 11. yılında da Akbank’ın desteğiyle kapılarını açmaya hazırlanıyor. Özgür ve özgün fikirlerin her alandaki gelişime ilham vereceğine inanan Akbank, Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul’a 2007 yılından bu yana desteğini sürdürüyor. Sürdürülebilir kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’nin sosyal ve ekonomik gelişimine önemli katkı sağlayan Akbank, ekonomik büyümeyi desteklemenin yanı sıra toplumun kültür ve

sanat alanında da gelişimini öncelikli sorumluluğu olarak görüyor.

CI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, Kasım ayında 11. yaşına girecek olan Contemporary Istanbul’un önemine ve bu yıl fuara dâhil edilen yeni projelere değindi. Güreli, 2000’li yılların başında sayısı 20’yi geçmeyen çağdaş sanat fuarlarının son 10 yılda bölgesel fuarları da sayarsak 269 gibi bir sayıya yükseldiğini belirtti. “Fuarların önemli bir özelliği de bienallerde olduğu gibi genç sanatçıların ilk kez sunulduğu veya tanınan bir sanatçının yeni bir işinin ilk kez sergilendiği sanat etkinlikleri olmasıdır. Yeni bir sanat üretimini izleyici ile buluşturması fuarları ön plana çıkardı. Fuarlar ayrıca galerilerin koleksiyonerlerle buluşması için de elverişli bir ortam sağlamaktadır. Dünyada özellikle son 5-6 yılda online satışlar %24 oranında arttı. Bu gelişme dünyanın birçok önde gelen müzayede evini de online piyasasına girmeye yönlendirdi. Galeriler de web sitelerinde online satış kısımlarını açarak teknolojik gelişmelere paralel olarak sanat dünyasını etkileyen bu büyümeye ayak uydurdu. Contemporary Istanbul da Artsy ile iş birliğinin 3. yılında online satışlarını 26 Ekim’de açacak.” Sanatsever sayısının bütün dünyada ve Türkiye’de arttığını ifade eden Güreli, fuarın son on yıl içerisinde yükselen ziyaretçi sayısının da bu artışı yansıttığına dikkat çekti. Konuşmasında sanatın insanları birbirine yaklaştıran ve insanlara huzur veren bir üretim olduğunu vurgulayan Güreli, fuarın insanlara içerisinden geçtiğimiz zor dönemlerde umut vereceğini söyledi. 2000-2014 yılları arasında açılan müze sayısının önceki iki yüz yıllık dönemden daha fazla olduğunun altını çizen Güreli, müze sayısındaki bu artışının da çağdaş sanat piyasası için oldukça oldukça önemli olduğunu ifade etti. Güreli ayrıca müze alımlarının nitelikli sanat üretimi artışına da katkı sağladığını belirtti.

Bu yıl küratörlüğünü Marc-Olivier Wahler’in yaptığı ve danışmanlığını Marcus Graf’ın üstlendiği Collectors’ Stories sergisinin de detaylarını aktaran Güreli, Akbank’ın 10 yıldır ana sponsor olarak desteğinin fuarın geldiği noktaya büyük katkı sağladığını ifade etti. Türkiye’nin önde gelen 60 koleksiyoneri tarafından bizzat seçilen 120 sanat eserinin sergileneceği sergide, 53 Türk ve 49 yabancı sanatçı olmak üzere toplam 102 sanatçının enstalasyon, heykel, video, pentür ve fotoğraf işleri yer alıyor.

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Suzan Sabancı Dinçer ise Contemporary Istanbul’un önemine ve Akbank’ın sanat ortamındaki bakış açısına değindi: “Dünyadaki gelişmeler ve küreselleşme sürecinin etkisiyle Türkiye’de de çağdaş sanat her geçen gün gelişiyor. Biz de ülkemizde çağdaş sanatın bilinmesi, kitlelerce daha çok takip edilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’de çağdaş sanatın en önemli buluşma platformu olan Contemporary İstanbul’u kurulduğu günden beri destekliyor, ana sponsorluğunu da bu yıl onuncu kez üstleniyoruz. İlk başladığımız noktaya kıyasla çağdaş sanatın ülkemizde bugün geldiği yer çok farklı. İstanbul artık dünyanın önemli sanat merkezlerinden biri. Bunda Akbank olarak katkımız olduğunu bilmek bize gurur veriyor. Sanatın farklı disiplinlerindeki gelişim sürecinin en yakın tanıklarından ve hâmilerinden biri olarak bundan sonra da çağdaş sanata desteğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, Contemporary Istanbul’un uluslararası alandaki başarısını; ülkemizi, İstanbulumuzu dünyanın seçkin sanat çevrelerinde ne kadar iyi temsil ettiğini görmekten büyük memnuniyet

duyuyoruz. Akbank olarak ülkemizin uluslararası boyutta doğru ve güzel tanıtımına şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da destek olmayı sürdüreceğiz.”

Contemporary Istanbul’un, bölgenin ve Türkiye’nin önde gelen sanat etkinliği olma sorumluluğu ile sanata olan katkısını gururla takip ettiklerini belirten Ferko Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökçe Meriçten, “Ferko olarak geçen yıl başlattığımız 4 yıllık desteğimizin çerçevesini her yıl artırıyoruz. 25 yıldır kaliteli ve lüks projeleri modern tasarım anlayışı ile hayata geçiren bir marka olarak Türkiye’nin bu en kapsamlı “modern ve güncel sanat” etkinliğini desteklemekten onur duyuyoruz.”

Mutluluğun yolunun sanattan da geçtiğine inanan CI ortak sponsoru Yıldız Holding, bu yıl Ülker Çocuk Sanat Atölyesi’ni gerçekleştirecek. Çocukları erken yaşta sanatla buluşturmak, sanatı günlük yaşamlarının bir parçası haline getirmek hedefiyle 2011 yılından bu yana düzenlenen Ülker Çocuk Sanat Atölyesi, 3-6 Kasım tarihlerinde Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda çocukları ağırlayacak. Çocukların hayal güçlerinin ve estetik duygularının gelişimini destekleyecek çalışmaların uygulanacağı atölyede, çocuklar uzman eğitmenlerle birlikte yeteneklerini keşfetme fırsatı bulacak.

Contemporary Istanbul’un en dikkat çeken bölümlerini bu yıl ilk defa sanatseverlerle buluşacak olan Collectors’ Stories ve CI Design oluşturuyor. Fuarda bu yıl yeni bölümlerin yanı sıra yeni projeler de dikkat çekiyor.

Collectors’ Stories Türkiye’nin önde gelen 60 çağdaş sanat koleksiyonundan 120 eseri sergileyecek Contemporary Istanbul bu yıl için bir ilke imza atarak, Collectors’ Stories bölümünde Türkiye’nin önde gelen 60 çağdaş sanat koleksiyonundan 120 eseri sanat severlerle buluşturacak. Türkiye’nin önde gelen koleksiyonerlerinin kendi koleksiyonlarından seçeceği eserler CI Artistik Danışmanı Marc-Olivier Wahler’in küratörlüğünde sergilenecek. Koleksiyonerlerin kişisel estetik anlayışlarını sunmalarına olanak sağlayacak sergi, Türkiye’de sanat koleksiyonerliğinin geçirdiği dönemsel değişimleri ve bugününü tartışmaya açacak. Bu bağlamda hazırlanacak olan Collectors’ Stories kitabı ise CI Publications’ın ilk yayını olacak ve sergilenen eserlerin tüm dünyaya açılmasını sağlayacak.

Contemporary Istanbul’un bu yılki programının yeniliklerinden CI Design, 22 Ekim – 4 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 3. Istanbul Tasarım Bienali ile eş zamanlı olarak fuarda yerini alacak ve bienalin yarattığı sinerji etrafında yoğunlaşacak. Arçelik bu yıl Contemporary Istanbul ile yaptığı işbirliği sayesinde geri dönüşümü sanatla buluşturacak ve ‘Cycles’ sergisini hayata geçirecek. Bu sergiyle Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserleri ve koleksiyon objelerine dönüştürülecek. ‘Cycles’ sergisinde; Ela Cindoruk, Nazan Pak, Seçkin Pirim, Sema Topaloğlu, bu geri dönüştürülmüş materyallere ustalıkla yeni bir “hayat” (form) kazandıracak. Arçelik, bu sergi ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekecek. ‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonuna sahip Arçelik, kaynakların verimliliğine odaklanarak

‘sürdürülebilirlik’ yaklaşımını tüm süreç ve faaliyetlerine entegre ediyor. Bu amaçla, Türkiye’nin en büyük geri dönüşüm hareketini başlatan Arçelik, beyaz eşya üreticisi olup kendi geri dönüşüm tesisini kuran ilk ve tek şirket oldu.

Kalküta merkezli Basu Foundation for the Arts (BFA) tarafından düzenlenen misafir sanatçı programının eski katılımcılarından Thomas Henriot, Miguel Angel Garcia ve Yusuf Sevinçli gibi sanatçıların eserleri de bu yıl Contemporary Istanbul’da sergilenecek. BFA tarafından belirlenen ve fuarda eserleri sergilenen bir Türk sanatçı bir ay süreyle misafir sanatçı programına katılma hakkı elde edecek. Sanatçının eserleri Kalküta’da BFA Gallery’den başlayan bir gezici sergide yer alacak.

Mimar Fahrettin Aykut’un Contemporary Istanbul için özel olarak hazırlayacağı iç mekan tasarımlarının yanı sıra Ardan Özmenoğlu tarafından hazırlanan bir enstalasyona yer verecek.

ALAMET-İ FARİKA KARMA SERGİ

Tarih: 15 Ağustos -10 Eylül
Yer: Galeri Eksen, İstanbul
Alamet-i Farika bir şeyi diğerlerinden ayıran nitelik / özellik anlamına gelen , Arapça kelimelerden oluşan bir tamlamadır. Etimolojik olarak incelendiğinde Arapça kökenli Alamet; belirti /iz, Farika ise
ayıran anlamına gelir. Osmanlı döneminde de sıkça kullanılan bu tamlama, dönemin satışta olan ürünlerinin üzerinde bulunan ve ürünlerin hangi elden ya da kurumdan çıktığını halkın anlamasına
yarayan belirli bir isim, renk, çizgi kısacası ürünün imzası niteliğinde olan herhangi bir belirti olabilirdi. Osmanlıdan günümüze kadar gelen bu isim taşıdığı özellikle, bir kurum ya da kişi tarafından ortaya konmuş ürünü taklitlerinden sakınır ve siz ürünün Alamet-i Farikasını gördüğünüz zaman orjinalliğinden emin olabilirsiniz. Bir sanatçı için en çok zaman alan şeydir belki de,
sanatçının kendi tarzını oluşturması ve izleyicinin, bir sanatçının eserini görüp artık imzasına bakmadan salt çizgisi, kullandığı renkleri ya da eserine yansıttığı ve aslında sanatçının ismini, imzası
olmasa da gizlice belli ettiği tarzından eserin kime ait olduğunun anlaşılır olması. Ve bir sanatçı için bu noktaya gelebilmek artık kendi Alamet-i Farikasını oluşturduğunun güzel bir kanıtıdır. Galeri
Eksen bu kez, ağırladığı 30 sanatçı ile güncel sanatın başarılı isimlerinin Alamet-i Farikalarını gün yüzüne çıkarıyor. Sergide yer alan farklı disiplinlerden, çizgilerden, tarzlardan gelen 30 sanatçı
bir araya gelerek kendi Alamet-i Farikalarını izleyici ile buluşturuyor. Her biri algıladığı dünyayı kendisine has malzemelerle resim ya da heykel olarak somutlaştıran sanatçılar, eserleriyle
karakterize olmuş yönlerini başarılı bir şekilde yansıtıyor. 30 sanatçı… Özünde farklı düşünceleri, hayalleri ve bakış açılarını barındıran 30 farklı insan. Tek bir konu üzerinde düşünmeleri ve bunu
bize somut bir şekilde yansıtmaları istense bile ortaya çıkacak 30 farklı yaratı demek bu. Her biri kullandıkları malzeme ve teknik ile birbirinden ayrılıyor ve her bir yapıt sanatçısının karakterini
taşıyor. Aslında gerçek Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portesi adlı kitabında ressam Basil Hallward’ın sözleri kadar net: “ Hissedilerek çizilmiş her portre ressamın bir portresidir, modelin değil.” Bu
cümlenin ötesinde, hissedilerek ortaya konulan her sanat eseri yaratıcısından bir parça taşır artık. Sanatçı ve eser bütünleşir ve sanatçı eserini/eserlerini karakterize eder. Ortaya koyduğu yaratı
artık sanatçının Alamet-i Farikası olur.

Sergide farklı disiplinlerden eserlerini görebileceğiniz sanatçılar; Haydar Akdağ,Mehmet Tuğrul Anday,Şeyma Barut,Beyza Boynudelik,Abdulkerim Bozan,Begüm Canel,Şahin Demir,Ezgi Demirel,Çağdaş Erçelik,Kader Genç,Merve Gürlek,Filiz Hatipoğlu,Filiz Kallenci,Nebahat Karyağdı,Azamat Kuliyev,Zafer Malkoç,Dilara Mataracı,Ali Omarr,Aylin Örücü,Mustafa Özbakır,Zeynep Özdemir,Sevim Özyurt,Tuncay Saydam,Hülya Sözer,Rugül Serbest,Güzin Tangör,Elif
Tolun,Ertuğrul Tuna,Melike Uçku ve Ülkü Yılmaz Alamet-i Farika sergisi ile 15 Ağustos’da Galeri Eksen’de izleyicilerini bekliyor.

  “ İLMEK ”

ÖRME SERGİSİ

3 – 26 Haziran
“İlmek ” örme sergisi daha önce dört defa düzenlenmiş olan Ters-Yüz örme sergilerine ek olarak başlamış yeni bir grup sergisidir. Ters-Yüz örme sergisinin ilki 2011 yılında bir grup tekstil sanatçısı tarafından gerçekleştirildi.İikincisi ise yabancı sanatçıların da katıldığı uluslararası bir sergiyle 2012 de tekrarlandı.Üçüncüsü 2014 yılında uluslararası olarak düzenlendi.Yine 2015 yılında uluslararası olarak 4.sü düzenlendi. Sanatçıları örme alanında birleştirmeyi ve Türkiye’de örme sanatını tanıtmayı amaçlayan bu sergi serisine yeni bir alternatif olan “İlmek 1” sergisi ulusal olarak düzenlenmiş ve yine örme alanını desteklemek, sanatçıları bu alanda birleştirmeyi hedeflemektedir. Bu serginin de diğeri gibi bir seri olarak devam etmesi planlanmaktadır.

Esra Yarar Abanoz, Engin Alpat, Büşra Balota, Irmak Bayburtlu, Mine Beşen, Gül Bolulu,Fatma Büyüksofuoğlu, Nilüfer Ünay Çubukçu, Nigar Demirtay, Vildan Tok Dereci, İrem Sabanuç Gönül, Sinem Budun Gülas, Dilara Gülşen,Tuna Karayaka, Gülay Kaygusuz, Filiz Metolar, Refika Onur Mikar, Aslıhan Sevinçli,Biret Tavman, Senem Uğurlu, Başak Özdemir Uysal ve Nurgül Yitmen sergide yer almaktadır.

Sergi 26 Haziran tarihine kadar gezilebilir.

Antik Hotel İstanbul

Antik Cisterna Sergi Salonun

Sanat Danışmanı

Murat KÜÇÜKKAYALI

05061717448

120 milyon Euro’luk tablo tavan arasında bulundu-002120 milyon Euro’luk tablo tavan arasında bulundu

Fransa’nın güneyinde bir evin tavan arasında bulunan 120 milyon Euro civarında değeri bulunan tablonun, ünlü İtalyan ressam Caravaggio’ya ait olduğu tahmin ediliyor. Le Figaro gazetesi, ünlü ressamın yaklaşık 400 yıl önce yaptığı tablonun değerinin 120 milyon Euro civarında olduğunu duyurdu. Yapımının ardından 100 yıl sonra kayıplara karışan tablonun Toulouse kenti yakınlarındaki eski bir evin çatısında 2014 yılında bulunduğunu duyuran gazete, evin sahibinin çatının su sızdırması üzerine tamirat için tavan arasına çıktığında bu değerli tabloyla karşılaştığını yazdı. Fransız sanat tarihi uzmanı Eric Turquin’ın görüşlerine yer verilen haberde, Caravaggio’nun ”Judith Beheading Holofernes” adını taşıyan tabloyu 1604-1605 yılları arasında Roma’da yaptığı kaydedildi. Fransa’daki yasalara göre, ülke topraklarında bulunan bir sanat eserinin 30 ay boyunca yurt dışına çıkartılmasına yasak getirilirken, ulusal müzelerin bu eserleri para ödeyerek satın almasına öncelik veriliyor. Söz konusu haberin basında yer almasının ardından akşam saatlerinde bir açıklama yapan Fransız Kültür Bakanlığı, söz konusu tabloyu satın almak için girişim başlattığını duyurdu. Barok stili resmin öncüsü sayılan, gölge ve ışığı çok iyi kullanmasıyla tanınan ünlü İtalyan ressam, 1571- 1610 yılları arasında yaşamış ve 39 yaşında hayata gözlerini yummuştu. Kaynak: Anadolu Ajansı 12 Nisan 2016 Salı

İstanbul Modern Sanatçı ve Zamanı koleksiyon sergisi sanat etkinlikleriSanatçı ve Zamanı Tarih: 1 Ağustos 2015- 31 Aralık 2016 Yer: İstanbul Modern

İstanbul Modern “Sanatçı ve Zamanı” adlı koleksiyon sergisi ile sanatçıların zaman fikri etrafında birey olarak kendilerini ve çalışmalarını nasıl konumlandırdıklarına odaklanıyor. Sergi, sanatçının zamanı ile toplumun, kültürün, doğanın ve evrenin zamanı arasında kurulan bağa ve hesaplaşmaya dair bir düşünce alanı öneriyor. Geçmişten geleceğe farklı zamanları, belirli ortak temalar çerçevesinde bir araya getiriyor. Sergi, sanatçıların kendi zamanlarını nasıl deneyimlediklerine, geçmişten gelip geleceğe akan zaman karşısında duydukları endişe ve hayal kırıklıklarına, iç zamanları ile başkalarının zamanları arasında kurdukları derin yakınlıklara işaret ediyor. Aynı zamanda sanat yapıtının, gelip geçicilik ve değişim karşısındaki yerine ve dönüşümüne karşı da bir tartışma zemini sunuyor. Sanat yapıtları hangi zamanların içinden geçerek şimdi, şu an izlediğimiz zamanın parçası olurlar? Başka yapıtlarla kurdukları zamansal ilişkinin anlamı nedir? Sanat yapıtları hangi koşullara direnerek veya parçası olarak gelecek zamana kalırlar? “Sanatçı ve Zamanı”, Türkiye’nin mihenktaşı düşünür ve edebiyatçılarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın (1901-1962) “ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” sözlerini de bir çıkış noktası olarak belirliyor. Tanpınar’ın zaman fikri etrafında farklı coğrafyalardan sanatçıların geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki hesaplaşmalarına dair bir görünürlük sunuyor. Soyut sanatın farklı zamanlardaki karşılıklarını, sanat üretiminde malzeme ve atölyenin rolünü, peyzaj ve natürmort geleneğinden bugünün doğa algısına olan dönüşümü, kimlik arayışlarını, yüce ve tinsel olana karşı ilgiyi, varoluş sorgulamalarını, beden politikalarını, feminist yaklaşımları, yeni kent kültürünün dayattığı karmaşık sorunları, savaş, ölüm ve yıkım karşısında verilen mücadeleyi, su kültürü ve bir boğaz kenti olan İstanbul etrafında gelişen hayat hikayelerini ve Anadolu insanını tanıma çabalarını ortak duygular etrafında yan yana getiriyor. Tanpınar üzerinden sanatçıların zamanlararası varoluş serüvenlerine dair bir yol haritası sunan sergi, aynı anda farklı zamanları hayal edebildiğimiz bir çağda, Tanpınar’ın görüşlerinin kuşatıcı zenginliğini de hatırlatmak istiyor. Sanatçılar: Fahrelnissa Zeid, Aliye Berger, Semiha Berksoy, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cihat Burak, Adnan Varınca, Avni Arbaş, Cafer Türkmen, Naile Akıncı, Aziz Albek, Nejad Melih Devrim, Neşet Günal, Gökşin Sipahioğlu, Adnan Çoker, Turan Erol, Ara Güler, Albert Bitran, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Erol Akyavaş, Yıldız Moran, Yüksel Arslan, Atilla Torunoğlu, Tülay Tura Börtecene, Devrim Erbil, Georg Baselitz, Mehmet Güleryüz, Hermann Nitsch, Sarkis, Nil Yalter, Neş’e Erdok, Burhan Uygur, Nur Koçak, Komet, Seyhun Topuz, Koray Ariş, Anselm Kiefer, Gülsün Karamustafa, Balkan Naci İslimyeli, Richard Wentworth, Tony Cragg, Richard Deacon, Azade Köker, Fatma Tülin, Şahin Kaygun, Erdağ Aksel, Kemal Önsoy, Barbara & Zafer Baran, William Kentridge, Canan Tolon, Coşkun Aral, İnci Eviner, Hüseyin Bahri Alptekin, Bedri Baykam, Handan Börüteçene, Tayfun Erdoğmuş, Julian Opie, İrfan Önürmen, Jennifer Steinkamp, Nuri Bilge Ceylan, Canan Dağdelen, Selma Gürbüz, Hale Tenger, Kutluğ Ataman, Mark Bradford, Aydan Murtezaoğlu, Manuel Çıtak, Gül Ilgaz, Merih Akoğul, Michael Raedecker, Pae White, Liam Gillick, Ekrem Yalçındağ, Vahap Avşar, Murat Germen, Mustafa Horasan, Ferhat Özgür, Ramazan Bayrakoğlu, Monica Bonvicini, Taner Ceylan, Olafur Eliasson, Doug Aitken, Ergin Çavuşoğlu, Margherita Manzelli, Gülay Semercioğlu, Murat Akagündüz, Haluk Akakçe, Hüseyin Çağlayan, Jennifer Allora & Guillermo Calzadilla, Ali Kazma, Servet Koçyiğit, Nuri Kuzucan, Şener Özmen, Vahit Tuna, Sterling Ruby, Tomas Saraceno, Fikret Atay, Cevdet Erek, Ebru Uygun, Elliott Hundley, Matt Saunders, Nilbar Güreş, Seçkin Pirim, Ali Alışır, Murat Pulat, Ardan Özmenoğlu, Burcu Perçin, Burcu Yağcıoğlu, :mentalKLINIK Kaynak: http://www.istanbulmodern.org/tr/sergiler/guncel-sergiler/sanatci-ve-zamani_1662.html

1 SANAT ÜRETENLER SANAT ÖĞRETENLER iş bankası sanat kibele sanat galerisiSANAT ÜRETENLER – SANAT ÖĞRETENLER Yer: İş Sanat Kibele Galerisi Tarih:10 Şubat – 9 Nisan

İş Sanat Kibele Galerisi, Cumhuriyet döneminde kurulan sanat eğitimi kurumlarında hocalık yapmış, bu alanda kuşakların yetişmesine katkı sağlamış, sanatsal üretimleri ve sanatçı kimlikleriyle de ön plana çıkmış değerli eğitimci ressamları iki bölümlük bir projede sanatseverlerle bir araya getiriyor. “Sanat Üretenler – Sanat Öğretenler” projesinin ilk bölümü olan seçki, 1932 – 1970 yılları arasında ülkemizde kurulmuş güzel sanatlar ve sanat eğitimi enstitülerinin fakülte ve akademilerinden mezun olmuş ve bu kurumlarda görev yapmış 70’e yakın eğitimci ressamı kapsıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında izlenen sanat politikaları sayesinde modern sanatın eğitim, uygulama ve izlenme alanları ülke geneline yayılmıştı. Pek çok şehirde açılan güzel sanatlar galerileri, genç eğitimci ressamlara verilen yurt dışı bursları, yaygınlaşan devlet resim ve heykel sergileri ile Türkiye’de sanat yükselen bir ivme kazanmıştı. “Sanat Üretenler – Sanat Öğretenler” sergi dizisi Türkiye sanatını şekillendiren gelenek ve çağdaşlık, doğu ve batı, biçim ve içerik, gerçekçilik ve soyutlama, toplumsallık ve bireysellik gibi eğilimleri ve sanatçıların yaklaşımlarını eğitimci sanatçıların üretimleri üzerinden izleme imkanı sunuyor. Sanatseverler bu seçkinin birinci bölümünde sanat eğitimi ve üretimi süreçlerinin ilk 40 yılına şahitlik etme fırsatı buluyor. Sergide, İş Bankası Koleksiyonu’nun yanı sıra Hacettepe Sanat Müzesi ve Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi koleksiyonları ile pek çok özel koleksiyondan 70 kadar sanatçının pentür ve özgün baskı türünde eserleri, Deniz Erbaş’ın küratörlüğünde sanatseverlere sunuluyor.

canakkale-Uluslararasi-Troia-Festivali-Afis-Yarismasi-basvurulari-grafik-bolumu-Uluslararası Troia Festivali’nin Afiş Yarışması Son başvuru tarihi 27 Mayıs 2016.

Bu yıl 53. kez düzenlenecek Uluslararası Troia Festivali’nin Afiş Yarışması için başvurular başladı. Barışın Kentinde barış misyonuyla harmanlanacak tasarımlar, yarım asrı aşkın bir süredir devam eden ve artık kent mirası haline gelen Festivalin hayat bulmasını sağlayacak. Bu yıl 53’cüsü düzenlenecek olan Uluslararası Troia Festivali’ni duyurma amaçlı düzenlenen afiş yarışmasının son başvuru tarihi 27 Mayıs 2016. Yarışma sonunda birinci seçilen tasarıma 7.500 TL, mansiyonlara ise 2.500 TL ödül verilecek. Çanakkale Belediyesi’nden yapılan açıklamada, yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi, yarışma şartnamesinden veya Çanakkale Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nden edinilebileceği belirtildi. 53’cü Uluslararası Troia Festivali’nin Afiş yarışması için seçici kurulunda yer alan isimler ise şöyle; Yrd. Doç. Seyhan Boztepe / Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü Öğretim Üyesi, Yrd. Doç. Didem Çatal / Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü Öğretim Üyesi, Turgut Erentürk / GMK üyesi / YEKON Genel Sekreteri, Öğr. Göv. Geray Gencer / GMK Yönetim Kurulu Üyesi / Işık Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi, Öğr. Göv. Onur Gökalp / GMK Yönetim Kurulu Üyesi / Marmara Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi, Mustafa Sevim / Troia – Tübingen Vakfı Başkanı, Blagoy Toprakidis / Çanakkale Belediyesi

Giorgio de Chirico dünyanin gizemi pera müzesi beşiktaş kabataşresim sergisiDünyanın Gizemi – Giorgio de Chirico Yer: Pera Müzesi Tarih:24 Şubat – 01 Mayıs 2016

Pera Müzesi, metafizik resim akımının öncüsü, 20. yüzyılın en sıra dışı sanatçılarından birini, Giorgio de Chirico’yu ilk kez Türk sanatseverlerle buluşturuyor. Roma, Giorgio ve Isa de Chirico Vakfı işbirliğiyle düzenlenen sergi, sanatçının yaklaşık 70 resim, 2 litografi serisi ve 10 heykeliyle kapsamlı bir içerik sunuyor. 1906-1909 yılları arasında Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördüğü dönemde, Nietzsche, Schopenhauer ve Otto Weininger gibi düşünürlerin metinlerinden, Arnold Böcklin ve Max Klinger’in sanatından etkilenen de Chirico “metafizik” üzerine yazıları ve yapıtlarıyla yüzyılın öne çıkan gruplarından gerçeküstücülerin de esin kaynağı oldu. Sanatçının 1909 tarihli en erken eserlerinden birini de içeren sergi, özellikle 1920’lerden 1970’lerin ortalarında son dönem yapıtlarına uzanan geniş bir seçkiden oluşuyor. İtalyan bir anne ve babanın oğlu olarak Yunanistan’da dünyaya gelen de Chirico (1888-1978), babası Evaristo de Chirico’nun doğduğu kent olan İstanbul’u eserleri aracılığıyla ziyaret edecek. Kaynak: http://www.peramuzesi.org.tr/

Mimar sinan üniversitesi Mimarlık fakiltesi İç Mimarlık Bölümü - sempozyum kursları mülakatlar“ MEKAN TASARIMINDA YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR“ Yer Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü Tarh:3-6 Mayıs 2016

5. Uluslararası İç Mimarlık sempozyumumuzun 3-6 Mayıs 2016 tarihleri arasında yapılması planlanmaktadır. Sempozyumun bu yılki ana teması “Mekan Tasarımında Yenilikçi Yaklaşımlar” olarak belirlenmiştir. Yenilikçilik temelinde yeniye açık olma tavrını temsil etmekle beraber yeni fikirlerin değer yaratacak sonuçlara ulaştırılma çabasının da genel ifadesidir. Durmaksızın ve hızını güngeçtikçe arttırarak değişen tasarım dünyasında, hiç olmamışın arayışındaki teknik, teknolojik ve estetik çabaların toplamının göstergesi durumundaki mekan ve mekan tasarımına katkıda bulunan, dolaylı dolaysız etkileşim içerisinde olan tüm endüstriler geçmişin yenilikçilik parametrelerini terkederek günümüzün beklentilerine cevap verecek bir yenilikçiliğin de tanımını yapmak durumundadır. Yenilikçilik; yeniye açık olmakla beraber, yeni fikirleri hayata değer katacak hale getirmek demektir. Durmaksızın değişen tasarım dünyası ve ilişkili tüm endüstriler bir şekilde mekanı kullanarak kendini son kullanıcıya yenilikçi yaklaşımlarıyla duyurmak durumundadır. Günümüzün iletişim teknolojileri ve sosyal değişim göz önüne alındığında verilmesi gereken karar; her bir sektörün kendi yenilikçilik tanımını mı yapacağı ya da bir başka yenilikçilik liderinin takipçisi mi olacağıdır? Günümüz dünyasının yenilikçilik anlayışı; rastlantısal buluşlar değildir… Planlı eylemler, sınanmış fikirler, üretimde ve kullanımda sıfır hata veren sonuçlara dayalı, kültürüne sadık ama evrensel veriler boyutunda üretilmiş ürünler günümüz yenilikçi ürünleridir. Ekonomik ve sosyal değişim-dönüşümlerin de etkisinde olan tasarım yenilikçilik adı altında kontrolsüz bir yozlaşma tehlikesini de taşımaktadır şüphesiz. Ancak günümüz iletişim mekanizmalarının en üst düzeyde kullanılması, ve kültürler arası diyaloğun sürdürülmesi bu türden bir yozlaşmanın da önünü kesecektir. Mekan tasarımında; köprüler kurularak oluşturulacak yenilikçi yaklaşımların sadece algısal boyutlarının değil aynı zamanda hukuki zeminde korunmasından, alt kültürlere yapması muhtemel etkilerin sosyolojik boyutuna, kullanılacak malzeme ve kullanım prensiplerinin ekolojik etkilerinden, sanal dünyadaki küresel iletişime etkisine kadar sınırsız sayıda uğraşı alanındaki perspektiflerle açılımlarının yapılacağı sempozyumumuzda şu alt başlıklar öncelik taşımaktadır: -Tasarım ve Tasarımcının Bağımsızlığı – Özgünleşebilme   – Gelenek – Gelecek İlişkisi    – Kültürel Perspektifte Yenilikçilik  – Yenilenmenin Önündeki Engeller – Sanayi, Üretim ve Yenilik Üçlüsü  – Sosyal Medya ve Yeni Mekan Algısı  – Teknoloji ve Melez Mekan (Siber Mekan, Hiper ve Sibernetik Mekan )   -Mekanın Felsefesi   – Yenilikçiliğin Sürdürülebilirliği – İnovatif Ekosistemler ve Dijital Ekosistemler alt başlıkları üzerinden ilişkilendirilen araştırma ve görüşlerin tartışmaya açılacak olması, tasarımcılar ve endüstriyel sektör açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Daha önceki deneyimlere dayanılarak katılımcı sayısının akademisyenler, mimarlar odası ve içmimarlar odası mensupları başta olmak üzere yaklaşık 2500 kişi civarında olacağı öngörülmektedir. Sevgili Dostumuz; 3-6 Mayıs 2016 tarihinde düzenleyeceğimiz 5. Ulusulararası İç Mimarlık “MEKÂN TASARIMINDA YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR” sempozyumumuza katılım için gerekli şartlar aşağıda belirtilmiştir. KATILIM Sempozyuma katılım bildiri veya poster bildiri ile olacaktır. Katılımcılar sempozyum ön başvurularını ve bildiri özetlerinin gönderimini www.icmimarliksempozyumu.org web sitemizden online olarak yapacaklardır. Sempozyum ön başvurusu için belirlenen son tarih 1 Şubat 2016’dır. BİLDİRİ İLE KATILIM Sempozyumumuza katılım için gönderilen bildiri özetleri, sempozyum takviminde belirtilen tarihler içerisinde değerlendirilecektir. Kabul edilen başvuruların geniş formatlı özetleri kitaplaştırılacaktır. Ayrıca kurulumuz tarafından değerlendirilmeye alınıp seçilen bildiriler tam metin şeklinde ikinci bir uluslararası sempozyum kitabı olarak bastırılacaktır. Sempozyum için katılım ücreti 100€ (Yüz Euro) olarak belirlenmiştir. Katılım ücreti, özetlerin kabul tarihinden sonra web sitemizde ilan edilen hesaba yatırılacaktır. SEMPOZYUM TAKVİMİ: 1 Şubat 2016 : Son Özet Gönderim Tarihi  –   1-15 Şubat 2016 : Hakem Kurulu Değerlendirme Tarihi 15 Nisan 2016 : Tam Bildiri Metninin Son Gönderim Tarihi  – 3-6 Mayıs 2016 : Sempozyum Düzenlenme Tarihi BİLDİRİ ÖZETLERİ KABUL ŞARTLARI Bildiri Ana Başlığı : Arial, Bold 12 punto  –  Bildiri Metin : Arial Normal 11 punto Yazar Adı/Adları, Kurum ve İletişim Bilgileri : Arial Normal 10 punto  – Dipnot : Arial Normal 9 punto Bildiri özeti en az 500, en fazla 1000 kelime sayısı aralığında Türkçe ve İngilizce geniş özet formatında olmalıdır.. (Özet; amaç, kapsam, yöntem, sonuç ve anahtar kelimeleri mutlaka teşkil etmelidir.) Sayfa standardı A4, tek satır aralığı, yazı karakteri Arial ve 11 punto olarak belirlenmiştir. Sempozyumda bildiri dili Türkçe ve İngilizcedir. Sempozyumlar Düzenleme Kurulu Yrd. Doç. Dr. Saadet AYTIS…………..Başkan   –  Yrd. Doç. Osman ARAYICI  – Yrd. Doç. Şenay BODUROĞLU – Yrd. Doç. Işıl ÖZÇAM  – Yrd. Doç. Esin SARIMAN ÖZEN – Yrd. Doç. Özkal Barış ÖZTÜRK – Yrd. Doç. Didem BEDÜK TUNCEL Bilimsel Hakem Kurulu Prof. Dr. Sonay ÇEVİK – Prof. Rosie ELVIN – Prof. Dr. Eser GÜLTEKİN -Prof. İnci Deniz ILGIN – Prof. Dr. Naser KABASHI – Prof. Dr. Christoph KORNER  – Prof. Dr. Gül KOÇLAR ORAL  – Prof. Meltem Eti PROTO – Prof. Dr. Hasan ŞENER  – Prof. Dr. Gülay USTA  – Prof. Dr. Binak BEGAJ   – Prof. Dr. Onkar KULAR  -Doç. Banu APAYDIN – yrd. Doç. Dr. Ayşe Gamze ÖNGEN  -Dr. Uğur ÇAKIR Sempozyum Sekreteryası Arş. Gör Seval BERK   -Arş. Gör. Burcu KÖSE KHIDIROV  – Arş. Gör. Tolga KILIÇ  – Danışma Kurulu Mihnea Vieru  –  Maurizio Favetta  – Arben Sela  – Arion Kabashi  – Genc Fakurri  – Hana Nixha  – Besnik Shatri – Ljiljana Petroviç

Verimlilik Temalı Fikir ve Kısa Film Yarışması 2016 haberler ektinliklerVerimlilik Temalı Fikir ve Kısa Film Yarışması 2016 Son katılım tarihi : 01 Mayıs 2016 Yarışmanın Konusu

25 Nisan – 01 Mayıs 2016 tarihleri arasında Bakanlığımızca düzenlenecek “Verimlilik Haftası” etkinlikleri kapsamında, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik “Verimlilik Temalı Fikir ve Kısa Film Yarışması” düzenlenecektir. Yarışmaya “Verimlilik Temalı Fikir Yarışması” ve “Verimlilik Temalı Kısa Film Yarışması” olmak üzere iki kategoride başvuru yapılabilir. Fikirler ve Filmler aşağıdaki konu başlıklarından en az birini içermelidir: 1. Eğitimde, Öğretimde Verimlilik ve Yenilik: Eğitim sisteminin verimliliğini artırmaya yönelik öneriler, projeler, fikirler üretme, sorunları teşhis edip eğitim ve öğretimde yenilikçi çözümler geliştirme, 2. Zamanı Verimli Kullanmak, Birlikte Çalışabilirlik: Eğitimde ve günlük hayatta geçirilen zamanın verimli kullanılmasına ve bunun öğrencilerde bir alışkanlık ve tutuma dönüştürülmesine yönelik çözümler geliştirme, 3. Bilişim Teknolojileri ve İnternetin Verimlilik Amaçlı Kullanımı: Bilişim teknolojileri ve interneti eğitim aracı olarak bilinçli ve verimli kullanma, ders çalışmanın verimliliğine etkilerini öğrenme, amacı bilgi toplumu yaratmak, eğitimde teknolojiyi yararlı kılmak olan FATİH projesi kapsamında eğitim kurumlarında öğrenci ve öğretmenlerin kullanımına sunulan teknolojik donanım ve imkanların eğitimde verimlilik düzeyinin artırılması amacıyla kullanımı, 4. Enerjinin Verimli Kullanımı, Çevre Bilinci, Doğa Sevgisi: Öğrenci gözüyle doğanın güzelliklerini ve doğa-insan ilişkisini sergileme, çevre bilinci yaratarak sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunma, çevre koruma anlayışını harekete geçirme, enerjinin ve tüm kaynakların etkin ve verimli kullanımına katkıda bulunma, 5. Günlük Yaşamda Engelli Ortamların İyileştirilmesi: Toplumun engellilik konusunda farkındalığını artırma, engellilere yönelik tutum ve davranışları geliştirme, yaşamlarını kolaylaştıracak ve toplumsal yaşama katılmalarını sağlayacak önlemler alma, 6. Bilinçli Tüketici Olmak, İsrafın Önlenmesi, Tüketici Hakları: Bilinçli ve sürdürülebilir tüketicilik ile israftan kaçınma, tüketilenin çevre maliyetini düşünme, hakarama yollarını bilme,Yarışmanın Amacı – Öğrencileri, günlük hayatta karşılaştıkları olaylar karşısında gözlem yapmaya, yaşadıkları çevreye duyarlı bireyler olmaya, toplumsal sorumlulukları doğrultusunda tüketici duyarlılığına sahip olmaya teşvik etmek, – Öğrencilerin, tüketim alışkanlıkları ve ihtiyaçların doğa üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmak için küresel ısınma, iklim değişikliği ve benzeri çevre sorunları sarmalında yapacakları bilinçli tercihlerle çözümün parçası olmalarını sağlamak, – Öğrencilerin, engellilik konusunda bilinçlenmelerine katkıda bulunmak, – Öğrencilerin, okuyan, araştıran, düşünen, sorgulayan, sorun çözen, zihinsel ve sosyal becerilere sahip bireyler olarak yetişmesini sağlamak, – Öğrencileri, okuldaki başarılarına etki edecek, farkındalık yaratacak öneriler geliştirmeleri konusunda teşvik etmek, günlük hayatta ve okulda “Neleri daha iyi yaparak okul başarımızı ve eğitim verimliliğini artırabiliriz?” sorusuna yanıtlar aramalarını, doğru ve uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmelerini sağlamak, – Kişisel gelişmeyi özendirmek ve bu amaç doğrultusunda onlara yardımcı olmak. Yarışmanın Hedef Kitlesi Yarışmaya Türkiye genelinde resmi ve özel tüm ortaokulların (5, 6, 7 ve 8. sınıf) öğrencileri ile lise ve dengi okulların (9, 10, 11 ve 12. sınıf) öğrencileri katılabilirler. Düzenleyen Kurum VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Yarışmanın Şartları “Verimlilik Temalı Fikir Yarışması” İçin; – Yarışmaya bireysel olarak katılım sağlanacaktır. – Her bir yarışmacı yalnızca 1 adet fikir/öneri ile katılabilir. – Yarışmaya sunulan fikir yeni ve özgün olmalı ve bu Şartnamenin “Yarışmanın Konusu” başlığı altında belirtilmiş olan konularla uyumlu olmalıdır. – Yazılı metin, normal sayfa (A4) boyutunda, bilgisayarda, 1.5 satır aralığıyla, üç (3) sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır. – Yarışmacıların http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr adresindeki katılım formunu doldurup yazılı metin ile birlikte siteye yüklemeleri veya katılım formunu doldurup yazılı metin ile birlikte yarisma@verimlilikhaftasi.gov.tr e-posta adresine göndermeleri gerekmektedir. – Siyasi amaçlara hizmet eden, sakıncalı ve zararlı ifadeler içeren, genel ahlak kurallarına uymayan, hakaret içeren ve ne amaçla olursa olsun firma adı kullanılan eserler yarışma dışı kalacaktır. – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı personelinin birinci derece yakınları yarışmaya katılamazlar. – Yarışmaya katılan öğrenciler bu şartları kabul etmiş sayılır. “Verimlilik Temalı Kısa Film Yarışması” İçin; – Yarışmaya bireysel olarak katılım sağlanacaktır. – Her bir yarışmacı yalnızca 1 adet kısa film çalışması ile katılabilir. – Yarışmaya katılacak kısa filmlerin süresi 5 dakikayı geçmemelidir. – Yarışmaya sunulan kısa filmde işlenecek tema bu Şartnamenin “Yarışmanın Konusu” başlığı altında belirtilmiş olan konularla uyumlu olmalıdır. – Yarışmaya herhangi bir teknik formatta çekilmiş kısa filmler başvurabilir. Cep telefonu veya video kamera ile kaydedilecek filmlerin, gösterime uygun resim ve ses kalitesi taşıması gereklidir. Teknik kalitesi çok düşük olan filmler değerlendirme dışı bırakılacaktır. – Kurgulu kısa filmler ile doğaçlama ile kaydedilmiş (normal akışında gerçekleşen bir olayın çekimi) filmlerin kurgusu veya olay anlatımı (senaryo veya olay gözlemi) özetlenerek yazılacaktır. – Yazılı metin, normal sayfa (A4) boyutunda, bilgisayarda, 1.5 satır aralığıyla üç (3) sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır. – Yarışmacıların http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr adresindeki katılım formunu doldurmaları; kısa film çalışmalarını ve yazılı kurgu metnini http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr adresindeki katılım formunun içinde yer alan bulut bilişim erişim hizmetlerine (örneğin; onedrive, google drive, dropbox vb.) ait link aracılığıyla veya bir adet CD’ye kaydederek katılım formu ile birlikte posta aracılığıyla göndermeleri gerekmektedir. – Siyasi amaçlara hizmet eden, sakıncalı ve zararlı ifadeler içeren, genel ahlak kurallarına uymayan, hakaret içeren ve ne amaçla olursa olsun firma adı kullanılan eserler yarışma dışı kalacaktır. – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı personelinin birinci derece yakınları yarışmaya katılamazlar. – Yarışmaya katılan öğrenciler bu şartları kabul etmiş sayılır. Esere Ait Haklar – Eserlerin, daha önce herhangi bir yarışmaya katılmış olması bu yarışmaya katılmasına engel teşkil etmez. Ancak ödül alan eserler bu yarışmaya katılamaz. – Yarışmaya gönderilen eserlerdeki özgün olmayan metin, görüntü, müzik, vb. kullanımlarından doğacak her türlü telif hakkı, yarışmacının sorumluluğundadır. Bu kapsamda doğacak hukuki sorumluluk yarışmacıya aittir. – Yarışmaya katılan eserler, “Verimlilik Temalı” her türlü mecrada Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ticari olmayan amaçlarla eğitim/tanıtım vb. faaliyetlerde kullanılabilir. – Yarışmaya gönderilen eserin alıntı ve/veya çalıntı olmasından doğabilecek her türlü yasal sorumluluk yarışmacıya aittir. Böyle bir durumun ortaya çıkması halinde, ilgili eser yarışma dışı bırakılır. Tespit yarışmadan sonra yapılır ise eser sahibi ödüllendirilmiş olsa dahi ödülü geri alınır. – Yarışmacı, dereceye giren eserin kullanım haklarını isminin kullanılması şartıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına verdiğini peşinen kabul eder. Buna bağlı olarak gerek Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’nu, gerekse diğer ilgili mevzuat gereğince yarışmaya gönderdiği eserinin/eserlerinin çoğaltma, işlenme, yayma, temsil, umuma iletim, faydalanma vb. umuma arzda gerekli bilumum haklar için Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına izin/muvafakatname verdiğini kabul eder. Bu şekilde kullanılan eserler için, eser sahibi verdiği izini sonradan kesinlikle geri almayacağını ve eserin yukarıdaki şekilde kullanılmasını men etmeyeceğini veya bu izin/muvafakatname için herhangi bir telif hakkı veya maddi, manevi talepte bulunmayacağını, gayri kabili rücû kabul, beyan ve taahhüt eder. Başvuruların Değerlendirilmesi – Yarışmacıların eserlerini son başvuru tarihine kadar yarışma şartlarında belirtilen şekilde göndermeleri gerekmektedir. Son başvuru tarihinden sonra tarafımıza ulaşan eserler değerlendirmeye alınmayacaktır. – Yarışmaya aynı eserlerin katılması durumunda, ilk gönderilen eser değerlendirilmeye alınacaktır. – Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulacak Seçici Kurul (Yarışma Yürütme Komisyonu) yarışmaya katılan eserleri değerlendirerek ödül almaya hak kazananları belirleyecektir. Yapılan değerlendirmede şartnameye uymayan eserler elenecektir. Ödüle layık eser bulunup bulunmaması Seçici Kurulun (Yarışma Yürütme Komisyonu) takdirindedir. Ödüller ve Ödül Töreni – İki kategoride olmak üzere verimlilik temalı 3 fikir ve 3 kısa film ödüllendirilecektir. Dereceye giren öğrencilere ödülleri, 25 Nisan – 01 Mayıs 2016 tarihleri arasında kutlanacak “Verimlilik Haftası” kapsamında Ankara’da düzenlenecek ödül töreninde sunulacaktır. – Ödüllendirme aşağıdaki şekilde yapılacaktır: – Birincilik Ödülü: 1 adet dizüstü bilgisayar – İkincilik ödülü: 1 adet tablet bilgisayar – Üçüncülük Ödülü: 1 adet cep telefonu – Dereceye giren ve ödül törenine katılmak üzere Ankara dışından gelen öğrencinin ve yanında refakatçi olarak bulunan öğretmeninin (bir kişi) veya velisinin (bir kişi) konaklama ve ulaşım giderleri Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacaktır. Yarışma Takvimi Eserlerin Gönderimi İçin Son Tarih: 25 Mart 2016 Eserlerin Değerlendirilmesi: 28 Mart – 08 Nisan 2016 Değerlendirme Sonuçlarının Açıklanması: 11 Nisan 2016 Ödül Töreni: 25 Nisan 2016 İletişim Bilgileri Detaylı Bilgi ve Başvurularınız İçin; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Verimlilik Genel Müdürlüğü, Gelibolu Sokak No:5, Kavaklıdere 06690 ANKARA Tel: 0312 467 55 90/266 – 336 e-posta: yarisma@verimlilikhaftasi.gov.tr

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 35. İstanbul Film35. İstanbul Film Festivali

Vakıftan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 12. kez Akbank’ın desteğiyle gerçekleştirilen festivalde, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filmin gösterilecek. Jüri ve izleyici karşısına çıkacak filmlere ödülleri, 15 Nisan’da Uniq İstanbul’da düzenlenecek törende verilecek. Festivalin bu yılki Sinema Onur Ödülleri, dün akşam hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın yanı sıra oyuncu Suzan Avcı, yapımcı Şeref Gür, oyuncu Perran Kutman ve seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm’e takdim edilecek. İKSV’nin açıklamasında, “Usta yönetmen Ülkü Erakalın’ı kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyiz. 200’e yakın filmiyle Yeşilçam’ın en üretken yönetmenlerinden olan Ülkü Erakalın, bu yılki festivalin Sinema Onur Ödülü sahiplerindendi. Sinemamıza ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz” ifadeleri kullanıldı. AA stanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Festival, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine, konserlerden özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşatacak. 35. İstanbul Film Festivali’nin, 14 Mart Pazartesi akşamı Soho House İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanan basın toplantısı, Ankara’da yaşanan terör saldırısı nedeniyle iptal edildi. Üzüntülerini dile getiren İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa dileklerini ilettiler. Festival filmleri 10 salonda sinemaseverlerle buluşacak Başladığından bugüne bağımsız sinemaları destekleyen İstanbul Film Festivali’nin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas, Beyoğlu ve Fitaş (iki salon) sinemaları, Akbank Sanat, İtalyan Kültür Merkezi, Ortaköy’de Feriye Sineması, Kadıköy’de Rexx Sineması (iki salon) ve İstanbul Modern Sinema olmak üzere 10 salonda yapılacak. Festival gösterimleri 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30 seanslarının yanı sıra artık festivalin gelenekselleşen geceyarısı gösterimleri Cuma ve Cumartesi geceleri Atlas ve Rexx sinemalarında 24.00 seanslarında yapılacak. Festival bu yıl İstanbul’un farklı semtlerine de yayılıyor İstanbul Film Festivali gösterimleri bu yıl İstanbul’un iki yakasına da yayılıyor. Festivalin son hafta sonunda, 16 ve 17 Nisan tarihlerinde, programdan bir seçkiyle Sultangazi’de Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi ve Maltepe’de Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gösterilecek. Festivalin yeni bölümleri 35. İstanbul Film Festivali Akbank Galaları, Yıllara Meydan Okuyanlar, Dünya Festivallerinden, Genç Ustalar, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge, Antidepresan, Çocuk Mönüsü, Geceyarısı Çılgınlığı gibi klasikleşmiş bölümlerinin yanı sıra bu yıla özel bölümlerde gösterimler gerçekleştirecek. • Musikişinas: Festival bu yıl ruhunu müzikle doyuranlar için yepyeni bir bölüm sunuyor. Müziği hayatlarının ayrılmaz bir parçası kılanların hikâyelerinin bir araya toplandığı 8 film Musikişinas bölümünde izleyiciyle buluşacak. • Gömülü Hazineler: Festivalin bu yıl çok ses getirecek yeni bölümlerinden Gömülü Hazineler, sinema tarihinin varlığı az bilinen, yasaklanmış, kaybolmuş, yıllar boyu izleyici karşısına çıkmamış veya literatürde adından hak ettiği kadar bahsedilmemiş filmleri gömülü olduğu yerden gün ışığına çıkartacak. Alkan Avcıoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği bölüm kapsamında geç keşfedilen veya restore edilen kopyasıyla izleyici karşısına ilk kez çıkmaya hazırlanan 4 film beyazperdede meraklılarıyla buluşacak. • Işığın Peşinde: 70’ler Amerikan Avangard Sineması: İstanbul Film Festivali, deneysel sinemaya da hak ettiği alanı açmak için bu özel türün başlangıçlarına doğru yol alıyor ve 70’li yıllarda en verimli zamanlarını geçiren Amerikan avangard sinemasının öncü isimlerinin filmlerini bir araya getiriyor. Burak Çevik küratörlüğünde hazırlanan bölümde Stan Brakhage, Michael Snow, Ken Jacobs, Robert Breer, Hollis Frampton, Ernie Gehr, Jonas Mekas, Stan Van Der Beek, Jerome Hill, James Benning gibi ustaların filmleri, Türkiye’de ilk defa 35. İstanbul Film Festivali’nde, çekildikleri orijinal formatları olan 16mm kopyalarından, İstanbul Modern Sinema’da izleyicilerle buluşacak. • Otto Preminger: Bir Yönetmenin Anatomisi: İstanbul Film Festivali, sinema tarihinin en özgün, en bağımsız ve en yaratıcı yönetmenlerinden Otto Preminger’i, ölümünün 30. yıldönümünde, 10 önemli filminin yer aldığı özel bir bölümle anıyor. “Kara film” türünü başlatan, “Korkunç Otto” gibi lakaplarla anılan, sınırları zorlayan ve tartışmalara konu olan, filmlerinde tabulara yer veren Otto Preminger’i tanıma ve filmlerini yıllar sonra da olsa büyük ekranda görebilme fırsatı yaratacak bu özel seçki için, daha önce İstanbul Film Festivali’nin birçok özel bölüm ve etkinliğine afiş hazırlayan usta tasarımcı Yurdaer Altıntaş tarafından özel bir afiş de tasarlandı. Festival bu yıl da çocukları unutmadı 35. İstanbul Film Festivali minik takipçileri için bu yıl iki Fransız filmini Çocuk Mönüsü kapsamında çocuklar ve aileleriyle buluşturuyor: Simon Rouby’nın Avrupa Film Akademisi ödüllerinde aday olan canlandırma filmi Adama ve Comtesse de Segur tarafından 1850’lerde yazılan kitaptan uyarlanan kahkaha dolu Sophie’s Misfortunes / Talihsiz Sophie. Festivalin konukları İstanbul Film Festivali bu yıl da ağırlayacağı birçok konuk yönetmen ve oyuncuyu festival izleyicileriyle buluşturmaya devam ediyor. Festivale katılacak oyuncu ve yönetmenler, filmlerinin gösterimlerinden önce sinemalarda sunumlar yapacak ve gösterim sonrasında da izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. – Altın Lale Uluslararası Yarışma jürisinin başkanlığını üstlenen ve Akbank Galaları bölümünde Çete / El Clan filmi gösterilecek yönetmen Pablo Trapero ve oyuncu eşi Martina Gusman; – Chevalier / Şövalye filminin oyuncuları arasında yer alan, Yunanistan’ın pop starlarından Sakis Rouvas; – Musikişinas bölümünde izleyiciyle buluşacak As I Open My Eyes / Tam Gözlerimi Açarken filminin yönetmeni Leyla Bouzid; – Sundance’te En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Belgica’nın yönetmeni Felix van Groeningen; – Kolombiya’nın tarihteki ilk Oscar adayı filmi Embrace of the Serpent / Yılanın Kucağında’nın yönetmeni Ciro Guerra’nın – 10 yıl önce festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde Radikal Halk Ödülü ve FIPRESCI Ödülü’nü kazanan Lucille Hadzihalilovic, – Dört yıl önce La demora / Gecikme ile Altın Lale için yarışan, yeni filmi A Monster With A Thousand Heads / Bin Başlı Canavar ile Uruguay asıllı Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá ve senaryo yazarı Laura Santullo; – Crulic / Öteki Tarafa Yolculuk adlı canlandırma belgeseliyle 2012’de FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması Jüri Özel Ödülü’nü kazanan, son filmi The Magic Mountain / Sihirli Dağ ile festivalin konuğu olacak Anca Damian, – Berlin Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Ayı’yı kucaklayan Fire at Sea / Denizdeki Ateş filminin yönetmeni Gianfranco Rosi; – Filistinli kadınların işgal altındaki yaşamlarını ele alan filmi 3000 Nights / 3000 Gece programda yer alan, yönetmen Mai Masri festivalin konukları arasında olacak. Festivalde söyleşiler, paneller, sinema dersleri… 35. İstanbul Film Festivali, film programıyla olduğu kadar söyleşiler, paneller ve sinema dersleriyle de yoğun bir etkinlik programı sunacak. Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanı oyuncu Müjde Ar bir söyleşide sinemaseverlerle bir araya gelirken Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanı yönetmen Pablo Trapero da bir sinema dersi verecek. Festivalin bu yılki özel bölümlerinden Işığın Peşinde: 70’ler Amerikan Avangard Sineması küratörü Burak Çevik ve yönetmen Herb Shellenberger, deneysel sinema üzerine bir panel gerçekleştirecek. Bu yılın özel retrospektif bölümü Otto Preminger: Bir Yönetmenin Anatomisi paralelinde Otto Preminger sineması üzerine sinema yazarı Nil Kural ve Edinburgh Film Festivali direktörü Chris Fujiwara bir söyleşi gerçekleştirecek. Ayrıca yönetmen Emel Çelebi ve Güliz Sağlam Türkiye’de belgesel yapımı üzerine, video sanatçısı Ali Kazma ise video sanatı üzerine birer panel gerçekleştirecek. Festival etkinlikleriyle ilgili güncel bilgileri film.iksv.org adresinden takip edebilirsiniz. Festival konserleri Hem görsel hem de işitsel olarak büyüleyici müzik performanslarının peş peşe sıralandığı, Nijer yapımı Color Of Blue With a Little Red in It / İçinde Biraz Kırmızı Olan Mavi Renkte Yağmur filminin yıldızı Mdou Moctar festival kapsamında bir konser verecek. Geleneksel Tuareg müziklerine deneysel yaklaşımıyla dünya çapında ün kazanan gitarist, şarkıcı ve besteci Mdou Moctar 9 Nisan Cumartesi gecesi Salon İKSV’de olacak. As I Open My Eyes / Tam Gözlerimi Açarken filminde anne rolünde etkileyici bir oyunculuk sunan Tunuslu şarkıcı Ghalia Benali, festival kapsamında bir de konser veriyor. Arap dünyasının en şaşırtıcı seslerinden biri olarak övülen ve Arap halk ezgileriyle geleneksel caz formlarını çağdaş chillout ve klasik Hint müziğiyle harmanlayan Ghalia Benali, 12 Nisan Salı akşamı Salon İKSV’de olacak. http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr

PORTAKAL ÇİÇEĞİ SANAT KOLONİSİ Engelli Öğrencilere Yönelik Türkiye Geneli Resim Yarışması güzel sanatlar liselerinePORTAKAL ÇİÇEĞİ SANAT KOLONİSİ Engelli Öğrencilere Yönelik Türkiye Geneli Resim Yarışması Şartnamesi son teslim tarihi 31 Nisan 2016

Portakalçiceği Sanat Kolonisi, ülkemizde sanat ve sanatsal faaliyetlere 7 yıldır sağlamakta olduğu desteğe, 3 yıldır çocuklarımızı da eklemiş, Türkiye genelindeki resmi ve özel bütün İlkokul, Ortaokul, Lise, Güzel Sanatlar Liseleri ve Özel Eğitim Kurumları öğrencileri arasında resim yarışması düzenlenmiştir. Ancak, 2016 yılı içerisinde düzenleyeceğimiz resim yarışması yalnızca, engelli öğrencilere yönelik (bedensel engelli, dil ve konuşma güçlüğü destek eğitimi ihtiyacı olan, görme engelli, işitme engelli, özel öğrenme güçlüğü bulunan yaygın gelişimsel bozuklukları bulunan, zihinsel engelli, down sendromlu, otistik ve herhangi bir engelinden dolayı destek eğitimine ihtiyacı olan) bünyesinde eğitim alan öğrencilerimiz arasında yapılacaktır. Yarışma, aşağıda belirtilen maddeler doğrultusunda uygulanacaktır. YARIŞMA ŞARTNAMESİ 1. AMAÇ Geleceğimiz olan öğrencilerimizin, hayallerini istedikleri gibi özgürce resmetmeleridir. Doğal ortamlarda çeşitli sanat, çevre ve sosyal etkinlikler düzenleyen PORTAKAL ÇİÇEĞİ SANAT KOLONİSİ ve DOĞAPARK Ülke genelinde eğitim gören ve özel eğitime ihtiyaç duyan bu çocuklarımızın sosyalleşmeleri, kendilerini ifade edebilmeleri ve özgüvene sahip bir birey olabilmelerine yönelik böyle bir yarışma düzenleyerek, çocuklarımızda var olan sanatsal potansiyelin ortaya çıkartılmasına katkıda bulunmak, resim sevgisi aşılamak ve onların daha mutlu olabilmeleri için farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle Yönetim Kurulu kararı ile bu tür bir yarışmayı başlatma kararı alınmış ve bu yıl üçüncüsü düzenlenmiştir. 2. KAPSAM Bu özel şartname; amacı, konusu, teması, hedef kitlesi, katılım şartları, başvuru, değerlendirme kurulu, yarışma takvimi, ödüller ve diğer hükümlerle ilgili esas ve usullerini kapsar. 3. KONU Serbest. 4. TEMA Çocuklarımız Özgürce İstedikleri Resmi Yapsın. 5. YARIŞMAYA KATILACAK HEDEF KİTLE Bedensel engelli, dil ve konuşma güçlüğü destek eğitimi ihtiyacı olan, görme engelli, işitme engelli, özel öğrenme güçlüğü bulunan yaygın gelişimsel bozuklukları bulunan, zihinsel engelli, down sendromlu, otistik ve herhangi bir engelinden dolayı destek eğitimine ihtiyacı olan Türkiye geneli resmi ve özel, Özel Eğitim Kurumları, Kaynaştırma Sınıfları ve diğer okullarda eğitim alan engelli tüm bireyler. Yarışmaya gönderilecek eserlerde aranacak şartlar: – Resim kağıdına yapılacak çalışmalar 35×50 cm . Paspartu olmamalıdır. – Malzeme seçimi serbesttir. – Resimler iki mukavva arasına yerleştirilip yollanmalıdır. Katlanarak veya rulo yapılarak yollanan ve şartname dışı ölçülerde resimler değerlendirmeye alınmayacaktır. Resimlerin arka yüzünün sağ üst köşesine öğrencinin; – Adı ve Soyadı : – Doğum Tarihi : – Okulunun Adı, İli, İlçesi : – Öğrencinin Sınıfı ve Numarası : – Öğrencimizin Engeli : – Okulunun Telefon Numarası : – Okul Müdürünün Adı Soyadı GSM No : – Resim Öğretmeninin Adı ve Soyadı : – Resim Öğretmeninin İletişim Bilgileri : yazılmalıdır. Yarışmaya gönderilecek resimlerin daha önce düzenlenen benzer yarışmalarda dereceye girmemiş olması gerekmektedir. 6. BAŞVURU Resimler öğrenciler tarafından okul müdürlüklerine teslim edilecektir. Okul müdürlükleri toplanan resimleri paketleyerek başvuru adresine, en geç 31 NİSAN 2016 tarihine kadar elden ya da kargo ile göndereceklerdir. Önemlidir: Resimler iki mukavva arasına yerleştirilip yollanmalıdır. Katlanarak veya rulo yapılarak şartname kurallarına uymayan resimler değerlendirmeye alınmayacaktır. Okul müdürlükleri yolladıkları tüm resimlerin bir listesini resimlerle birlikte yollayacaktır. Bu listede resmin arkasında olması gereken tüm bilgiler olmalıdır. ESERLERİN GÖNDERİLECEĞİ ADRES: PORTAKALÇİÇEGİ SANAT Portakal Çiçeği Rezidans Aziziye Mah. Pak Sok. No:1 Portakal Çiçeği Vadisi, Aşağı Ayrancı, Çankaya / ANKARA TEL: 0 312 442 11 08 *Tüm resimler Portakal Çiçeği’nin koleksiyonunda kalacaktır. Yarışma ile ilgili tüm detay ve sorularınızı yarısma@portakalcicegi.org ve hkorpi@portakalcicegi.org adresine e-mail göndererek öğrenebilirsiniz. 7. DEĞERLENDİRME KURULU 1. Ahmet ŞAHİN Portakal Çiçeği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı 2. Ahmet YEŞİL Ressam / Sanatcı 3. Akdoğan TOPAÇLIOĞLU Ressam / Sanatçı 4. Bedri BAYKAM UPSD ve Dünya Uluslararası Sanat Dernekleri Başkanı 5. Bubi Sanatçı / Psikoloji ve Antropoloji Bölümü mezunu 6. Deniz SEFERBEYOĞLU Sanat Tarihçisi 7. Denizhan ÖZER Küratör 8. Devrim ELBİR Ressam, sanat eğitimcisi ve öğretim üyesi 9. Hakan ESMER Ressam / Sanatçı 10. Hakan KÖRPİ Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi CEO 11. M.Zülküf ÖNAL Profosör Dr . Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı 12. Muhammet ÇAKMAK İlahiyat Profosörü Sosyolog 13. Nur SARIYER Koleksiyoner 14. Nurdan LİKOS Ressam ve Resim öğretmeni 15. Öznur GÖKKAYA Yardımcı Doçent / Kocaeli Üniversitesi Rektör Danışmanı 16. Sadettin HÜLAGÜ Prof. Dr / Kocaeli Üniversitesi Rektörü 17. Zahit BÜYÜKİŞLEYEN Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölüm Başkanı 18. MEB tarafından görevlendirilecek Özel Eğitim kurumlarında görevli bir resim Öğretmeni 19. MEB tarafından görevlendirilecek Özel Eğitim kurumlarında görevli bir Eğitimci (Değerlendirme Kurulu listesi isme göre alfabetik sıra ile yazılmıştır.) 8. YARIŞMA TAKVİMİ Resimlerin yarışma adresine son teslim tarihi 31 NİSAN 2016 ‘dir. Bu tarihten sonra postaya verilmiş ve gönderilmiş olanlar kabul edilmeyecektir. Sonuçlar 30 HAZİRAN 2016’de web sayfamızdan ve Facebook sayfalarımızdan duyurulacaktır. 9. ÖDÜLLER Özel Eğitim Kurumlarından derecelendirmeye giren 50 öğrenci Öğretmenleriyle birlikte 5 gün Sapanca da ki Doğapark Sanat Çiftliğinde ağırlanacak ve Doğa Hayvan ve Sanat sevgisi aşılanarak burada özel hocalarımız desteğinde resim yapacak ve daha da sosyalleşeceklerdir. Bu organizasyonun tüm masrafları (Konaklama Yeme İçme ve 5 günlük süreçteki tüm giderler ) Portakal Çiçeği tarafından karşılanacaktır. Kamp Tarihi: Ağustos ayının ilk haftasıdır. Kamp süresince Resim ve Heykel eğitimleri alacak olan öğrencilerimize hayvan sevgisi aşılanacak, ağaç dikimi yaptırılacak ve burada yapılan eserlerden bir sergi açılacaktır. Gün içinde farklı ve özel yeteneklerine göre eğlenceler düzenlenecek olup, İstanbul gezisi ile hayvanat bahçesi ve farklı yerlere gidilecektir. Öğrencilerimiz bu kampa öğretmenleri ile birlikte gelecektir. Beraberinde öğretmeni olmayan öğrenci üzülerek ifade etmeliyiz ki kamp hakkını başka bir öğrenciye devretmiş sayılacaktır. Resim öğretmeninin gelememesi durumunda okuldan yetkili kılınacak ve öğrencimizin sorumluluğunu alacak başka bir eğitimci öğretmen beraberinde gelebilir. 10. DİĞER HÜKÜMLER Dereceye giren resimlerin her türlü yasal kullanım hakları ve telif hükümleri Portakal Çiçeği Sanat Galerisi Yönetimine devredilmiş olacaktır. Yarışmaya gönderilen resimler yarışmacılara iade edilmez. Bu özel şartnamede açıklanmayan konular ancak PORTAKAL ÇİÇEGİ SANAT KOLONİSİ’nin duyuracağı ilgili maddeler esasınca uygulanır. Yarışmaya katılanlar, bu özel şartnamedeki hükümleri kabul etmiş sayılırlar. *BU YIL DÖRDÜNCÜSÜ DÜZENLENEN YARIŞMAMIZIN 1. 2. VE 3. YILLARINA AİT TÜM RESİMLERİ, FOTOĞRAFLARI, DOĞAPARKI, İSTANBUL’DAKİ BULUŞMALARIMIZI, SERGİMİZİ VE KATALOĞUMUZU HTTPS://WWW.FACEBOOK.COM/PORTAKALCİCEGİ.SANATKOLONİSİ ADRESİNDEKİ ALBÜMLER KISMINDAN İNCELEYEBİLİRSİNİZ. NOT: Bu proje tamamen çocuklarımıza ve geleceğin sanatçı adaylarına destek olmak adına sosyal sorumluluk projesidir. Şirketlerimiz ve bünyemizde ticari faaliyet gösteren hiç bir kuruluşumuzun çocuklarımıza yönelik bir ürün satışı ve pazarlaması yoktur. Hakan KÖRPİ CEO 0545 552 8 552 yarisma@portakalcicegi.org

4.İstanbul Çocuk Bienali cocuk sanat etkinlikleri4.İstanbul Çocuk Bienali

19 Nisan’da Başlıyor

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali 19 Nisan ile 23 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek. İstanbul’un farklı mekanlarında çocukların yarattığı eserlerin sergileneceği bienal için müzik ve sahne sanatları ile ilgili başvuru süreci devam ediyor. Türkiye’den ve dünyanın farklı bölgelerinden her yaştan çocuğun eserlerinin sergileneceği bienalde, görsel sanatlar için başvuru süreci sona erdi. Ancak müzik ve sahne sanatları ile ilgili başvurular, 1 Mart’a kadar devam edecek. 19 Nisan 2016’da başlayacak olan bienal, 23 Mayıs 2016 tarihine kadar devam edecek. İki yılda bir düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek olan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin bu yılki teması “Uyandırma Servisi” olacak. Bienal Atölyeleri: Know How Çanakkale Çocuk Bienali ile birlikte, Türkiye’nin en büyük çocuk bienalleri arasında yer alan ve iki yılda bir defa düzenlenen İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali kapsamında düzenlenecek olan atölyeler ile yurt içinden ve yurt dışından sanat ve eğitim alanında fark yaratan kişi ve kurumlar, öğretmen, öğrenci ve velilerle buluşacak. Bienalin Know How bölümü olan atölye çalışmaları kapsamında, çocuklar akademisyen, sanatçılar ve uzmanlar eşliğinde; baskı, stop motion, dram, hikaye anlatıcılığı, edebiyat atölyeleri gibi farklı disiplin ve sanat alanlarında bilgi alacak. Bienal Performansları 4.İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali kapsamında, İstanbul’un kalabalık alanlarında çocuklar canlı performans sergileyecek. İstanbul Taksim Meydanı ve Kadıköy’de düzenlenecek olan performans etkinliklerinde çocuklar müzik ve dans performanslarıyla izleyiciler ile buluşacak. Konferans Panel ve Söyleşiler İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali kapsamında, yetişkinlere yönelik çalışmalar da yapılacak. Konferans, panel ve söyleşiler, bienal boyunca öğretmen, ebeveyn, eğitimci, sanatçı ve diğer katılımcıların yer aldığı izleyicilerle buluşacak. 19 Nisan ile 23 Mayıs 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 4. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali kapsamında, yurt içi ve yurt dışından bienale katılan binlerce çocuğun eserleri İstanbul’un farklı mekanlarında izleyicilerle buluşacak. Tarih: 5 Kasım 2015, Perşembe Yer ve Saat: 10:00 İkram (Tünel Altı Restoran) 10:30 Toplantı (Beyoğlu Belediyesi Galeri Salonu) Toplantı Akışı: Konuşmalar Bienal Sunumu Öğrenci Performansları Soru & Cevap

goethe-enstitusu-izmir-subesi-dokunulabilir-matematik-temali-etkinlik-ile-matemetigi-sevdirecekDünyada 1,5 Milyon Kişinin Ziyaret Ettiği Sergi İzmir‘de

Tarih :13- 28 nisan

Goethe Enstitüsü İzmir Şubesi dünyanın bir çok ülkesinde sergilenen „Dokunulabilir Matematik“ sergisi ile 8 yaşından büyük tüm bireylere matematiği eğlendirerek öğretmeyi amaçlıyor. 13 – 28 Nisan tarihleri arasında Konak’ta bulunan Resim ve Heykel Müzesinde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek olan sergi, tüm bilimlerin en soyut yanlarını duyularla algılanabilir şekilde ortaya koymakta ve matematiği – ön bilgisi olmasa da – tüm yaş grupları için anlaşılabilir kılmaktadır. DÜNYADA 1,5 MİLYON KİŞİNİN ZİYARET ETTİĞİ SERGİ İZMİR‘DE Goethe Enstitüsü İzmir şubesi, Eğitim İşleri Müdürü Claudia Adam Cevizoğlu yaptığı açıklamada; “Tüm deneylerimiz matematikle oyunlara dayalı bir ilişki kurmak üzerinedir. Sergi dolaysız şekilde şaşırmaya ve düşünmeye teşvik etmektedir. İnsan kendisine „Bu neden böyle ?“ diye soruyor, hemen akabinde kendisine ilk cevapları veriyor ve böylece olguların ardındaki mantığı buluyor. Sergi elle, akıl ve kalp ile anlamaya ve okullardaki matematik dersleri için de yeni ilhamlar vermeye yöneliktir. Ziyaretçiler puzzle yapacak, köprüler kuracak, bulmaca oyunlarında kafa patlatacak, bilye yarışı izleyecek, olağanüstü güzel sabun zarları oluşturacaklar ve bunların yanısıra matematik ile uğraşacaklar. Partnerimiz olan Gießen’deki Mathematikum dünyadaki ilk uygulamalı matematik müzesidir. Dokunulabilir Matematik, Gießen sergisinden seçilmiş, 160’dan fazla parçanın denemeye ve düşünmeye davet ettiği, değerli deneyleri göstermektedir. 10 sene önceki açılışından bu yana 1,5 milyon civarında ziyaretçi bu serginin tadına varmıştır. Her yaşta ve eğitimde ziyaretçiyi bu sergiyi deneyimlemeye davet ediyoruz.“ dedi. GİRİŞLER ÜCRETSİZ Sergi 13 Nisan – 28 Nisan tarihlerinde Konak’ta bulunan İzmir Resim Heykel Müzesi ve Galerisi’ nde 10:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecektir. Bir Çiftçi 1850’de Yer Altına Açılan Bir Kapı Buldu. Yer Altından Bakın Ne Çıktı

Bodrum Yalıkavak Palmarina Mine Sanat Galerisi resim sergisi sanat etkinlikleri‘MEMORIA’ Özlem Kalkan Erenus Yer: Mine Sanat Galerisi, Bodrum Yalıkavak Palmarina Tarih:23 Şubat – 

Özlem Kalkan Erenus MEMORIA adını verdiği 18. kişisel sergisinde, bireysel ve toplumsal boyutlarıyla insanı ele alıyor. Yüzler, kalabalıklar ve giderek sokaklar; sanatçının belleğinde bıraktıkları izlerle, ‘an’a ve anılara yönelik işaretlere dönüşüyor. Bellek, imgeleri biriktirme özelliğine sahiptir. Fransız sinema kuramcısı Christian Metz, “gerçeklik hikâyeler anlatmaz, ancak bellek bütünüyle hayal gücüne dayanır” der. Doğrusal bir zaman kurgusu gereksinmeyen bellek; oluşturduğu imgeler dünyasında, ileri ve geri, sürekli bir hareket içindedir. Yaşadıklarının içinden seçip ayırdığı ve çoğu zaman yeniden anlamlandırdığı gerçeklik fragmanları biriktirir. Erenus’un fragmanlaştırarak çoğalttığı ve poliptik düzenlemelerde bir araya getirdiği kendine özgü figür tanımları, hikâyeci bir yaklaşım sunmaz. Söz konusu figüratif fragmanlar, bunun yerine, tümel bir anlatımla ilişkilendirilebilir. Erenus, MEMORIA sergisi için 2004-2016 tarihleri arasında üretilmiş yaklaşık 50 parça tuvalini düzenliyor. Sanatçı, belleğinden süzülerek gelen tikel görüntüler olarak değerlendirdiği tuvallerini, izleyici ile buluşturduğu her yeni mekan ve her yeni sergileme sürecinde, inşacı bir zihinsellik kapsamında yeniden yorumlayarak düzenliyor ve zamandizinsel olmayan bir tür süreklilik algısı ortaya koymayı amaçlıyor. Özlem Kalkan Erenus, çimento, kum, derz ve benzeri alternatif malzemeleri tuval yüzeyine uygulayarak, yeni bir yüzey tanımlamasıyla birlikte farklı dokusal değerlere yönelir. Malzemenin taşa yaklaşma çabası ile birlikte Erenus’un, tuval yüzeyine aktarılmış bir plastik yapıyı araştırdığı gözlemlenir. “MEMORIA” sergi açılışı 23 Şubat 2016, saat 17:00’de, Mine Sanat Galerisi, Bodrum Yalıkavak Palmarina şubesinde gerçekleşecektir.

Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı taksim SALT Beyoğlu galeris İllüstrasyonSabiha Rüştü Bozcalı ile bir dönemin izleri… Tarihi : 24 Aralık 2015-28 Şubat 2016 Yer : SALT Beyoğlu

İllüstrasyon üzerine yoğunlaştığını gördüğümüz sanatçı, eserlerine günlük yaşamın izlerini taşımayı hep önemsedi. Bazen bir deniz manzarası önünde kayıklar, bazen de bir Rönesans tablosu röprödüksiyonu ya da çokça kadın portresi yapıtlarına konu oldu. Avrupa ve Türkiye’de gördüklerini sanatsal belleğinden damıtıp kâğıda ve tuvale aktardığı işlerde yaşamın en basit anlarından tutun da çokça konuşulan olaylarına dek geniş bir yelpaze oluşturdu. Metin Çelik Tarihler yağmur damlaları gibidir, düştüğü yerde birikirler ve bir bellek oluştururlar. Bu geçmişimizi oluşturur ve kültürel olarak bu kodlar üzerine inşa oluruz. Genetik belleğimizi buradaki anılar, kişiler, zamanlar, nesneler, yani kısacası her şey oluşturur. Sonrasını gördüklerimize, duyduklarımıza ve hissettiklerimize bırakırız. 21. yüzyıldayız. Tarihten yükselen bir değerin sergisi şu sıralar konuşuluyor. Osmanlı İmparatorluğunun bitip Cumhuriyet’in başlangıcına denk gelen bir tarihte yetişen ressam Sabiha Rüştü Bozcalı’nın (1903- 1998) tüm yaşamının detaylarını konu alan önemli bir sergi SALT Beyoğlu’nda kapılarını sanatseverlere açtı… Türkiye sanat tarihindeki az sayıda kadın sanatçıdan biri olan illüstratör Sabiha Rüştü Bozcalı’nın bu sergisi, kültür tarihimizde dönemsel olarak neler olup bittiğine sanatçının çizgileri ile ayna tutuyor. “Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı” adını taşıyan sergide birçok arşivden derlenerek oluşturulmuş belge fotoğraf, çizim ve yağlı boyalar sergileniyor. Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı, çok genç yaşlarda bu yana Avrupa’nın birçok şehrinde dönemin en ünlü ressamlarının atölyesinde çalıştı. Paul Signac, George de Chirico, Louis Corinth bunlardan yalnızca birkaçı… Sonrasında eğitimine, Türkiye resim sanatının merkezi kabul edilen okulda, Güzel Sanatlar Akademisinde Namık İsmail’in atölyesinde devam eden sanatçı, burada entelektüel açıdan çok geniş bir bellek yarattı. İllüstrasyon üzerine yoğunlaştığını gördüğümüz sanatçı, eserlerine günlük yaşamın izlerini taşımayı hep önemsedi. Bazen bir deniz manzarası önünde kayıklar, bazen de bir Rönesans tablosu röprödüksiyonu ya da çokça kadın portresi yapıtlarına konu oldu. Avrupa ve Türkiye’de gördüklerini sanatsal belleğinden damıtıp kâğıda ve tuvale aktardığı işlerde yaşamın en basit anlarından tutun da çokça konuşulan olaylarına dek geniş bir yelpaze oluşturdu. Sergi mekânının dizilimi de bu temaların iç içe geçmişliği üzerinden şekillenmekte… Sanatçı araştırmacı kişiliğinin de etkisiyle Zonguldak’a gidip santral ve fabrikalarda işçilerin yaşamını gözlemleyip kâğıda aktardı. Mekân ve zaman kurgusallığı anlamında anın bütün koşullarını görmeye çalıştı. Bu yanıyla tam bir empresyonist gibi çalışan Bozcalı, hem fırçasında hem de kaleminde lekeci bir anlayışı benimsedi. Tek çizgi ile oluşturduğu figür anlayışı onun illüstrasyonda daha da yetkinleşmesini sağladı. Bu da dönemin reklam ve yayıncılık alanlarında işler üretmesine yardımcı oldu. Ayrıca portre sanatıyla da sıkı bir ilişki kurdu Bozcalı. İfadenin gücünü önemseyen sanatçı birçok açıdan ele aldığı portreyi insan ruhunun dışa vurum merkezi olarak gördü. Adeta Rembrandt yahut Van Gogh’un portreye baktığı yerden baktı. Kendi portresini yaptığı siyah beyaz eseri, lokal hafif bir ışığın yüzünü hafifçe okşayarak, orta tonların hâkimiyetinde ve direkt izleyici ile göz teması kurarak adeta ruhundaki söylemleri dışarıya çıkarıyordu. Kâğıt üzerine füzen tekniği ile çalıştığı bu porte resmi ayrıca Kathe Kollwitz’in işlerini çağrıştırıyordu. Türkiye’nin ilk kadın illüstratörü olan Sabiha Rüştü Bozcalı, yaşadıklarıyla, yaptıkları, çizdikleriyle ve birçok fotoğraftan oluşmuş sergisiyle 28 Şubat’a kadar SALT Beyoğlu’nda olacak… Tarih koklamak isterseniz eğer, yolunuz muhakkak bu sergiden geçsin. İyi seyirler. Telefon : 0212 334 22 00 Web : www.saltonline.org cocuklara yonelik sanat kursları ,etkinlikleri Uzay Benim Oyun Bahçem Resim YarışmasıUzay Benim Oyun Bahçem” Resim Yarışması Son Katılım Tarihi: 22 Şubat 2016 Bitiş YARIŞMANIN AMACI • Okul öncesi dönemde öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirici bir faaliyet düzenlemek • Öğrencilerin uzay, uzay bilimleri ve gelecek hakkında düşünmelerini sağlamak • Öğrencilerin düşüncelerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek • Resim sanatına öğrencilerin ilgisini geliştirmek • Yarışmanın sonucunda öğrencilerin okul öncesi dönemde “doğal birer bilim adamı” özelliği taşıyan hayal güçlerini, veliler ve öğretmenler ile paylaşacakları bir platform oluşturmak Okul öncesi öğrenciler ( 5-6 yaş öğrencileri) YARIŞMANIN KAPSAMI “Uzay benim oyun bahçem” ana konusu altında öğrenciler • Eğer uzaya gitseydim • Benim uzay gemim • Uzayda oyun nasıl olurdu? gibi çok geniş bir kapsamda kendilerini ifade edebilirler. Yarışmada esas olarak • Çizilen resmin uzayda geçmesi, • Geleceğe veya bugüne dair uzayda olan bir olayı, kişiyi, hayali betimlemesi, • Öğrencilerin tamamen kendi hayal güçleri ile belirledikleri renkler, şekiller ile uzayı resmetmeleri istenmektedir. Öğrencilerin ön bilgi edinmesi için www.cakabey.k12.tr adresinde “ilham alın,bilgilenin” sayfası açılmıştır. YARIŞMAYA KATILIM ŞARTLARI Genel Şartlar 1-Yarışma, İzmir genelinde Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı olan tüm resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarının 5-6 yaş öğrencilerine açıktır. Herhangi bir okulda öğrenim görmeyen öğrenciler de yarışmaya katılabilirler. 2-Katılımcılar, daha önce herhangi bir yarışmada derece (birinci, ikinci, üçüncü, mansiyon, özel ödül vb.) almış eserleriyle yarışmaya katılamazlar. 3-Özel Çakabey Okulları öğrencileri bu yarışmaya katılamazlar. 4-Seçici Kurul üyelerinin birinci derece yakınları bu yarışmanın kapsamı dışında kalacaktır. 5- Her katılımcı bir eser ile yarışmaya katılabilir. Okullar istedikleri sayıda öğrenci ile yarışmaya katılabilirler. 6- Yarışmacılar, yarışmaya katıldıkları eserlerin, yarışma sonunda açılacak olan web sitesinde yayınlanmasını ve yarışma ile ilgili basılacak /oluşturulacak ticari olmayan materyallerde (dergi, afiş, takvim vb.) kullanılmasını kabul eder. 7- Başvurusunu tamamlayan her yarışmacı, yukarıda belirtilen yarışmaya katılım şartlarını kabul etmiş sayılır. Teknik Şartlar 1-Yarışmaya katılacak eserler 35×50 cm. veya 25×35 cm. ebatlarındaki beyaz resim kâğıdına yapılmalıdır. Daha küçük ya da daha büyük kâğıt boyutlarına çizilen eserler değerlendirilmeyecektir. 2-Eserler el çizimi olmalıdır, dijital olarak yapılan eserler değerlendirilmeyecektir 3-Eserler kolaj, dekupe veya ayrı resimleri birleştirme/yapıştırma olmamalıdır. 4- Her türlü resim malzemesi (karakalem, sulu boya, renkli kalemler, pastel boya vb. dâhil olmak üzere bütün boyalar) kullanılabilir. BAŞVURULAR ve ESERLERİN GÖNDERİLMESİ 1- Yarışmaya katılım posta ile veya elden yapılabilir. Posta ve elden teslim için: Özel Mavişehir Çakabey Anaokulu 6496 sokak no: 16/A Karşıyaka-İzmir Telefon: 0 232 330 30 33 – 0 232 330 30 37 2- Tüm başvurularda (bireysel veya okullardan yapılan) aşağıda belirtilen ve Özel Çakabey Okulları web sitesinde de yer alan katılım formundan çıktı alınarak her öğrenci/eser için ayrı ayrı doldurulmalıdır. ÖĞRENCİ BİLGİLERİ ORJİNALLİK BELGESİ (Bu kısım okul müdürü veya veli tarafından imzalanacaktır.) ADI- SOYADI Ben/biz bu eserin ………………………… tarafından yardımsız olarak, tamamen kendisi tarafından orijinal olarak yapılmış olduğunu doğrular ve yarışmaya katılımına onay veririz. İmza – tarih DOĞUM TARİHİ (Gün-ay-yıl) SINIFI OKULU OKUL ADRESİ TELEFONU OKUL E-POSTA ADRESİ VELİ CEP TELEFONU VELİ E-POSTA ADRESİ ÖĞRETMEN ADI –SOYADI 3- Resimlerin ön yüzünde öğrenciye ait herhangi bir kimlik bilgisi, isim, okul ismi vb. bulunmamalıdır. Doldurulan katılım formu, resmin arka yüzüne yapıştırılmalıdır. ESERLERİN SON BAŞVURU TARİHİ: Eserler 22 Şubat 2016 Pazartesi günü posta veya elden Özel Çakabey Okulları’na teslim edilmiş olmalıdır. Postada geciken eserlerde sorumluluk kabul edilmeyecektir. YARIŞMA SEÇİCİ KURULU ( Alfabetik isim sırasına göre) – Prof. Dr. Varol KESKİN ((Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı) – Prof. Dr. Serdar Evren (Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı ) – Prof. Dr. Kadri Yakut (Ege Üniversitesi Gözlemevi Müdürü) – Yrd. Doç. Turan ENGİNOĞLU (D.E.Ü. Buca Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ) – Mete SEZGİN (D.E.Ü. Buca Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi-Emekli) – Oğuzhan KÖSE (Yüksek Astronom- Özel Çakabey Okulları Gözlemevi Koordinatörü) – Asuman KAHRAMAN (Resim öğretmeni- Emekli ) – Gülçin Genç Kalender (Özel Çakabey Okulları anasınıfı resim öğretmeni) YARIŞMA SONUÇLARININ DUYURULMASI Sonuçlar www.cakabey.k12.tr adresinden duyurulacaktır. ÖDÜLLER VE ÖDÜL TÖRENİ • Katılan tüm öğrenciler katılım belgesi ve madalya ile ödüllendirilecektir. • Seçici kurulun belirleyeceği dereceler ise 5 yaş ve 6 yaş olmak üzere iki ayrı kategoride verilecektir. • Her kategori için 1.- 2. -3. olan eserler belirlenecektir. • Seçici kurul gerek görmesi halinde Seçici Kurul Özel Ödülü verecektir. • Ödül töreni tarihi sonuçların belli olması ile duyurulacaktır. • Resim yarışmasının konusu gereği Özel Çakabey Okulları Gözlemevi’nde tüm katılımcılara açık Güneş gözlemi ve sunumu yapılacaktır 5 yaş Kategorisi Ödülleri: 1. Meade Infinity 60AZ teleskop ve LEGO Classic, Create Suppl 303 parça set 2. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set 3. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set 6 yaş Kategorisi Ödülleri: 1. Meade Infinity 60AZ teleskop ve LEGO Classic, Create Suppl 303 parça set 2. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set 3. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set İLETİŞİM VE DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE ULAŞIN Özel Çakabey Okulları Öğrenci İşleri Ofisi 0 232 327 31 92 (Dâhili 117- 127- 139) ogrenciisleri@cakabey.k12.tr www.cakabey.k12.tr