Sizin için seçtiğimiz güncel sanat haberler ve yarışmalar

 

5.İstanbul Tasarım Bienali

Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım olarak açıklandı

26 Eylül – 8 Kasım 2020

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 5. İstanbul Tasarım Bienali,

26 Eylül – 8 Kasım 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Küratör Mariana Pestana, 10 Aralık’ta Salon İKSV’de gerçekleştirilen basın toplantısında bienalin başlığını Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım olarak açıkladı.

Tanıtım toplantısına İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova ve 5. İstanbul Tasarım Bienali küratörü Mariana Pestana’nın yanı sıra basın mensupları, akademisyenler ve tasarım ve ilgili alanlardan profesyoneller katıldı.

Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım, tasarımın birbirimizle ilişki kurmamızı sağlayan araçlara, platformlara ve arayüzlere sahip olduğu fikrinden yola çıkarak tasarımı “bağlantılı olma” hâline aracılık eden bir unsur olarak görmeyi deniyor. Empati sözcüğünün geçmişten günümüze seyrine bakarak tasarım için hislerle, tesirlerle ve ilişkilerle ilgilenen yeni bir rol hayal etmeyi hedefliyor.

Teknolojik hız ve çevre krizinin damgasını vurduğu bir dönemde 5. İstanbul Tasarım Bienali’nin ilgi alanında, özen göstermeyi öne çıkaran uygulamalar, bağlantı kurmaya dair ritüeller ve duygularımıza aracı olan nesneler yer alıyor. Yeni animizm ve yerel bakış açısına dair bir merak içeren bienal, şeyler, insanlar ve her ikisi arasındaki ilişkileri düşünürken güneyin ve doğunun esin kaynaklarından yararlanıyor. 2020 bienali, gün geçtikçe yekpareleşen küresel dünyada yerel bilgiye ve bölgesel uygulamalara öncelik veriyor; her yaştan ve alandan profesyonel ve amatör katılımcıya çağrı yapıyor.

Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım, yemek masasında bir araya gelmeyi ve paylaşmaya dair diğer gelenekleri coşkuyla kucaklıyor. Masalarla, tencerelerle ve sofra takımlarıyla olduğu kadar sanal gerçeklik gözlükleriyle, dijital para birimleriyle ve çevrimiçi sohbet odalarıyla da ilgilenen 5. İstanbul Tasarım Bienali, kataloglamaktan ve sınıflandırmaktan kaçınıyor, mitlere ve ritüellere kucak açıyor. Bienalin ortaya attığı temel sorulardan bazıları, tasarımın hangi ortak hisleri öne çıkardığına ve bir bakış açısından, bir boyuttan, bir bedenden fazlası için (ve onlardan yola çıkarak) nasıl tasarlayabileceğimize dair. Bienal, bu sorulara empati anlayışımızı tekrar canlandırarak değinmemizi öeriyor.

Mariana Pestana’nın küratörlüğünü üstleneceği 5. İstanbul Tasarım Bienali’nde Billie Muraben asistan küratör ve editör yardımcısı, Sumitra Upham da programlar küratörü olarak görev alacak.

Bienalin sergi tasarımını İstanbul merkezli kolektif Future Anecdotes üstlenirken, grafik tasarım Porto merkezli Studio Maria João Macedo imzasını taşıyacak.

Empati üzerine : Empati sözcüğü 1910’larda ortaya çıktı. Yunanca pathos sözcüğünün önüne em ekinin getirilmesiyle birlikte hissetmek anlamını kazanan sözcük, Almancadaki Einfühlung sözcüğünün bir tercümesiydi. Psikoloji çevrelerinde doğan bu terim, bir nesnenin estetik deneyiminin onu izleyenin bedenini nasıl etkilediğini tanımlamak, hislerin bir nesneden bir insana aktarılabildiğini vurgulamak için kullanılıyordu. Günümüzde diğer insanların ifadelerini ve hislerini algılama yetisini tarif etmek için kullanılsa da 1910’larda insandan farklı gövdelerin arasındaki ilişkileri de barındıran, çok daha kapsayıcı bir anlamı vardı.

Farklı tarihsel dönemlerde empati, ötekinin bakış açısına, kimi zaman bedensel olarak bürünme, yabancı biçimlere girme, nesnelere dönüşme veya farklı gerçeklikleri ikame etme yetisi gibi anlamlara sahip oldu. Psikolojik, politik ya da estetik bağlamlarda empati; benzeme, taklit, aktarım ve yansıtmayla ilişkilendirildi. Empathy: A History (Empati: Bir Tarihçe) adlı kitabında Susan Lanzoni’nin aktardığına göre Roma ve Floransa’da bulunan müzelerdeki heykelleri gözlemlemenin bedeninde uyandırdığı hisleri kayıt altına alırken erkek mahlası (“Vernon Lee”) kullanan Violet Page, empatiyi kişinin kendi hayatını bir nesneye ödünç vermesi olarak tanımlıyordu.

Bugün, aradan 100 yıl geçmişken, terimin ilk algılanma biçimine dönüş zamanı gelmiş gibi görünüyor. İçinde yaşadığımız ekolojik kriz, keşif ve özütleme çalışmalarına dayalı ilerleme ve kalkınma anlayışıyla doğrudan ilişkili. Aydınlanmadan bu yana Batı düşüncesine egemen olmuş Kartezyen yöntem geçerliliğini yitirmiş durumda. İnsan-sonrası paradigması, her şeyin dünyayla kendi ilişkisini kurduğunu, gerçekliğin tüm canlı ve cansız varlıklar arasındaki bir çoklu-doğal bütün olduğunu belirtiyor.

5İstanbul Tasarım Bienali, empati sözcüğüne dönerken tasarım için hislerle, tesirlerle ve ilişkilerle ilgilenen yeni bir rol hayal etmek istiyor. İnsan-sonrası felsefi bakışının etkin olduğu günümüz koşullarını ve güncel teknolojik ufku dikkate aldığımızda, bu yaklaşımlar yepyeni bir potansiyel kazanıyor.

5 İstanbul Tasarım Bienali’nin kapsamı

5 İstanbul Tasarım Bienali, empatinin tanımını yeniden düşündürürken bir bakış açısından, bir boyuttan, bir bedenden fazlası için yapılan tasarımları sahipleniyor:

Bir BAKIŞ AÇISINDAN fazlası (merkezi değiştirme biçimi olarak tasarım)

Empati, bedenimizin konumunu dünyayla ilişkilendirerek tanımakla başlıyor. Algılarımızı şekillendiren belirli bir nokta var ve bu nokta hislerimizi belirliyor. Uzaydan Dünya’ya bakan astronotlar, zaman içinde “kuşbakışı etkisi” olarak adlandırılan “şaşkınlık ve hayret” dolu bir estetik deneyimden bahsediyor. Bu derin duygusallık, astronotlar için, Dünya’yla ve birbirleriyle bağlantılı olma hissini pekiştiriyor.

Astronotların yaşadığı bu bilişsel değişime benzer şekilde aynalar, lensler, kameralar ve tarayıcılar gibi tasarım araçları, görüş açılarımızın merkezlerini değiştirmemize yardımcı oluyor, başka türlü algılayamayacağımız bazı şeyleri görmemize olanak sağlıyor. Yeni bakış açıları, yeni hisleri ve gerçeklik anlayışlarını harekete geçiriyor. Günümüzde hangi tasarım araçları, hangi bakış açılarını ortaya çıkarıyor? Tasarım dünyayı anlamlandırmamıza nasıl yardımcı oluyor?

Bir BOYUTTAN fazlası (aktarım biçimi olarak tasarım)

Empati, hislerin bir bedenden diğerine aktarımını tanımlıyor. Bu, iki bedenin uzaktan birbirine bağlanması anlamına geliyor. Yapay zekâ, bilginin ve düşünce süreçlerinin insanlardan makinelere aktarımından yola çıkıyor. 5G destekli akıllı şehirler, enformasyonun canlı ve cansız gövdeler arasında yol aldığı bir yapı vaat ediyor. Nesnelerin İnterneti, bir cisimler ağı tarafından “sezilen” veri toplama yöntemine dayanıyor. Artırılmış gerçeklik, bedenlerin aynı anda farklı âlemlerde var olmasına olanak sağlıyor. Bazı ülkelerde televizyondan bile fazla izlenebilen Twitch gibi platformlar, sanal ve gerçek dünyayı iç içe geçiriyor. Empati bu tür platformlarda nasıl oluşuyor? Yeni mecralar hangi his ve ilgi yapılarını öne çıkarıyor?

Bir BEDENDEN fazlası (içkinlik biçimi olarak tasarım)

Empati, birden fazlası olduğumuz anları tanımlıyor. Feminist teorisyen Rosi Braidotti, Posthuman Knowledge’da (İnsan Sonrası Bilgi) insan-sonrası paradigmasının, bizi insanmerkezciliğin ötesinde sosyal bağ kurmanın ve topluluk oluşturmanın yeni biçimlerini araştırmaya davet ettiğini belirtiyor. Tasarımı yalnızca bir bedene uygun olmayan, insan ya da hayvandan sebze ya da minerale dek birçok beden ve gövdeyi bir araya getiren bir faaliyet olarak düşünmek nasıl mümkün olabilir? Ayrıca, Sara Ahmed gibi biliminsanlarının belirttiği gibi nesneler normatif davranışları düzenleyerek hayatlarımızı yönlendiriyorsa, müşterekliğin sabit biçimlerini bozan ve yoldan saptıran nesneler hangileri?

5 İstanbul Tasarım Bienali’nin yapısı

5İstanbul Tasarım Bienali, Mutfak ve Gözlemevi başlığı altında sergilerin yer alacağı iki ayrı mekâna yayılacak.

Bir mutfakta toplumsal, ekonomik ve kentsel dinamikler gözlemlenebilir. Mutfakta dil, hem tatmak hem de sohbet etmek için kullanılır. Mutfak masasındaki bedenler ofis masası ya da toplantı masasından farklı hareket eder. Bienalin Mutfak bölümünde de yiyecekler aracılığıyla insan-sonrası varlığımızın temas ve inşa ettiği çoğul evrenlere erişeceğiz. Yiyecekler, mikrobik yaşamdan zirai âdetlere dek evrenbilimin eşzamanlı ölçeklerine erişmemize olanak sağlayacak. Tıpkı bir laboratuvar gibi deneylerin yapılacağı Mutfak, hem profesyonellere hem de amatörlere açık bir mekân olacak.

Bu programda mutfak hem gerçek hem de mecazi anlamıyla kullanılacak. Yemek odası takımları, çatal bıçak setleri, oturma düzenleri, tencereler ve tavalarla birlikte yemeğin ortaklaşa hazırlığı ve tüketimi için gerekli diğer cisimlerden oluşan bir nesneler kütüphanesi sergilenecek ve kullanılacak. Böylelikle Mutfak, tabaklar, masa örtüleri, sandalyeler ve bardaklardan çorbalara, et suyuna ve turşuya kadar tasarım pratiklerinin farklı formlarını sunacak. Her türden misafir dönüşümlü olarak ev sahipliğini üstlenecek; alanın, menünün ve Mutfak’ta gerçekleşen konuşmaların yapısını değiştirecek. Program ilhamını, üzerine yemek konulan bir yaygı ya da masa anlamına gelse de daha çok bir tür birliktelik hâlini çağrıştıran “sofra” sözcüğünün kültürel öneminden alıyor.

Mutfak etrafında şekillenecek projeler ve etkinlikler için 2020 Ocak ayında bir açık çağrı yapılacak. Yemek uzmanları, aşçılar, ürün tasarımcıları, mimarlar ve yemek yeme meraklıları, gelişmeleri takip edin!

Gözlemevi bölümü ise ana sergiye ev sahipliği yapmanın yanı sıra günümüz dünyasının empati pratiklerinin izleneceği, kaydedileceği ve icra edileceği bir platform oluşturacak. Mekân, birden fazla bakış açısı, birden fazla boyut ve birden fazla beden için, onlardan hareket ederek ve onlarla birlikte yapılan tasarımı yansıtan araçlar, cihazlar, enstalasyonlar ve başka objeler içerecek.

Genç Küratörler Grubu

İstanbul’da yaşayan genç küratörlerden oluşacak Genç Küratörler Grubu, 5. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında çalışmalar yürütecek.

Kentteki uygulamacılar, düşünürler ve üreticilerle bir araya gelerek temaya yerel bir bağlam kazandırmayı hedefleyecek grup, bienalin Türkiye’deki tarihsel yaklaşımlarla bağlar kurmasına olanak sağlayacak. Daha genç bir neslin temsilcileri olarak küratörlerin bakış açılarını genişletecek bu grup, bienalin küratöryel ekibinin bir parçası olarak serginin anlatısına ve konumlandırılmasına katkıda bulunan projeler önerecek, seçecek ve yürütecek. Ayrıca bienalin yayınına katkıda bulunacak.   

Biyografiler

Mimar ve küratör Mariana Pestana, eleştirel toplumsal uygulamalarla ve hem teknolojik gelişmelerin hem de ekolojik krizin şekillendirdiği alternatif gelecekleri kurmacanın yardımıyla yeniden hayal etmekle ilgileniyor. Çalışmalarını Londra ve Porto’da yürüten Pestana, The Decorators adlı kolektifin ortak kurucularından. 2011’de kurulan topluluk, kamusal alana yayılan müdahaleler gerçekleştiriyor ve kültürel programlar düzenliyor. Pestana, geçmişte Victoria ve Albert Müzesi’nin (V&A) Mimarlık, Tasarım ve Dijital Bölümü’nde küratör olarak çalıştı, ayrıca Londra Sanat Üniversitesi bünyesindeki Central Saint Martins ve Chelsea Sanat Koleji’nin yanı sıra Kraliyet Sanat Koleji gibi kurumlarda ders verdi. Victoria ve Albert Müzesi’ndeki Gelecek Burada Başlıyor’un (2018), Lizbon’da bulunan Sanat, Mimarlık ve Teknoloji Müzesi’nde (MAAT) yer alan Çevreci Vizyonerler: Antroposen’in Ardından Sanat ve Mimarlık’ın ve Matadero Madrid’de sergilenen Çevreci Vizyonerler: Türlerarası Bir Geleceğe Doğru’nun ortak küratörlüğünü üstlendi. Çevreci Vizyonerler serisinin üçüncü sergisi, Kasım 2019’da Kraliyet Sanat Akademisi’nde açıldı. Pestana ayrıca Yakın, Daha Yakın temasıyla düzenlenen Lizbon Mimarlık Trienali’nin (2013) üç sergisinden biri olan Gerçek ve Diğer Kurgular’ın ve Dünya Ekonomik Forumu (2016) kapsamında V&A tarafından sergilenen Gelecekte Bu Zamanlar’ın küratörlüğünü üstlendi, 2019 Porto Tasarım Bienali için Kurmaca Uygulaması adında, genç küratörlerin yer aldığı deneysel bir laboratuvar hazırladı. Doktorasını Bartlett Mimarlık Okulu’nda tamamladı.

Billie Muraben Londra’da yaşayan bir yazar, editör ve eğitmen. Artsy, Disegno, Elephant, Eye, Maharam Stories, Port ve Varoom başta olmak üzere birçok yayın için yazılar yazdı, The Gourmand’ın web editörü olarak çalıştı. Çalışmaları, en geniş tanımıyla tasarıma duyduğu ilginin yanı sıra sanat ve tasarım bağlamında öncelik verilen alanları, mekânları ve uygulamaları sorgulamaktan besleniyor. İngiliz ve Türk asıllı olduğu için Doğu Akdeniz’den çıkan çalışmalara özel bir ilgi duyuyor. Geçmişte sanat uygulamaları için potansiyel bir dağıtım merkezi olarak televizyon, postmodern mimari ve harabe değeri, gücün abidevi bir simgesi olarak dans eden fıskiyeler üzerine yazdı. Central Saint Martins Üniversitesi’nin Grafik İletişim Tasarımı bölümünün Deneyim & Çevre platformunda ders veriyor, bundan önce de Kraliyet Sanat Koleji’nde (RCA) yüksek lisans seviyesinde görsel iletişim, Camberwell Sanat Koleji’nde lisans seviyesinde illüstrasyon dersi verdi. Şu an Londra İletişim Koleji’nin Grafik Medya Tasarımı bölümünün tasarım araştırması üzerine ortaya koyduğu bir yayın ve sempozyum olan A Line which Forms a Volume’un üçüncü edisyonunun editoryal danışmanlığını üstleniyor. Yüksek lisansını RCA’nın Görsel İletişim bölümünde tamamladı

Sumitra Upham Londra’da yaşayan, sanat, tasarım ve teknolojinin kesiştiği alanlarda çalışan bir küratör. Şu sıralar Londra Tasarım Müzesi’nin Kamusal Programlar Kıdemli Küratörü olarak çalışıyor, kamusal programlardan, misafir sanatçı programlarından ve geçici projelerden sorumlu. Geçmişte Londra Güncel Sanatlar Enstitüsü’nde yardımcı küratör ve Coin Street Community Builders adlı sosyal girişimde tasarım küratörü olarak görev aldı, Londra’da bulunan White Cube’un sergi ekibinde çalıştı. Geçtiğimiz yıl Londra Mimarlık Festivali’nin küratöryel komitesinde yer aldı.

Future Anecdotes, anlatı ve mekân kurguları üzerine çalışan bir kolektif. Grup, sergileme, sergi yapımı, yayıncılık ve kamusal eylemlilik üzerine 2010’dan beri kafa yoruyor. Future Anecdotes’un tasarımını üstlendiği sergiler arasında Van Abbemuseum’un kalıcı sanat koleksiyonunu düzenledikleri The Way Beyond Art ve beraberindeki kullanıcı mekânları Werksalon (2018-2021), SALT ev sahipliğinde gerçekleşen Yerelde Modernler (2013) ve Erivan, Minsk ve Moskova’da sergilenen The City of Tomorrow (2019-2020) yer alıyor. Future Anecdotes, 2. İstanbul Tasarım Bienali kapsamındaki Okuma Odası’nın da müellifi.

Maria João Macedo 2008’den bu yana sürdürdüğü grafik tasarım pratiğini kitaplar ve görsel kimlikler etrafında şekillendiriyor. Kendi imzasındansa içeriğin öne çıkmasını önemseyen yaklaşımı, diyaloğa ve etkileşimlere dayanıyor. Macedo’nun kendi adını taşıyan ve çoğunlukla sanatçılar, küratörler ve kültür kurumlarıyla çalışan stüdyosu, 2018’den bu yana Lizbon’da bulunan Culturgest’in görsel kimliğinden, 2014’ten bu yana da Serralves Güncel Sanat Müzesi Koleksiyonu’nun yayınlarından sorumlu. Von Calhau, Bruno Pacheco, Vasco Barata, Alberto Carneiro ve Nairy Baghramian gibi sanatçıların kitaplarının tasarımlarını da yapan Maria João Macedo, 2014’ten bu yana Porto’da güncel sanat sergileri düzenleyen, kâr amacı gütmeyen bir sanat alanı olan Sismógrafo’nun editoryal programının kurucusu ve yöneticisi.

VitrA’nın desteği devam ediyor

İstanbul Tasarım Bienali, 2012’de gerçekleşen 1. İstanbul Tasarım Bienali’nden bu yana bienalin gerçekleşmesini mümkün kılan ve desteğini bu yıl da sürdüren VitrA’ya teşekkür eder.

“İtalyan Tasarım Günleri”

Tarih:23-24 Mart 2020

Yer: Venedik Sarayı, İtalyan Kültür Merkezi, Salt Galata, Mongeri Evi,Yıldız Teknik Üniversitesi

Dünyaca ünlü İtalyan tasarımcıları “İtalyan Tasarım Günleri” için İstanbul’a ve sonraki günlerde Ankara ve İzmir’e geliyor. İstanbul İtalya Başkonsolosluğu ve İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ev sahipliğinde, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknopark iş birliği ile 23-24 Mart 2020 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek etkinlikler, Venedik Sarayı, İtalyan Kültür Merkezi, Salt Galata, Mongeri Evi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek.

İtalyan Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı’nın 100 İtalyan Konsolosluğu ile aynı anda organize ettiği ve bu yıl dördüncüsü gerçekleşen İtalyan Tasarım Günleri, İtalya ve Türkiye açısından her daim kapsamlı olanaklar sunan bir bağlamda “Made in Italy” tasarımını farklı açılardan tanıtmayı amaçlıyor.

2020 yılı teması “Geleceği Çizmek, Gelişim, İnovasyon, Sürdürülebilirlik ve Güzellik” olarak belirlenen etkinliklerin içeriği üniversite ve sanayi iş birliği vizyonu çerçevesinde genişletildi ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2018 verilerine göre Türkiye’nin en başarılı teknoparkı seçilen Yıldız Teknopark da ev sahipleri arasına katıldı. Bu kapsam çerçevesinde de İtalyan ve Türk şirketleriyle iş birliği alanları genişletilmesine başlandı.

Küratörlüğünü dünyaca ünlü Mimar ve Küratör Prof. Luca Molinari’nin üstlendiği İtalyan Tasarım Günleri iki gün boyunca mimarlık, endüstriyel tasarım (ürün, mobilya, otomobil ve tekne tasarımı vb.) ve moda alanlarında İtalya’nın önde gelen isimlerini Venedik Sarayı, İtalyan Kültür Merkezi ve 19. yüzyılda İtalyan mimarlar tarafından tasarlanan Salt Galata, Mongeri Evi gibi yapıların yanı sıra Yıldız Teknik Üniversitesi mekanlarında düzenlenecek paneller ve atölye çalışmalarıyla ağırlayacak

İtalya’da Tasarım Eğitim

İtalyan Tasarım Günleri etkinliğinin ilk günü olan 23 Mart’ta, Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü, YTU Oditoryumu’nda gerçekleşecek olan oturumlardan “İtalya’da Tasarım Eğitimi” başlıklı panelde Institue of European Design Milano Bilimsel Koordinatörü Prof. Carlo Branzaglia, University of Campania-Napoli’den Akademisyen ve Mimar Prof. Cherubino Gambardella, Atölye 70 Kurucusu Mimar Doğu Kaptan, 700 DCC Kurucusu Danışman Sinem Kocayaş, Arzu Kaprol Stratejik Marka Yönetimi ve İletişim Danışmanı Joelle Dana Bicaci, Baran Akalın Design Kurucusu Yat Tasarımcısı ve Akademisyen Baran Akalın ve Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Murat Sarı konuşmacı olacak.

Sanatın Tasarımından Modanın Geleceğine…

23 Mart’ta Beyoğlu’ndaki İtalyan Kültür Merkezi, Luca Molinari Studio Kurucusu, Mimar ve Küratör Prof. Luca Molinari, Alan Project Kurucusu ve Küratör Efe Korkut Kurt,  Salon Architects Kurucusu Mimar Alper Derinboğaz ve IKSV İstanbul Bienali Direktörü Deniz Ova’nın katılımıyla gerçekleşecek olan “Sanatı Tasarlamak” başlıklı oturumun ardından “Modanın Geleceği ve Sürdürülebilirlik” başlıklı panelde Gazeteci ve Yazar Demet Cengiz, Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol, Vogue İtalya Editör Yardımcısı Sara Maino, Moda Tasarımcısı Ece Gözen, Beymen & Boyner Group CMO’su Polat Uyal ile ELLE Türkiye Direktörü Zeynep Üner yer alacak.

İtalya’da Mimarlık ve Tasarım

Etinliğin ikinci günü olan 24 Mart ise Yıldız Teknik Üniversitesi, Salt Galata ve Mongeri Evi’nde gerçekleşecek olan oturumlarla devam edecek. “İtalya’da Mimarlık ve Tasarım” başlıklı oturumların ilki Yıldız Teknopark A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı ve Mimar İsa Turgut İnci, Floransa Üniversitesi’nden Mimar Laura Andreini, Institue of European Design Milano Bilimsel Koordinatörü Prof. Carlo Branzaglia ile Gambardella Architetti’den Mimar Simona Ottieri katılımlarıyla gerçekleşecek

“İtalya’da Mimarlık ve Tasarım” başlıklı oturumların ikincisinde ise Luca Molinari Studio Kurucusu Mimar ve Küratör Prof. Luca Molinari, Yıldız Artpark’tan Mimar ve Akademisyen Dr. Pınar Sipahi, Salon Architects Kurucusu Mimar Alper Derinboğaz, Mimarlar ve Han Tümertekin Kurucusu Mimar Han Tümertekin ile Gambardella Architetti Kurucusu ve Mimar Cherubino Gambardella yer alacak

Endüstriyel İşçilik

İtalyan Tasarım Günleri’nin 24 Mart’ta Salt Galata’da gerçekleştirilecek olan iki oturumundan ilki “Endüstriyel İşçilik” başlığını taşıyacak ve BMS CEO’su Neslihan Işık, Studio Giulio Iachetti Kurucusu Endüstri Ürünleri Tasarımcısı Giulio Iachetti, Studio Vertebra Kurucu Ortağı İç Mimar Efe Kağan Hızar, Luxury Living Engineering Bölge Müdürü Anna Masello ile Technogym Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Vittorio Zagaia konuşmacı olacak.

Ulaşım Tasarımı

Salt Galata’daki “Ulaşım Tasarımı” başlıklı ikinci oturum ise Yıldız Teknopark AŞ Genel Müdürü ve Gemi İnşa Mühendisi Prof. Dr. Mesut Güner, Sirena Yachts’tan Gemi İnşa Mühendisi Ensar Çabuk, FCA – MASERATI Şef Tasarımcısı Giovanni Ribotta ve Galataport Genel Müdürü Erdem Tavas’ın katılımıyla gerçekleşecek. “Ulaşım Tasarımı” etkinliğinin sponsorluğunu Alfa Romeo üstlendi.

Bilal Hakan Karakaya Alem-i Mülk

Tarih: 30 Ocak -08 Mart 2020

Yer: Anna Laudel Contemporary

Anna Laudel, kullandığı farklı malzemeler ile geleneksel heykel sanatının sınırlarını zorlayan heykeltraş Bilal Hakan Karakaya’nın Alem-i Mülk başlıklı kişisel sergisine 30 Ocak 2020 – 8 Mart 2020 tarihleri arasında İstanbul’daki galerisinde ev sahipliği yapıyor.

Reçine, endüstriyel – doğal atık gibi farklı malzemelerden ve tekniklerden oluşan heykel ve kağıt çizimleri ile tanınan Karakaya, eserlerinde modern yaşamın kaosunda, kentin içerisinde sıkışmış bireylerin izlenimlerini yansıtıyor. Sanatçı, sembolik esasa dayanan bir yaklaşımla ürettiği eserlerinde, günlük yaşamın karmaşık yapısını ortadan kaldırarak, onu tekrardan yorumluyor. Karakaya’nın figürleri, kapitalist dünyanın ağırlığıyla ezilen insanın “yabancılaşması”nı yansıtırken, heykellerinde yaşamın gerçekliğinden besleniyor ve geçmiş ve bugün ile ilişki kuruyor.

Eserlerinde, malzemenin kullanım şeklini değiştirerek yeniden üretim sürecine dahil eden Karakaya’nın malzemeyle kurduğu bu ilişki sanat pratiğini belirleyen temel özelliklerden birini oluşturuyor. Üretim sürecinde malzemeyle arasına mesafe koymamak adına eldiven gibi heykelin doğasına aykırı her türlü koruyucu malzemeyi kullanmayı reddeden sanatçı, heykelle doğrudan temas kurmayı tercih ediyor.

 

Karakaya heykelleri ve yerleştirmeleriyle galeri mekanını sahneye çeviriyor

İşlerinde genel bir yükselme hali olan sanatçının daha önce sergilenmemiş yeni eserleri ve yakın dönem üretimleri “Alem-i Mülk” sergisinde üç katlı galeri mekanın dikeyliği ile paralellik gösteriyor.

 

Her katta farklı bir hikayenin yer aldığı sergi, Dante’nin İlahi Komedya’sındaki gibi sırasıyla Cehennem, Araf ve Cennet ile izleyicinin deneyimine açılıyor. Sergide Karakaya, heykelin alışılagelmiş statik yapısını ters yüz ediyor ve yükselme eğilimini tersine uyguluyor; bu şekilde yükseldikçe incelmesi gereken yapılar, giderek kalınlaşıp ve genişliyor.

 

Sanatçı, sergideki katlar arasında yarattığı ölüm-yaşam, mekan-zaman gibi karşıtlıklarla izleyiciye farklı bakış açıları ile yeni fikirler üretmelerini sağlıyor. Katlar arasındaki karşıtlıklar, aynı katta yer alan işler arasında da görülebiliyor. İlk katta ölümün korkulu yanını gösterirken, üçüncü katta yer alan Aşı serisi, hastalığa ve ölüme yaşam veriyor. Aşı serisinin yer aldığı katta çizim, rahle gibi işler de yer alıyor.

 

İkinci katın kurgulanışında, kadim metinlere ve mitolojiye referanslar içeren eserler karşımıza çıkıyor. Mısır Tanrısı Osiris heykeli, Adem ve Havva yerleştirmesi bunlardan bazılarıdır. Tarımın, verimliliğin ve ölümün de tanrısı olan Osiris eserinde Karakaya, kardeşi tarafından uğradığı ihanet sonucu öldürülmesinden sonra, tekrar canlanarak kendini Nil Nehri’nin ortasında bir tabut içerisinde bulmasını ve ağaç tarafından tabutun soğurma hikayesini, heykelin gövdesine yerleştirdiği çiçek motifleriyle canlandırıyor. Galeri mekanında karanlık bir odada sergilenen Adem ve Havva yerleştirmesi ise yaratılış hikayesine tanıklık sürecini temsil ediyor. Ancak, Adem ve Havva’nın bilinen hikayesinin aksine Karakaya, Adem ve Havva’yı bir tabut içerisinde çürümüş bedenler olarak sergiliyor.

 

Sanatçı, konumlandırdığı heykelleri ve diğer yerleştirmeleri ile birlikte galeri mekanını tam anlamıyla bir sahneye çeviriyor. Zaman, ölüm, sonsuzluk ve yaşam kavramlarıyla kurduğu bu kurgu sayesinde, sergiyi deneyimleyen izleyici de oyunun bir parçası haline geliyor.

 

Bilal Hakan Karakaya’nın yakın dönem ve yeni eserlerini içeren Alem-i Mülk başlıklı kişisel sergisi 8 Mart 2020 tarihine kadar Anna Laudel’de görülebilir

 

 

 

Lütfi Özkök: Porteler

21 Aralık 2019 – 3 Mayıs 2020

İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, yazar ve sanatçı portreleri ile uluslararası alanda tanınan fotoğraf sanatçısı Lütfi Özkök’ün (1923-2017) hayatını geçirdiği Stockholm, İsveç’teki arşivinden derlenen bir portre seçkisine ev sahipliği yapıyor. 1950’li yıllardan itibaren edebiyat ve sanata yön veren 80 ismin fotoğrafından oluşan sergi, izleyiciyi portre fotoğrafının sunduğu anlamlar üzerine düşünmeye davet ederken aynı zamanda bir döneme tanıklık etmeyi amaçlıyor.

Fotoğraf sanatının en önemli türlerinden biri olan portre, konu edindiği öznenin iç dünyasını yansıtmakla kalmaz aynı zamanda kültürel, estetik, sosyolojik, psikolojik ve ideolojik birçok katmanın birbiriyle sürekli etkileşim halinde olduğu bir dünyayı tarif eder. Özkök’ün portreleri bir taraftan kişileri güncel halleriyle görünür kılarken diğer taraftan o kişilerin toplumsal kimliklerini de hatırlatmaya çalışır. Aynı zamanda şair olan Özkök, edebiyat ve sanat dünyasını yakından takip eder; öznelerini portrelemeye başlamadan önce onlarla diyaloğa girer. Sergide yer alan Nâzım Hikmet, Samuel Beckett ve René Char gibi isimlerle uzun yıllar dostluğunu devam ettirir ve farklı zamanlarda portrelerini çekerek hayatlarındaki dönüşümün yüzlerine yansıyan kaydını tutmaya çalışır. Özkök portrelerini çektiği kişilerin, kişiliklerinin yansıması olabilecek sanat yapıtları ile kurdukları ilişkinin de izini sürer. Lütfi Özkök’ün kendisi gibi anayurdundan uzakta olan özneleriyle kurduğu duygudaşlık, portrelerine de yansır.

Özkök’ün edebiyat dergilerinde yayımlanan yazılarına eşlik etmesi için fotoğraf çekmeye başladığı 1950’lerden 1990’ların sonuna uzanan bir döneme ait fotoğraflardan oluşan seçki, 24 Nobel ödüllü yazarın da aralarında bulunduğu 89 portreye yer veriyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası edebiyat ve sanatta yaşanan dönüşümlerin en önemli temsilcilerini bir araya getirerek bir dönemi gözler önüne seriyor. Sergide fotoğraflara eşlik eden metin, obje ve belgeler aracılığıyla Lütfi Özkök’ün portrelerini çektiği kişilerle ilişkisi izleyiciye sunuluyor ve sanatçının kişisel hikâyesi üzerinden bir dönemin okuması da yapılıyor. Küratör: Demet Yıldız

 

Canan Tolon: Sen Söyle

Tarih:6 Eylül 2019 – 2 Şubat 2020

Yer: İstanbul Modern

İstanbul Modern’in düzenlediği “Sen Söyle” adlı sergi, Canan Tolon’un 1980’li yıllardan günümüze uzanan sanatsal birikiminden bir kesit niteliğinde. “Sen Söyle”, Tolon’un çizimden fotoğrafa, resimden yerleştirmeye uzanan kendine özgü ifade ve teknik arayışını görünür kılıyor. Tolon’un sanatındaki dönüşüm ve gelişimin ikonik örneklerini bir araya getiren sergi, aynı zamanda sanat tarihinde yerini almış kimi çalışmasının da yeniden üretimine yer veriyor.

Canan Tolon’un çalışmalarının merkezini kendisini sürekli yenileyen doğa ve bir kültürel girişim olarak mimarlığın bıraktığı izler oluşturuyor. Tolon, her iki varoluşun birbiri üzerindeki etkisi, birbirlerine gösterdikleri direnç ve karşılaşmalarından doğan çelişki ve sonuçlar etrafında düşünsel ve görsel bir dünya tasarlıyor. İzleyicisini gördüğü imgelerin gerçek mi yoksa yanılsama mı olduğu konusunda ikircikliğe iten, fotoğraf mı yoksa resim mi sorusunu canlı tutan deneysel çalışmaları her zaman için yaşam ve ölüm arasındaki sınırı akla getiriyor.

Çalışmalarında çim tohumu, su gibi doğal malzemeler kullanan, tuvallerinin üzerlerine yerleştirdiği metal parçalarını açıkhava koşullarının etkisine bırakarak bir nevi doğanın resimde canlanmasını sağlayan Tolon, zamanın izlerini resimlerinin oluşumu için önemli bir başlangıç noktası olarak kurguluyor.

Uçsuz bucaksız ve terkedilmiş sonsuz coğrafyaları gösteren kompozisyonlarındaki mimari kesitler, yıkım, inşa ve yeniden inşa süreçleri ile insanlığın doğa karşısındaki mücadelesini akla getiriyor. Her bir detayın boya ile inşa edildiği bu resimlerde Tolon, insanın doğayı değiştirme ve dönüştürme süreçlerinin yarattığı kaos, mücadele ve belirsizliği tedirgin edici bir atmosferde yansıtıyor.

Araştırma alanlarının çeşitliliği ve düşünsel açılımının zenginliği açısından şüphesiz kuşağının en özgün, en yaratıcı sanatçılarından biri Canan Tolon. Serginin bir araya getirdiği bütünlük onun hem kendisini hem de günümüz insanını her açıdan etkileyen doğa ve çevre, mimarlık ve kültür hakkında yeniden düşünmemize olanak tanıyor. Küratör: Levent Çalıkoğlu

 

“İki Arşiv, Bir Seçki: Ara Güler’in İzinde İstanbul”

Tarih: 29 Mayıs – 8 Aralık 2019

Yer: İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi

    İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi, “İki Arşiv, Bir Seçki: Ara Güler’in İzinde İstanbul” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. İstanbul Modern ve Ara Güler Müzesi işbirliğiyle hazırlanan, iki kurumun koleksiyon ve arşivinden ortaya çıkan sergi, kentin 20. yüzyılın ortasından bu yana yaşadığı değişimi ve bu değişimin sonucu ortaya çıkan kolektif belleğin oluşumunda Ara Güler’in (1928-2018) fotoğraflarının rolünü görünür kılmaya çalışıyor.

   Kentler, kolektif belleğin şekillendiği ve sürekli güncellendiği alanlardır. Bu güncellemenin her jenerasyonda devam etmesinde fotografik kayıt önemli bir rol oynar. Dolayısıyla, bir kentin kimliğinin oluşumunda fotoğraf ortak belleği etkiler ve şekillendirir. Ara Güler’in fotoğrafları da, İstanbul söz konusu olduğunda kente dair ortak imgelem ve anılarımızın inşasında önemli bir yere sahiptir. “İki Arşiv, Bir Seçki”, Ara Güler’in kendilerine tekrar tekrar bakmaya davet eden fotoğraflarını arşiv malzemeleriyle bir araya getirerek hem Güler’in üretim pratiğini hem de zihnimizdeki İstanbul bilincinin yaratılmasındaki payını izleyiciye hatırlatmayı hedefliyor.

   Ara Güler’in farklı dönemlerde basılmış, her biri imzasını taşıyan çalışmalarını bir araya getiren sergi, İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonu ve Ara Güler Müzesi arşivindeki çeşitli karanlık oda baskısı, obje ve efemeraya da yer veriyor. Sergi, kendini foto muhabiri ve foto muhabirlerini de “tarihi makinesiyle yazanlar” olarak tanımlayan Güler’in çalışmaları aracılığıyla fotoğrafçının öznelliği ile fotoğraf arasındaki ilişkiyi düşündürmeyi hedefliyor. Küratör: Demet Yıldız Danışman: Umut Sülün

 

 

Şimdinin Peşinde

Tarih: 25 Eylül -Ekim 2019

Yer: İstanbul Modern

“Şimdinin Peşinde” adlı koleksiyon sergisiyle günümüz dünyasında insanlık hallerine odaklanıyor. İnsanın kentle, doğayla, fiziki çevresiyle ve kendi benliğiyle olan ilişkisini; tarihsel, toplumsal ve kişisel bağlamda irdeleyen yapıtları bir araya getiriyor. Bunun yanı sıra sergi, bugünün dünyasında ortaya çıkan görsel ve işitsel yeni uyaranların insan duygulanımı üzerindeki etkilerine de ayna tutuyor.

“Şimdinin Peşinde” birbiriyle kesişen ve ilişkiye geçen çeşitli tematik alanlar kurguluyor ve sergideki yapıtlar aracılığıyla kimlik, beden, toplumsal cinsiyet politikaları, yapım ve yıkım süreçleri, doğa ve insan ilişkisi gibi tali yollara açılıyor. Sergi, insanın ideal yaşam alanları yaratmak için kurguladığı kentin ve mimarisinin, kent sakinleriyle olan çetrefilli ilişkisini ele alırken, bir yandan da inşa etme ve doğal hayatın sınırlarını ihlal ederek egemenlik kurma güdüsünün olası sonuçlarına dikkat çekiyor. Ehlileştirilmeye çalışılan doğanın beraberinde bir yıkıma yol açması ve nesillere aktarılan toplumsal mirasın bozuma uğratılmasının sonuçlarına işaret ediyor. Farklı değişimlerin yıkıcı boyutlarıyla baş etmeye çalışan insanın kendisine dönmesi, benliğini araması ve bilinçaltının derinlikleriyle olan ilişkisi serginin önemli bir ekseniyken, “Şimdinin Peşinde” toplumsal cinsiyet rolleri ve kadın meselelerini farklı boyutlarıyla ele alan yapıtlara da yer veriyor.

Sanatçılar:Murat Akagündüz, Rasim Aksan, Alaettin Aksoy, Deniz Aktaş, Peter Anders, Mehtap Baydu,

Ramazan Bayrakoğlu, Sabri Berkel, Taner Ceylan, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, İpek Duben, Olafur Eliasson, İnci Eviner, Mehmet Güleryüz, Balkan Naci İslimyeli, Hüsamettin Koçan, Azade Köker,

Maro Michalakakos, Sarah Morris, Hans Op de Beeck, Angel Otero, Kemal Önsoy, İrfan Önürmen,

Necla Rüzgar, Sarkis, Güneş Terkol, Canan Tolon, TUNCA, Ömer Uluç, Zhan Wang, Nil Yalter, Jérôme Zonder. Küratöryel Ekip: Öykü Özsoy, Deniz Pehlivaner, Ümit Mesci

“Rus Avangardı. Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek”

S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi,

18 Ekim 2018 – 7 Nisan 2019’a kadar devam edecek olan “sergisi, Sabancı Holding’in katkılarıyla Rus avangard sanatını kapsamlı bir seçkiyle ziyarete açıyor.

Sabancı Üniversitesi’nin parçası olan Sakıp Sabancı Müzesi, 20. yüzyıl sanat tarihinin en heyecan verici dönemlerinden birine odaklanan bu sergisinde, Rus Avangardı’nın siyasi arka planının katmanlarını, kaynak teşkil edecek bir çerçevede sunarak akademik misyonunu yerine getirmeyi amaçlıyor. Sergide, dönem boyunca faaliyet gösteren ve sanatı hayatın her alanına yaymayı hedefleyen sanatçı ve okullar, resim, tasarım, edebiyat, film ve tiyatro alanlarındaki zengin üretkenlikleriyle temsil ediliyorlar.

“Rus Avangardı. Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek” sergisi, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşanan dramatik değişikliklerin ve radikal yeniliklerin zemin sağladığı entelektüel ve artistik gelişmelerin, sadece Rus sanatsal kültüründe değil, dünya sanat tarihindeki etkilerine de ayna tutan bir sergileme anlayışıyla kurgulandı. Sergi, 1900’lerin başından itibaren hayatı dönüştürecek bir güç olarak sanatı öne süren Rus avangard sanatçılarının bu dönemde gerçekleştirdiği çığır açıcı işlerinin yanı sıra 1917 Ekim Devrimi’nin sağladığı yenilikçi atmosferde, yeni rejimin de desteğiyle hayata geçirdikleri toplumsal tasarılarını ve heyecanla düşledikleri geleceğin geniş sınırlarını gözler önüne seriyor. 20. yüzyılın başında yaşanan teknolojik gelişme ve sanayileşmenin heyecanıyla yüzünü bilime dönen ve dünyanın da sınırlarını aşarak düşlerini uzaya taşıyan avangard sanatçıların ilerlemeye duydukları inanç, bu sergide yer alan eserlerinden canlılıkla yansıyor.

Dünyanın en önemli Rus Avangardı koleksiyonlarından ve arşivlerinden biri olan, Selanik Çağdaş Sanat Müzesi – George Costakis Koleksiyonu, “Rus Avangardı. Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek” sergisinin de temelini oluşturuyor. George Costakis’in büyük bir tutkuyla bir araya getirdiği ve Rus Avangardı eserlerinin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan Costakis Koleksiyonu’ndan sergiye dahil edilen sanatçılar arasında, sanat tarihinin ikonik eserlerinden Siyah Kare’nin yaratıcısı Kazimir Malevich, sanatla üretim arasındaki sınırları belirsizleştirerek sanatsal kuramda yeni bir dönemin öncüsü olan Vladimir Tatlin, fotoğraf, resim, heykel ve grafik sanatının cesur öncüsü Alexander Rodchenko dahil olmak üzere Rus Avangardı’nın birçok önemli ismi bulunuyor. Yine Costakis Koleksiyonu’ndan, dönemin kadın sanatçı yoğunluğunu temsil eden isimler arasında, metinle resim arasındaki etkileşimi temel alan Olga Rozanova, tasarladığı oyun dekorlarıyla tiyatro dilinin dönüşümüne katkıda bulunan Lyubov Popova ve yüzünü Rus halk sanatına dönerek Rus Avangardı’nda belirleyici bir rol üstlenen Natalia Goncharova da sergide eserleriyle yer alıyor. “Rus Avangardı. Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek”, 20. yüzyıl sanat tarihinin dönüm noktalarından biri olan bu dönemin tüm büyük isimlerinin eserlerini Türkiye’de ilk kez bir araya getiriyor.

Yeni sanatın ve toplumun nasıl bir yapıya sahip olması gerektiğine yönelik araştırmalarında Rus halk sanatına da bakan Rus Avangardı’nın bu yöneliminin yansıdığı uygulamalı sanat eserleri, Moskova’da bulunan Tüm-Rusya Dekoratif Sanatlar Müzesi’nden ödünç alınan, her alandan tasarım örneklerinin yer aldığı seçki, hem Rus Avangardı’nın hayatı yeniden düzenlemeye yönelik idealinin kapsamını hem de halk sanatıyla ilişkisinin tarihini gözler önüne seren bir niteliğe sahip.

Rus Avangardı’nın büyük ismi Alexander Rodchenko’nun fotoğraf arşivine de sahip olan Moskova Multimedya Sanat Müzesi’nin belgesel nitelikteki geniş fotoğraf seçkisi, hem Rus Avangardı’nın yeni teknolojiye uyumunu yansıtıyor hem de bu sanatçıların özel dünyasına pencere açıyor. Rus Avangardı’nın dönemin kültürel atmosferinde yol açtığı dönüştürücü etki, sergide eserlerin yanı sıra görkemli konstrüksiyonlarla ve yeniden canlandırmalarla yansıtılıyor. Vladimir Tatlin’in tasarladığı hava aracı Letatlin kontrüksiyonunun modeli, Rus Avangard sanatçılarının hayatı dönüştürme hayallerinin kapsamına işaret ediyor. Modern tiyatronun temellerinin atıldığı ve birçok sanat tarihçisinin Rus Avangardı’nın keşfedildiği yer olarak işaret ettiği Rus Avangardı tiyatro sahnesi de, yeniden üretimler yoluyla Sakıp Sabancı Müzesi’nde tüm ihtişamıyla hayat buluyor.

Ayrıca sergi süresince düzenlenecek film gösterimleri, müzik dinletileri, edebiyat etkinlikleri, çocuklar ve yetişkinlere yönelik atölye çalışmalarıyla, Rus Avangardı’nın farklı disiplinlerdeki üretimi derinlemesine ele alınacak. Rus Avangardı’nın uluslararası uzmanlarının metinlerinin yer alacağı katalog da sergiye eşlik edecek.

 

26. İstanbul Caz Festivali  

Tarih:29 Haziran-18 Temmuz

26 İstanbul Caz Festivali, yıldız isimlerden yeni keşiflere 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’un 27 farklı mekânında ağırlayacak 26 İstanbul Caz Festivali, 29 Haziran-18 Temmuz tarihleri arasında, cazın usta isimlerinden güncel müziğin tanınmış ekiplerine, yeni keşiflerden sevilen yıldızlara, farklı mekânlarda gerçekleştirilecek 50’nin üzerinde konserle, bu yaz da Haziran ve Temmuz aylarında keşiflerle dolu bir festival deneyimi yaşatacak.

Festivalin Yıldızları

Festivalin bu yılki sürprizleri arasında saksofoncu, besteci, yapımcı ve grup lideri kimlikleriyle çağdaş cazın efsane isimlerinden Kamasi Washington, ünlü basçı Michael League’in liderliğinde sofistike besteleri çığır açıcı bir emprovizasyon stiliyle birleştiren Snarky Puppy, virtüöz piyanist ve besteci Aydın Esen, müziğini caz, R&B ve hip-hop unsurları etrafında ören besteci ve vokal José James, bestelediği, söylediği ve kendi enstrümanlarıyla çalıp kaydettiği şarkıları sayesinde yıldız haline gelen Jacob Collier, çağdaş cazın önde gelen piyanistlerinden Bill Charlap, caz piyanonun bir diğer yıldızı ve parlayan isimlerinden Shai Maestro, trompette öncü bir isim Paolo Fresu’nun Lars Danielsson ile ikili projesi Summerwind, caz, blues ve soul melodilerini ustalıkla bir araya getiren Mélanie de Biasio, genç neslin en yaratıcı caz müzisyenlerinden, yapımcı, besteci ve davulcu Makaya McCraven, reggae, soul, afro-beat ve latin ritimleriyle örülü, caz emprovizasyonları ile tanınan genç grup Nubiyan Twist, Azerbaycan folk müziğini cazla harmanlayarak modern bir dil yakalayan piyanist ve besteci Elchin Shirinov ve daha birçok isim bulunuyor.

Yerli Sahnenin Başarılı İsimleri Vitrin Sahnesi’nde

Festival kapsamında bu sene üçüncüsü gerçekleştirilecek, yerli sahnenin başarılı müzisyen ve topluluklarını merkezine alarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla SOCAR Türkiye desteğiyle hayata geçirilen “Vitrin: Türkiye Güncel Müzik Buluşması” 3-6 Temmuz tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak. Vitrin kapsamında, dört günde gerçekleştirilecek 30’un üzerindeki konseri, festival izleyicisi ile beraber yurt dışından önde gelen uluslararası festival ve etkinlik yöneticilerinden oluşan kalabalık bir delege topluluğu da izleyecek.

“Kuzgun Acar Anısına” Seyhun Topuz

Tarih: 20 Temmuz- 1 Ekim 2018

Yer : Sakıp Sabancı Müzesi

Sakıp Sabancı Müzesi’nin Bahçesinde Sabancı Üniversitesi

Seyhun Topuz’un “Kuzgun Acar Anısına” isimli eseri Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin Bahçesinde Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), geometrik soyut çalışmalarıyla Türkiye heykel sanatında önemli bir yeri olan Seyhun Topuz’un ‘Kuzgun Acar Anısına’ isimli eserini bahçesinde sergilemeye hazırlanıyor. Seyhun Topuz’un, sanatçı Kuzgun Acar’ın ölümünün 40. yılı vesilesiyle restore edilerek 2016 yılında SSM’de sergilenen ‘Kuşlar – Soyut Kompozisyon’dan ilhamla ürettiği eseri, onunla aynı yerde, SSM’nin Boğaz manzaralı terasında 20 Temmuz Cuma gününden itibaren sanatseverlerle buluşacak. SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer: “SSM olarak, değerli sanatçı Seyhun Topuz’un ‘Kuzgun Acar Anısına’ isimli düzenlemesini Boğaz manzaralı terasımızda sergilemekten mutluluk duyuyoruz. Zaman içinde gördüğü doğal tahribat sebebiyle, 2013 yılında Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı tarafından izinle İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’ndaki (İMÇ) yerinden çıkarılıp restorasyon amacıyla korumaya alınan Kuzgun Acar eseri ‘Kuşlar – Soyut Kompozisyon’, üç yıllık bir restorasyon çalışması sonrasında 2016 yılında müzemizde sergilenmişti. Seyhun Topuz da dokuz parçadan oluşan düzenlemesini, Kuzgun Acar’ın İstanbul’un simgeleri arasında yer alan bu eserinden ilhamla üretti. Heykel sanatının kitlelerle iletişim kurmasını sağlayan değerli iki sanatçının eserlerini müzemizde sergilemek bizim için ayrı bir gurur kaynağı. Bu sergiyi takiben heykel sanatının önemli temsilcilerini, her yaz müzemizin bahçesinde sanatseverlerle buluşturmaya devam etmeyi diliyoruz” dedi. Seyhun Topuz: “2016’da Kuzgun Acar’ın demir soyutlaması Kuşlar – Soyut Kompozisyon’u misafir eden SSM’nin bahçesindeki Fıstıklı Teras’ta ‘Kuzgun Acar Anısına’ adlı düzenlememin sergilenmesinden büyük mutluluk duyuyorum. Antrasit renkli duvar üzerinde bakır malzeme ile gerçekleştirdiğim ve dokuz parçadan oluşan bu düzenlemeyi Kuzgun Acar’a derin bir saygıyla büyük keyif alarak ürettim. İzleyicinin Kuzgun’a göndermeler bulacağı bu eser, benim dışavurumcu tavrımın dinamizmiyle şekillendi” dedi. Seyhun Topuz’un “Kuzgun Acar Anısına” adlı düzenlemesi, 1 Ekim 2018 tarihine kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesinde görülebilecek

“Ai Weiwei Porselene Dair”

Tarih: Eylül 2017 – 15 Nisan 2018

Yer: Sakıp Sabancı Müzesi

Ai Weiwei, Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisi için İstanbul’da “Ai Weiwei Porselene Dair” sergisi Akbank’ın desteğiyle Sakıp Sabancı Müzesi’nde açıldı Çağdaş sanat alanının en etkin figürlerinden Ai Weiwei’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Akbank’ın desteğiyle Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) açıldı. “Ai Weiwei Porselene Dair” başlıklı sergi için sanatçının da katılımıyla bir basın toplantısı düzenlendi. SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer ile Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’in konuşmacı olarak katıldığı toplantıda sanatçı Ai Weiwei de eser sayısı bakımından dünyada şimdiye kadar gerçekleştirilen en kapsamlı sergisi hakkında bilgi verdi. SSM’nin üç katına yayılan ve 100’ü aşkın eserin yer aldığı sergi, sanatçının porselen üretimine odaklanıyor. Kariyeri boyunca birçok alanda çalışan Ai Weiwei’in porselenlerinin yanı sıra video, duvar kâğıdı ve fotoğrafları da sergi kapsamında yer alıyor. “Ai Weiwei Porselene Dair”, 1976-1977 imzalı ilk porselen çalışmasından İstanbul için özel olarak ürettiği yeni eserlerine uzanan seçkisiyle, bu sanatçının dünyasının keşfedilebileceği benzersiz bir ortam sunuyor. “Ai Weiwei Porselene Dair”, sanatçının eserlerinde tekrar tekrar beliren “yeniden üretme”, “putları kırma” ve kültür imgelerinden yararlanma olarak da açıklanabilecek “benimseme” gibi kavramlara yoğunlaşan bir kurguyla onun sanat pratiğine ayrıntılı bir bakış imkânı sağlıyor. Sergi “sanat hayattır, hayat sanattır” anlayışı doğrultusunda üreten Ai Weiwei’in yaşamöyküsünün izlerini takip ediyor. Eserlerinde hem Çin el sanatları geleneğine hem de Batı sanat tarihinden referanslara yer veren Ai Weiwei’in SSM’deki seçkisi, bu özelliğini yansıtan örnekleri kapsıyor. Sanatçının bu sergide odaklandığı porselen malzemesi, onun sahicilik, değer sistemlerinin tarihteki dönüşümü ve sanatın toplumsal değişimi etkilemekteki rolü konusunda ortaya attığı temel sorulara bir kapı açma görevini üstleniyor.

Çin porselenlerini hem tarihe hem de günümüze dair anlamlar taşıyan bir malzeme olarak ele alan Ai Weiwei, geleneksel form ve dili güncel tartışmaların içinde kullanıyor. “Ai Weiwei Porselene Dair”, sanatçının bu malzemeyle ürettiği eserlerde belirleyici unsur olan tüm metotları içeren bir seçki sunuyor. Sergi, Ai Weiwei’in porselen üretimine odaklanmanın yanı sıra ikonik eserlerine de yer veriyor. Sanatçıyı çağdaş sanat tartışmalarının ön saflarına çeken, zamanımızın en tanınmış sanatçılarından biri haline getiren Ayçekirdekleri yerleştirmesi, onun hem porselen üretiminin tarihiyle ilişkisinin hem de bu malzemeyi güncel duruma dair yorumlarını nasıl kullandığının örneği olarak yer alıyor. Han Hanedanı Vazosunu Düşürmek başlıklı eseri ise, Ai Weiwei’in put kırıcı eylemlerinden biri olarak, sanatçının var olan değer sistemlerini sorgulamak için farklı dönüştürme yöntemlerini örnekliyor. Sanatçı İstanbul sergisi için özel olarak ürettiği Mavi-Beyaz Porselen Tabaklar ve Sütun Gibi Üst Üste İstiflenmiş Porselen Vazolar eserlerinde ise güncel krizleri, Yunan ve Mısır rölyefleri ile seramiklerine gönderme yaparak yansıtıyor, tarihin döngüsel yapısı üzerine düşündürüyor. Sanatı sadece estetik bir uygulama olarak değil, yeni sorular ortaya atmak için fırsat olarak gören Ai Weiwei, gündelik hayattaki olaylara tepki verirken sık sık Çin’e özgü malzemeye gönderme yapıyor.

Sanatçı, sergide yer alan eserlerinde bugüne ulaşmış antik çağ kalıntıları ışığında tarih konusunda düşünüyor ve çağdaş dünyaya dair kapsamlı bir bakış sunuyor. “Ai Weiwei Porselene Dair” sergisi süresince düzenlenecek atölye çalışmaları, çocuk eğitim programları, konferans ve panellerle Ai Weiwei’in sanatı derinlemesine işlenecek. Etkinliklerden ilki olan ve 13 Eylül Çarşamba, saat 18.00’de gerçekleştirilecek sanatçı konuşmasında Ai Weiwei, Londra Royal Academy of Arts’ın sergiler eski direktörü Sir Norman Rosenthal’la sanat pratiği üzerine konuşacak. “Ai Weiwei Porselene Dair” sergisi kapsamında Sir Norman Rosenthal, Hans Ulrich Obrist ve Stacey Pierson’ın katkılarının yer aldığı bir katalog yayınlanacak. Sanatçının üretiminin yanı sıra beslendiği Çin el sanatları geleneğinin de işleneceği katalog, Ai Weiwei üzerine kapsamlı bir kaynak olma özelliği taşıyacak. “Ai Weiwei Porselene Dair” sergisi 28 Ocak’a kadar SSM’de ziyaret edilebilecek.

ilere 5 TL’dir.

ARTANKARA 4.ULUSLARARASI ÇAĞDAŞ SANAT FUARI ATO

Tarih:15-18 Mart 2018

Yer: ARTANKARA ÇAĞDAŞ SANAT FUARI ATO

26 ÜLKEDEN 550 SANATÇININ 2000’i AŞKIN ESERİNİ 15-18 MART TARİHLERİNDE ANKARA’YA GETİRİYOR TÜRKİYE ile bölge ve çevre ülkelerin sanat piyasalarına ivme kazandırmayı da amaçlayan ARTANKARA, ATO Congresium’da dördüncü kez sanatseverlerle buluşacak.

ARTANKARA, özgün sanat eserlerinin görülebildiği, uluslararası düzeyde sanatçıların katılımlarıyla evrensel sanatın buluşmasına zemin hazırlayan, sanat aktörlerinin fikir alışverişinde bulunduğu önemli bir platform haline geliyor. Yerli ve yabancı galerileri aynı anda ziyaret etme fırsatı sunan ARTANKARA ilk yıl 17 bin, 2016 yılında 32 bin, 2017 yılında ise 40 bin sanatseverin “ortak buluşma noktası” olup sanat piyasasını hareketlendirdi. Bu yıl katılımcı sayısında olduğu gibi ziyaretçi sayısında da artış bekleniyor. Bu sene ARTANKARA fuarında Sanatçı Onur Ödülleri Turan Erol ve Gencay Kasapçı adına, Sanata Katkı Onur Ödülü ise Mustafa Ayaz Müzesi ve Plastik Sanatlar Merkezi Vakfı’na verilecektir. Resim, heykel, seramik, özgün baskı, fotoğraf, enstalasyon ve kavramsal sanat eserlerinin görülebileceği ARTANKARA’da 100’ü aşkın galeri ile sanatla ilgili kurum, kuruluş ve sanat inisiyatifleri yer alıyor.

Uluslararası arenada yerini alan ARTANKARA yabancı katılımcı yelpazesini genişletti. Bu yıl Türk katılımcıların yanı sıra Güney Kore, İtalya, İngiltere, Avusturya, Fransa, İran, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Ukrayna, Kırgızistan, Bulgaristan, Macaristan, Rusya, Makedonya, Kazakistan, Irak, İran, İzlanda, Meksika, Norveç, Çin, Ermenistan, Yugoslavya, Estonya, Özbekistan, Kanada, Almanya ve Gürcistan’dan galeriler, sanatçılar ve koleksiyonerler de Ankara’da olacak. NeoArtgallery İtalya standında Davide Frisoni, Mauro Filigheddu, Roberta Coni ve Hale Karaçelik’in eserleri sergilenecektir. Güney Kore’nin önemli isimleri Yong-Moon Kim, Sang-Chul Won, Jung-Dae Kim, Min Kyo Kim, Sun Hwa Lee, Ece Yıldırım ve Yong Sil Lee AB Gallery Korea standında olacaklar. Kanada’dan katılan Galeri 5 Continents standında Annie Gauthier, Ahad Moslemi ve Pelin Yazar yer alacak. Bakü merkezli Araz Gallery standında ise Arif Huseyinov, Ebülfez Ferecoğlu, Xaqan Bayramov ve Mehmet Şirzad’a ait eserleri ziyaretçilerin beğenisine sunulacaktır. Ahmad Tak, Kaveh Kavosi, Leyla Alikhani, Maryam Moghadam, Nazar Moosavi Niya Farda Art Gallery standında Iran çağdaş sanatı sanatseverlerle buluşturacaktır.

Ludmila Levitas, Svetlana Gruzdova, Igor Papakin ve Julia Agenosova Salon Ashley Art Rusya standında sanatseverlerle buluşacak. Gittikçe ivme kazanan ARTANKARA’da 15-18 Mart 2018 tarihlerinde katılımcılar arasında Piramid Sanat ile Bedri Baykam, İMOGA müzesi ile Süleyman Saim Tekcan, Mustafa Ayaz Müzesi ile Mustafa Ayaz, Galeri Selvin ile Zerrin Tekindor, Abay Galeri ile İbrahim Balaban, Akademililer Sanat Merkezi ile Resul Aytemür, Sevil Dolmacı Art Consultancy ile Ergin İnan, Bahariye Sanat Galerisi ile Ümit Gezgin, İmoga Art Space ile Artsrun Apresyan, Galeri Binyıl ile Seyit Mehmet Buçukoğlu ve Constantinos Valaes, DorukArtProject ile Elif Aydemir ve bir çok daha sürpriz galeri ve sanatçı sanatseverler ile buluşturulacaktır. Fuarda Türkiye’nin en önemli geçmişten bugüne ve yeni nesil sanatçılar arasında Mustafa Yüce, Kadir Akyol, Burhan Alkar, Malik Bulut, Yalçın Gökçebağ, Derviş Ergün, Ali Atmaca, Bedia Dipşo, Ayten Akbayram, Anar Eyni, Arzu Karcı, Azamat Kuliyev, Ekrem Kadak, Kadir Ablak, Chad Holliday, Jason Chakravarty, Adil Ocak, Mehmet Babat, Ali Candaş, Sait Rüstem, Mahmut Karatoprak, Yücel Kale, Ahmet Yeşil, Nurettin Akkaya, Hüseyin Feyzullah, Figen Demirel, Yiğit Yazıcı, Bülent Kılıç, Mert Ege Köse, Pınar Derin Gençer, İmren Erşen, Onur Can Özdemir, Eti Behar, Erdal Ardıç, Işıl Özışık, İsmail Hüseyinov, Hale Karaçelik, Hikmet Çetinkaya, Mehmet Emin Erdoğdu, Ayhan Türker, Hakan Esmer, Raşit Altun, Zerrin Pehlivan, Baran Kamiloğlu, Bülent Yavuz Yılmaz, Emre Lüle, Ekrem Yalçındağ vb. eserleri görülebilecektir. 1912 yılında kurulan hem mühendislik hem de sanat üzerinde Çin Halk Cumhuriyetinin önde gelen TIANJIN POLYTECHNIC üniversitesi sanatseverlere Çin çağdaş sanatı ile tanışma fırsatı sunacaktır. Shijiazhuang Orient Copper Relievo ART GALLERY ve TIANJIN POLYTECHNIC University stantlarında Song Ying, Xu Jun, Ji Nuo, Zhang Zengru, Zhang Tonghai ve Cao Weibo çalışmaları sergilenecektir. Solo Show kapsamında Tomur Atagök, Bubi, Devrim Erbil, Zarko Jakimovski, Marat Bekeyev, Ertuğrul Ateş’in aralarında yer aldığı sanatçıların özel sergileri görülebilecek.

Bubi ve Bedri Baykam ise fuara imza günleri kapsamında sanatseverlerle buluşacaklar. Fuar içerisinde sosyal sorumluluk projesi olarak Türkiye’de ilk defa Misplace Child(Yanlış Yerleştirilmiş Çocuk) adlı sergi yer alacak. Uzun yıllardır Londra’da yaşayan eski Gırgır mizah dergisi çizerlerinden sanatçı Ufuk Uyanık’a ait sergi, 2 Eylül 2015 tarihinde Bodrum’da kıyıda cansız bedeni bulunan Alan Kurdi adlı 3 yaşındaki Suriyeli çocuğun yaşayamadığı hayatı anlatılıyor. Sergi Londra’da ve Cambridge’de birçok yerde sergilendi ve mülteci çocuklar için para yardımı toplandı. Ayrıca fuarda Lösev ve Portakal Çiçeği Uluslararası Plastik Sanatlar Kolonisi sosyal sorumluluk projeleri yer alacaktır. Portakal Çiçeği Uluslararası Plastik Sanatlar Kolonisi özel ihtiyaçları olan çocuklarla, sanatçıları buluşturacak. Çocuklar ve sanatçılar beraber resim yapacaklar. 4 gün boyunca fuar kapsamında Türk çağdaş sanatının önemli isimlerinin katılacağı söyleşi, konferans ve çalıştay sanatseverler tarafından takip edilebilecek. Müzik performanslarının da yer alacağı fuarda IWS Dünya Başkanı Atanur Doğan ve Hikmet Çetinkaya canlı performansları ve sanatla modayı buluşturan Soie Design Aşk-ı hayal Gelincik ve Derya Yıldız eserlerinden esinlenen iki ayrı defile yer alacaktır. Ankara Üniversitesi öğrencileri tarafından atık malzemeler kullanarak hazırladıkları elbiseler ve aksesuarlar, ‘Geri Dönüşüm’ defilesi ve Geri Dönüşüm Orkestrası ile ANKARA ÜNİVERSİTESİ standında yer alacaktır. Bu sene özel projeler kapsamında Odunpazarı Belediyesi Sanat Galerisi, Cam Ocağı Vakfı ve Cam Dostları Grubu tarafından hazırlanan çağdaş sanatın camla buluşmasını canlandıran sergi yer alacaktır. Ünlü Iranlı gazeteci ve fotoğrafçı Maryam Mazrooei tarafından 2016 yılında Musul’un IŞID’dan kurtarma operasyonundan hemen öncesinde çektiği fotoğrafları “Mülteci çocuk ve kadınlar gözler ile konuşur. Ortak Dil” konulu sergi de fuarda yer alacaktır. Füsün Kavalcı tarafından kurgulanıp hazırlanan bir duyarlık ve farkındalık projesi olan “Ah, Ankara” sergisi Ankara ile ilgili canımızın yandığı olmuş, olacak ya da olmasın dediğimiz bir şeydir. Alarm-Art tarafından bunca kırmızı ışığın altında bekleyen genç kuşağa kendini ifade etmenin kanallarını arayan sanatçılara, tüm ışıkları, olanakları el verdiği ölçüde yeşile çevirmek, üretimde belli bir hızı ve niteliği, insan ilişkilerinde belli bir düzeyi tutturmayı vaat etmiş dostlara kırmızı ışıkları söndürmek, sanat yaşamlarında bir yeşil dalga yaratmak için yapacakları her şeyin ana gövdesi olarak “YEŞİL DALGA” projesi sunulacaktır. Bu sene fuarın paralel etkinlikleri kapsamında 15-18 Mart tarihler arasında tüm fuar ziyaretçileri Mustafa Ayaz Müzesi, Erimtan Müzesi, Gökyay Vakfı Satranç Müzesi, TC Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Pembe Köşk İsmet İnönü Müze evi, Müze Evliyagil ve Rahmi M.Koç Müzesini ziyaret edebilecekler.

Müze ziyaretleri için fuar alanından otobüsler kalkacak ve fuar giriş biletleriyle ücretsiz giriş yapılacaktır. ARTANKARA çağdaş sanatının en seçkin örnekleri ve diğer etkinlikleriyle dört gün boyunca Ankaralılar’ın “buluşma noktası” olacak. GALERİLER: AB GALLERY KOREA, AKADEMİLİLER SANAT MERKEZİ, ALARM-ART, AMEDUS ART, ANAR EYNİ SANAT TASARIM, ANTİGONE SANAT EVİ, ARAZ GALLERY, ARDA SANAT GALERİSİ, ARMONİ SANAT GALERİSİ, ASPECT ART GALLERY, AYSEL GÖZÜBÜYÜK SANAT EVİ, BAHARİYE SANAT GALERİSİ, BODRUM ZEYNEP SANAT GALERİSİ, CAM DOSTLARI GRUBU, CAM OCAĞI VAKFI, DOKU SANAT GALERİSİ, DORUK ART PROJECT, FARDA ART GALLERY, FIRÇA SANAT GALERİSİ, FÜSUN KAVALCI ATÖLYESİ, GALERIE 5CONTINENTS, GALERİ ABAY, GALERİ ARTEO, GALERİ BİNYIL, GALERİ PASAJ, GALERİ SELVİN, GALERİ SOYUT, GALERİDA, GALERİM SANAT GALERİSİ, GALLERY M, GAMA GALLERY, GRUP SANAT GALERİSİ, İMOGA ART SPACE, KRİŞNA SANAT MERKEZİ, LODOS SANAT GALERİSİ, MARJİNART GALLERY, MEDYA SANAT GALERİSİ, MTSO SANAT GALERİSİ, NEOARTGALLERY İTALYA, NİŞART GALLERY, COLLECTIVE ART NOVO ACADEMY, NUROL SANAT BODRUM, NUROL SANAT GALERİSİ ANKARA, ODUNPAZARI BELEDİYESİ SANAT GALERİSİ, PİNELO ART GALLERY, PLATFORM A, SALON ASHLEY ART, SANKO SANAT GALERİSİ, SEPA SANAT GALERİSİ, SEVİL DOLMACI ART CONSUNTALCY, SHIJIAZHUANG ORIENT COPPER ART GALLERY, TRANSPARAN SANAT GALERİSİ, TURAÇ SANAT GALERİSİ, TÜRE SANAT GALERİSİ, PORTART SANAT GALERİSİ, PORTAKAL ÇİÇEĞİ ULUSLARARASI PLASTİK SANATLAR KOLONİSİ, GALLERY M KIRGIZİSTAN, PİRAMİD SANAT. MÜZELER: ENDER GÜZEY MÜZESİ ARThill BODRUM, ERİMTAN MÜZESİ, İMOGA MÜZESİ, KAYIHAN KESKİNOK MÜZESİ, MUSTAFA AYAZ MÜZESİ, MÜZE EVLİYAGİL, GÖKYAY VAKVI SATRANÇ MÜZESİ. SANATÇI İSNİSİYATİFLER: İSTANBUL PERFORMANCE ART, MARKAJ SANAT İNİSİYATİFİ. ÜNİVERSİTELER: ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ, BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR, TASARIM VE MİMARLIK FAKÜLTESİ, GAZİ ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ, GAZİ ÜNİVERSİTESİ SANAT VE TASARIM FAKÜLTESİ, YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ, TIANJIN POLYTECHNIC UNIVERSITY INSTITUTE OF ART&FASHION. DERNEKLER: AFSAD ANAKRA FOTOĞRAF SANATÇILARI DERNEĞİ, AGSAD ANADOLU GÖRSEL SANATLAR DERNEĞİ, BRHD BİRLEŞMİŞ RESSAMLAR VE HEYKELTRAŞLAR DERNEĞİ, ENFOD ENGELSİZ FOTOĞRAF DERNEĞİ, FSK FOTOĞRAF SANATI KURUMUDERNEĞİ, GESAM TÜRKİYE GÜZEL SANAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ, SAKÜDER ULUSLARARASI SANAT VE SANATKARLAR TOPLULUĞU DERNEĞİ, SANAT KURUMU, TÜSGAD TÜM SANAT GALERİLERİ DERNEĞİ, LÖSEV. SOLO SHOW: BUBİ, DEVRİM ERBİL, ERTUĞRUL ATEŞ, MARAT BEKEYEV, TOMUR ATAGÖK, ZARKO JAKİMOVSKİ, EKREM KADAK, FİKRET OTYAM, TURAN EROL, GENCAY KASAPÇI. PROJELER: “AH ANKARA”- FÜSUN KAVALCI, ALARM-ART – “YEŞİL DALGA”, “MÜLTECİ ÇOCUK VE KADINLAR GÖZLER İLE KONUŞUR. ORTAK DİL” – MARYAM MAZROOEI, “MISPLACE CHILD(YAŞANILAMAMIŞ YAŞAM)” – UFUK UYANIK, “KARANLIK ODA” – EKREM KADAK.

 

Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı

Tarih: 24 Kasım 2018 -19 Mayıs 2019

İstanbul Modern, “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı” adlı sergide, Türkiye’nin akademik eğitim almış ilk profesyonel kadın fotoğraf sanatçısı Yıldız Moran’ın (1932-1995) yapıtlarına yer veriyor. Moran, 1950’li yılların başında yapıtlarını üretmiş, en önemli fotoğrafçılarımızdan biri. 1950’den 1962’ye kadar olan dönemde, ömrünün toplam 12 yılını fotoğrafa adayan sanatçı, kendisinden sonra gelen kuşakların fotoğraf yaklaşımlarına önemli katkılarda bulundu.

 

Yıldız Moran, özellikle Anadolu’da çektiği fotoğraflarında insan sevgisi, sanatsal duyarlılık ve fotoğraf çekim sezgisini iç içe örerek, kendine özgü bir alan açtı. Yalnızca o günlerin fotoğraf yaklaşımlarını değil, içinde yaşadığımız dönemin yeni sanat görüşlerini de kapsayan, fotoğraflarını çektiği insanları yaşadıkları coğrafya ile birlikte ele alan,içi lirizmle örülmüş bu izlenimci estetik, Moran’ın fotoğraflarının en önemli özelliğini oluşturuyor. Günümüzün fotoğraf algısını yıllar öncesinden görmeyi başaran sanatçının fotoğrafları, bugün yalnızca fotoğraf otoritelerinden değil, ülkemizdeki ve dünyadaki sanat izleyicilerinden de büyük ilgi görüyor.

 

Merih Akoğul’un küratörlüğünde düzenlenen “Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı”, doğa, soyut, portre, gündelik hayat, Anadolu, İstanbul, yurt dışı gibi farklı konularda 12 yılda çekilmiş, ilk defa gün ışığına çıkan fotoğraflarının da yer aldığı bir seçkiyi izleyiciye sunuyor. Sergide yer alan 86 fotoğraf, yaşasaydı bugün 86 yaşında olacak sanatçıya da bir selam duruşunda bulunuyor. Merih Akoğul, Yıldız Moran’ın Türkiye fotoğraf sanatı için önemini alttaki sözlerle tanımlıyor:

 

“Yıldız Moran, Cumhuriyet Dönemi Türkiye fotoğraf sanatında, yapıtlarıyla hepimizi etkileyen görkemli bir dağ gibidir. Yüceliğini anlamak, değerini kavramak için onun hayatına ve yapıtlarına uzun uzun ve dikkatlice bakmak gerekir. Moran’ın fotoğraflarında yansıttığı atmosfer, adeta sihirli bir dağ masalından kopup gelmiştir.

 

Dağ, insanların hayranlıkla baktığı, zirvesinde olmayı arzuladığı, ardına güvenle saklanabileceğini düşündüğü coğrafi bir oluşumdur ve tıpkı evrendeki tüm diğer nesneler gibi, bakanların niyetlerine göre kendine ait yüzlerinden birini göstermeyi seçer. Yıldız Moran’ın fotoğrafları, çekildikleri dönemden günümüze, ona ilgi ve merakla bakan fotoğraf tutkunları tarafından hayranlıkla izlenmektedir. Ülkemiz fotoğraf sanatı, Yıldız Moran’a, özünde insan sevgisinin yattığı bambaşka bir dili öğrettiği için teşekkür borçludur.”Küratör: Merih Akoğul

 

 

Selim Turan’ın “TEZ-ANTİTEZ-SENTEZ”

TARİH:30 Mayıs -18 Ağustos 2017

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, modern Türk sanat tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Çalışmalarını farklı deneylerle şekillendiren Selim Turan’ın “TEZ-ANTİTEZ-SENTEZ” sergisi SSM’de. Selim Turan sergisi SSM’de. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), 15. yılında; Sabancı Holding’in katkıları ve İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle Türk ressamlarını ağırlamaya ve Türk sanat tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden ressam, heykeltıraş Selim Turan (1915-1994), “TEZ-ANTİTEZSENTEZ” başlıklı sergisiyle 30 Mayıs’ta SSM’de sanatseverlerle buluşuyor.

Küratörlüğünü Dr. Necmi Sönmez’in yaptığı “Selim Turan. Tez-Antitez-Sentez”, aynı zamanda sanatçının uzun bir zaman sonra gerçekleştirilen ilk kişisel sergisi olma özelliğini taşıyor. Sergide yer alan eserlerin büyük bir kısmı, sanatçının seramik sanatçısı eşi Şahika Turan tarafından 2003’te İstanbul Üniversitesi’ne bağışlanan Selim Turan Koleksiyonu’ndan seçildi. 1947’den vefatına kadar hayatını Paris ile İstanbul arasında sürdüren Selim Turan’ın sergide bulunan 100’ü aşkın eseri, onun her iki kentin kültür ortamından aldığı esinin izlerini taşıyor. Sergide, Turan’ın eserlerinin yanı sıra onunla aynı dönemde Paris’te yaşayıp üreten sanatçılardan Hakkı Anlı, Nejad Devrim, Ferit İşcan, İlhan Koman, Mübin Orhon ve Fahrelnissa Zeid’in eserleri de yer alıyor. Selim Turan’ın yakın ilişki içinde olduğu Paris sanat ortamı, 1947-1960’ta bu şehirde bulunan önemli ressamlardan Jean Bazaine, Henri Goetz, Léon Zack, Natalia Dumitresco ve Alexander Istrati’nin eserleriyle yansıtılıyor.

Sergi, Selim Turan’ın 1935’te Akademi’de başlayıp yoğunluklu olarak Paris’te sürdürdüğü sanat üretiminden örnekleri kavramsal bir çerçevede bir araya getiriyor. Hem yaşamında hem de sanatında Doğu ve Batı kültürleri arasında köprüler kurmayı başaran sanatçının üretimi, sergide “tez, antitez, sentez” kavramları kapsamında değerlendiriliyor. SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer sergiyle ilgili, “SSM olarak Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden Feyhaman Duran ile başladığımız yolculuğa yine çalışmalarıyla bir döneme ışık tutan ressam ve heykeltıraş Selim Turan ile devam etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Her iki sanatçının da eserlerinin eşleri tarafından İstanbul Üniversitesi’ne bağışlanması ve İstanbul Üniversitesi’nin de bu eserleri SSM’ye güvenerek sanatseverlerle buluşturmamız için bize teslim etmesi ise bizler için ayrı bir gurur kaynağı. Selim Turan’ın bir sanatçı olarak en önemli özelliği, eserlerinin anlaşılıp anlaşılmayacağına dair endişelerini hiçbir zaman üretimine yansıtmayarak son sözü daima izleyiciye bırakması olmuştur.

Sanat tarihinde geleneksel olarak kullanılan öğrencilik, araştırma, olgunluk dönemi gibi kategoriler kapsamında değerlendirilemeyecek bir üretime sahip olan Selim Turan, figüratif, gerçekçi, soyut ve imgesel ifade biçimlerini denediği sanat hayatında daima izleyenin belleğinde sorular uyandırmayı hedeflemiştir. Biz de, Dr. Necmi Sönmez’in küratörlüğünde yaptığımız sergide, ziyaretçilerle hem sanatçının da sanat hayatı boyunca ‘tez-antitez-sentez’ üçlemesi eşliğindeki kurgusuyla eserlerini buluşturmayı hem de modern Türk sanatının 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemi hakkında, tam da Turan’ın yaptığı gibi farklı bir bakış açısıyla yorumlamalarına olanak sağlamayı istedik” dedi. Türk sanat tarihinin değerli isimlerinden ressam, heykeltıraş Selim Turan’ın “TEZANTİTEZ-SENTEZ” isimli sergisi ile ilgili olarak açıklama yapan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, “Sergide yer alan eserlerin büyük bir kısmı, sanatçının seramik sanatçısı eşi Şahika Turan tarafından İstanbul Üniversitesi’ne bağışlanan Selim Turan Koleksiyonu’ndan oluşuyor. İstanbul Üniversitesi olarak büyük emeklerle oluşturulan ve üniversitemizin koruduğu bütün koleksiyonları dünya kültür mirasına kazandırmayı hedefliyoruz. İstanbul Üniversitesi Selim Turan Koleksiyonları da bu anlayışın önemli bir sonucudur. İstanbul Üniversitesi’nin sanata, sanatçıya, kültürel mirasa ve işbirliğine verdiği değeri ortaya koyan bu sergi Türk resim tarihine ilgi duyanlar ile araştırmacılar için önemli bir kaynak teşkil edecek” ifadelerini kullandı. Sabancı Holding CEO’su Mehmet Göçmen “Topluluk olarak ekonomik kalkınma ve sosyal kalkınmanın her zaman birlikte mümkün olduğuna inandık. Sanat insanı ve toplumları zenginleştirir. O nedenle biz de insanımızın hayata daha olumlu pencereden, daha yapıcı bir ruh haliyle bakabilmesi için daha büyük bir motivasyonla kültür sanat yatırımlarımıza devam ediyoruz.Bugün de yine kendi değerlerimize sahip çıkarak bu topraklarda yetişen bir sanatçının eserlerinin ilk kez Türk halkıyla buluşmasına destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diyerek düşüncelerini ifade etti. Serginin küratörü Dr. Necmi Sönmez ise “Selim Turan’ın ‘Tez-Antitez-Sentez’ başlıklı sergisinde sanatçının 100’den fazla resim, heykel ve baskı çalışması izleyiciyle buluşuyor.

Bu sunum, Turan hakkında gerçekleştirilen en kapsamlı sergi olması itibarıyla ayrı bir önem taşıyor. Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden biri olan Turan, 1947’den vefatına dek Paris’le İstanbul arasında yaşayarak, her iki kentin kültür ortamından etkilenerek fazla bilinmeyen görsel deneylere girmişti. Sergi, bu görsel deneyleri ilk kez ortaya çıkardığı gibi, sanatçının gün ışığına çıkmamış birçok çalışmasını da deneysel bir yaklaşım açısıyla tartışmaya açmayı da hedefliyor” dedi. Turan’ın sergide yer alacak eserleri, dönemsel birliktelikleri ve kavramsal arayışında tuttukları yer gözetilerek sınıflandırılıyor. Bölüm başlıklarının, sanatçının severek okuduğu ve etkilendiği tasavvuf düşünürü Feridüddin Attar’ın Mantıku’t-Tayr kitabından alıntılarla adlandırıldığı sergi, “Bu yol kaç fersah?”, “İnsan burada halden hale girer”, “Biliyorsun ki kapı kapalı. Yürü o kapalı kapıya var”, “Biri diyordu ki, anahtarı kaybettim” ve “Sır denizine kavuştum, yok oldum” bölümlerinden oluşuyor. Sanatçının 1980-1994’te gerçekleştirdiği hareketli heykellerin özel bir sergileme eşliğinde sunulacağı “Selim Turan. Tez-Antitez-Sentez” sergisi, 13 Ağustos’a kadar SSM’de devam ediyor.

 

“Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında”

Tarih: 11 ocak -17 Agustos 2017

 Yer :SÜ Sakıp Sabancı Müzesi (SSM),

SÜ Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), 15. yılında 1914 Kuşağı’nın önde gelen temsilcilerinden Feyhaman Duran’ı, “Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında” isimli sergiyle ağırlıyor.

Türk sanat tarihinde portreciliğin öncüsü olan sanatçının 1000’i aşkın eseri ve kişisel eşyaları, Sabancı Holding’in katkıları ve İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor…. Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) kuruluşunun 15. yılında; Sabancı Holding’in katkıları ve İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle 1914 Kuşağı’nın önde gelen temsilcilerinden Feyhaman Duran’ın (1886-1970) hayatı ve eserlerinin yer alacağı “Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında” isimli sergisini 12 Ocak’ta sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.

Feyhaman Duran’ın dünyasını aydınlatacak, sanatçıya ait en geniş seçkinin sunulacağı sergide; sanatçının Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçiş döneminde hem geleneği hem de Batı sanatını içselleştirerek ortaya koyduğu 1000’i aşkın eseri ve ressam eşi Güzin Duran’la beraber hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Beyazıt’taki evinden bazı bölümler; onun gündelik hayatını ve çalışma ortamını anlatan özel düzenlemeler eşliğinde sergileniyor. Resim malzemeleri, mobilya ve hat koleksiyonundan örneklerin bir araya getirildiği bu düzenlemeler, Türkiye sanat tarihinde öncü bir konuma sahip olan ressama ve dönemine ayrıntılı bir bakışı mümkün kılıyor. Feyhaman Duran’ın “özel koleksiyonu” olarak da adlandırılabilecek tablolarından yapılan seçkide sanatçının en çok tanındığı portre alanındaki çalışmalarının yanı sıra peyzaj, natürmort ve poşadları da yer alıyor.

Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı basın toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “15. yılımıza kendi değerlerimize sahip çıkarak, bu topraklardan yetişen bir sanatçıyla başlamak istedik. Ayrıca, bu sergiyi iki akademik kurumu bir araya getirmesi açısından da çok önemsiyoruz. Feyhaman Duran, hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemini yaşamış bir sanatçı. Dolayısıyla, bu sergiyi sadece Feyhaman Duran’ın eserlerini ve yaşamını değil, ülkemizi, geçmişimizi de yakından tanıma, anlama fırsatı olarak görmemiz gerekiyor. Bildiğiniz gibi, Sakıp Sabancı Müzesi, en genç üniversitelerden birine, Sabancı Üniversitesi’ne ait bir üniversite müzesi. Bu serginin hayata geçmesi ise, ülkemizin en köklü üniversitesi İstanbul Üniversitesi sayesinde mümkün oldu. Dolayısıyla, bu kadar köklü bir kurum, kendisine kıyasla oldukça genç bir kurumun tecrübesine güvendi ve bu iki akademik kurum arasında örnek bir işbirliği gerçekleşti.

İstanbul Üniversitesi sanatçının hem eserlerini hem de kişisel eşyalarını büyük bir cömertlikle bizlerle paylaştı. İki üniversitenin sanat konusundaki bu yakın ve yapıcı çalışmasının diğer kurumlara da ilham vermesini temenni ediyorum. Ülke olarak, zor günlerden geçiyoruz. Bu zorlukları aşmanın en iyi yolunun, her zamankinden daha çok çalışmak ve üretmek olduğuna inanıyoruz. Sanat da böyle günlerde daha da anlam kazanıyor. Çünkü, sanat birleştiriyor, iyileştiriyor, güzelleştiriyor; geçmişimizi ve bugünümüzü anlamanın yeni yollarını gösteriyor”. Sergiyle ilgili bilgi veren SSM Müze Müdürü Dr. Nazan Ölçer, “SÜ Sakıp Sabancı Müzesi’nde kapsamlı bir Feyhaman Duran sergisi yapmaktan, müzemizin kuruluşunun 15. yılına bu dev sergiyle adım atmış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Geçtiğimiz sene doğumunun 130. yılı olan Feyhaman Duran’ın eserlerini şimdiye kadar hiç olmamış bir sayı ve içerik zenginliğinde sunabilmemizi, en başta İstanbul Üniversitesi‘yle yaptığımız işbirliğine borçluyuz. Sanatçının sağlığında verdiği kararla intifa hakkı eşinde kalmak koşuluyla, evini içindeki tüm eşya ve diğer varlıklarla beraber korunması amacıyla İstanbul Üniversitesi’ne bağışlaması ve bir süre sonra eşinin de vefatı, Üniversite’yi sadece ev, eşyalar ve resimlerin değil, uzun bir ömrün geride bıraktığı akla gelecek tüm izleri de barındıran bir dünyanın sahibi yaptı. Bugün sergilemekte olduğumuz koleksiyon bu nedenlerle farklı bir değer taşıyarak, bizleri sanatçının, çok özel dünyasına götürüyor.

 Koleksiyon içinde bulunan ve belki de sanatçının eşi dışında kimseyle paylaşmadığı yüzlerce poşad ise bize onun çalışma sistemini anlatacak değerli bir rehber olarak ilk kez sergileniyor.

Sergimizin hazırlık sürecinde 1886 yılında aydın bir Osmanlı ailesi içinde doğan Feyhaman Duran’ın yaşam öyküsünü adım adım, İstanbul’un geleneksel atmosferinden dönemin “alafranga” dünyasına, Beyoğlu’na kadar izledik. Sanatçının doğduğu, yetiştiği yılların İstanbul’unu yurtdışı kaynaklarda elde ettiğimiz belgesel filmlerle yansıtmaya çalıştık. Onun yeteneğinin akademik bir süreçte değerlendirildiği asıl yer olan Paris’teki eğitim kurumlarını, École des beaux-arts ve Académie Julian’ı; oradaki muhtemel yaşamını, gönderildiği bu farklı âlemi anlamak için de 1910’ların Paris’ini sokak sokak, mahalle mahalle gösteren görüntüleri yine yurtdışındaki farklı kurumlardan, arşiv ve film müzelerinden elde ettik. İstanbul’un en eski ve özgün semtlerinden Beyazıt’ta bulunan ve onlara sanatçının eşi Güzin Duran’ın dedesi ünlü hattat Yahya Hilmi Efendi’den kalan mütevazı ahşap evde Feyhaman ve Güzin Duran’ın uzun yıllar yaşadıkları, küçük bahçesine inşa ettikleri atölyede beraberce çalıştıkları yuvalarını müzemiz salonuna taşıyarak, ziyaretçilerimizin onların özel dünyasını tanımasını arzu ettik. Sanatçının eserlerini bağışladığı İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak ise düşüncelerini şöyle paylaştı: “Feyhaman Duran.

İki Dünya Arasında sergisi, hem ülkemiz hem de dünya için bir kültür mirası olan İstanbul Üniversitesi Feyhaman Duran Kültür ve Sanat Evi Koleksiyonu’nu temel alarak hazırlanmış değerli bir proje. İstanbul Üniversitesi olarak büyük emeklerle oluşturulan ve üniversitemizin koruduğu bütün koleksiyonları dünya kültür mirasına kazandırmayı hedefliyoruz. İstanbul Üniversitesi Feyhaman Duran Koleksiyonu da bu anlayışın önemli bir sonucudur. İstanbul Üniversitesi’nin sanata, sanatçıya, kültürel mirasa ve işbirliğine verdiği değeri ortaya koyan bu sergi Türk resim tarihine ilgi duyanlar ile araştırmacılar için önemli bir kaynak teşkil edecek.

 

” Feyhaman Duran’ın hayatı ve eserleri üzerinden bir döneme ışık tutma amacı doğrultusunda belgesel gösterimleri, konferanslar ve çocuklara yönelik atölyeler gibi yan programlarla desteklenecek sergide belge niteliğinde fotoğraflar da yer alıyor. Duran’ın sanatının farklı dönemlerini irdeleyen makalelerin yanı sıra sanatçının Paris’e gitmesine vesile olan Hıdiv Ailesi’nin Osmanlı’nın son döneminde kültür sanat dünyasındaki rolünün irdelendiği bir araştırmanın yer alacağı sergi kataloğu da, sanatçıya dair temel kaynaklardan biri olarak sergiye eşlik ediyor. Feyhaman Duran’ın sanatı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarından Cumhuriyet’e geçiş aşamasını aktaran niteliğiyle söz konusu dönemin tüm çatışma ve gelişmelerini de gözler önüne seriyor.

 Sergi, çöküş yıllarını yaşayan bir imparatorluktan, sanat dünyasının beşiği Paris’e giden, yurda dönüşünde ise kendini keskin bir dönüşümün ortasında bulan Duran’ın bu yolculuklarının, sanatını nasıl şekillendirdiğini yansıtıyor ve böylece Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçişin yaşandığı döneme de resim tarihi üzerinden ışık tutmayı amaçlıyor. Tüm yaşamı boyunca Doğu ile Batı’yı aynı anda deneyimlemesinin etkilerini sanat pratiğine yansıtan Feyhaman Duran, Cumhuriyet Türkiyesi’nde portrelere duyulan ihtiyaçtan dolayı en çok bu alandaki işleriyle anılıyor olsa da natürmort, peyzaj gibi farklı türlerde de aynı üretkenlikte pek çok eseri bulunuyor.

Bu anlamda Duran’ın portrelerinin yanı sıra, Paris’teki eğitimi sırasında ilk kez canlı modelden çalıştığı nü eserleri, farklı bölge ve mekânları tasvir ettiği peyzajları ve hat levhalarının obje olarak yer aldığı natürmortları da sanatçının farklı türlerdeki çalışmalarının günışığına çıkartılması hedefiyle sergideki yerini alıyor. Türk sanat tarihinin öncü ismini 12 Ocak’ta sanatseverlerle bir araya getirecek olan “Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında” başlıklı sergi 30 Temmuz’a kadar SSM’de sanatseverleri bekliyor.

Balkanlardan Gelen Soğuk Hava

Tarihler: 14 Kasım – 07 Nisan 2017

Yer: Pera Müzesi

Pera Müzesi, 10 Kasım 2016 – 07 Mayıs 2017 tarihleri arasında Ali Akay ve Alenka Gregorič küratörlüğünde gerçekleşen Balkanlardan Gelen Soğuk Hava sergisinde, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovenya’dan çağdaş sanatçıları ağırlıyor.

Sergi, “Balkanlar” olarak bilinen bölge ülkelerinden farklı kuşaklardan sanatçı ve sanatçı gruplarına odaklanıyor ve bölgenin kaçınılmaz olarak akla gelen siyasi çağrışımları göz önünde bulundurulmaksızın bir doğa olayı üzerinden biçimleniyor: Rüzgâr. Bu tema aynı zamanda hava durumu haberlerinde kışın gelişine işaret eden “Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası” söylemine gönderme yapıyor.

Türkçe’de yaygın olarak kullanılan bu söylemden yola çıkan sergi, kendilerini çevreleyen sosyal, politik ve kültürel ortam hakkındaki tepkilerini belirten Maja Bajević, Braco Dimitrijević, Vadim Fishkin, IRWIN, Laibach, Mladen Miljanović, Ivan Moudov, OHO, Dan Perjovschi, Mladen Stilinović, Ulay ve Sislej Xhafa gibi sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor. Videodan fotoğrafa, çizimden yerleştirmeye farklı mecralarda oluşturulan çarpıcı eserlerin seçiminde, farklı nesillerden Balkan sanatçıların yeni bir diyalog oluşturması ve izleyiciye alternatif bir bakış açısının sunulması hedefleniyor.

aaYILIN İLK SERGİSİ; ‘YARADILIŞ’

  Seramik Müzesi, 2017 yılının ilk sergisini sanatseverlerle buluşturuyor.

Seramik sanatçısı Murat Küçükkayalı’ nın “ Yaradılış” adlı sergisi, 10 Ocak –  12 Mart 2017 tarihleri arasında, Çanakkale Seramik Müzesi’nde (Er Hamamı) sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Birbirinden farklı soyut eserlerin yer aldığı serginin açılış kokteyli; 10 Ocak 2017 Salı günü 17:30’da gerçekleştirilecek.

Çanakkale Seramik Müzesi, 2017 yılının ilk sergisini önümüzdeki günlerde sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Seramik ve porselen üzerine çalışmalar gerçekleştiren, aynı zamanda birçok projede sanat danışmanı olarak yer alan, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunu Murat Küçükkayalı, ‘Yaradılış’ adlı sergisini 10 Ocak 2017’de Seramik Müzesi’nde açıyor.

ESERLERİN BÜTÜNÜNDE ‘YARADILIŞIN HİKAYESİ’ VAR

Sanatçı eserlerini, kendi cümleleriyle şöyle tanımlıyor: “Eserlerimin bütününde, yaradılışın hikayesini anlatmaya çalıştım. Kimi toplum ve kitaplarda anlatıldığı gibi, ilk insan Adem’in Tanrı tarafından yaratılması ve çamurla şekillendirilmesiyle başlayan insanoğlunun yolculuğu tarih boyunca birçok aşamadan geçmiştir. Adem ilk kez var olduğunda sınırsız bir hakimiyete sahip tek varlık iken, aynı zamanda günümüze kadar insanoğlunun yaşadığı birçok deneyim ve gelişmeden mahrumdu. İşte ben; bu her tür yeniliğe ve dönüşüme hazır sınırsız gücün başlangıç noktasında, her bir yönden sonsuzluğa doğru yol alışı eserlerimde temsil ederken; eğilme, bükülme ve kapanmalar ile, gelecekteki deneyimlerin oluşturacağı dönüşümlerin ve sınırlandırmaların, yaradılışın kendi içindeki durumunu betimledim.”

SERAMİK MÜZESİ KENT KÜLTÜRÜNE KATKI SAĞLIYOR

Aynı zamanda sanat danışmanı ve eleştirmenliği de yapan Küçükkayalı, Çanakkale Belediyesi’nin ve Seramik Müzesi’nin kent kültürüne büyük katkı sağladığının da altını çizerek, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a teşekkür etti. Konuşmasında Belediye Başkan’ı Ülgür Gökhan’ın; “Çanakkale Seramik Müzesi’nde güncel/modern seramik sergileri ve diğer sanat dallarındaki eserler sanatseverlerle buluşurken, geçmişten bugüne kent kimliğini yansıtmak, aynı zamanda geleceğe ışık tutmak amacıyla, sürekli yaşayan, gelişen, devinim halinde olan bir müze anlayışı benimseniyor. Bu kapsamda, geçmişin yorumları, güncele iliş­kin algılamalar, geleceğe yönelik beklentiler ilişkilendirerek kent yaşamına faydalılık sağlanması ve kültürün kavram ve terminolojisini temel alan, insan odaklı yaklaşımların öne çıkarılması hedefleniyor. Sanata ve sanatçıya verdiği desteği Seramik Müzesi, tarihsel oluşum içinde kentin öz­günlüğünü ortaya çıkarmak durumundadır. Kültür bu kentte önceliğimiz. Çünkü farkındayız ve biliyoruz ki, artık dünyada tüm alanlar kültürel altyapıdan ve dokunuştan geçmeden şekillenmiyor. Bunun bilinciyle, yerel yönetim olarak, kültür ve sanat çalışmalarına özel destek veriyor, yol açıcı olmaya çalışıyoruz. Bilinçli toplum; iletişim, etkileşim, öğrenim, katılım, araştırma ve üretim ekseninde var olur. Bu da, sadece kültürel bilinçle sağlanabilir. Çanakkale olarak bu anlamda doğru ve ciddi yol kat ettiğimize inanıyorum” açıklamalarına da yer veren Murat Küçükkayalı, tüm sanatseverleri 10 Ocak 2017 saat: 17:30’daki sergi açılışına davet etti.

GENÇLERİN SORULARINI KÜÇÜKKAYALI CEVAPLAYACAK

Bursa ve İstanbul’da birçok kişisel sergi açan, birçok ulusal ve uluslararası seramik, heykel, resim, fotoğraf sergisi, karma sergi, sempozyum, çalıştay, ve bienal düzenleyen Murat Küçükkayalı, 11 Ocak 2017 Çarşamba günü de Seramik Müzesi’nde genç sanatseverlerin sorularını yanıtlayacak. Söyleşi havasında gerçekleştirilecek olan buluşma saat 15:00’de başlayacak. ‘Gençler Soruyor / Sanata Dair’ konulu buluşmada, seramik sanatından tiyatroya, resimden fotoğrafçılığa kadar geniş bir yelpaze ele alınacak.

emine-yedikuvvet-1Camaltinda seyahat – Travelling under glass “

Emine Yedikuvvet
14- 30 Ocak 2017

Antik Hotel, 14- 30 Ocak tarihleri arasında çok özel bir sergiye ev sahipliği yapacak.
Ressam Emine Yedikuvvet ‘le, Bizans’ın derinliklerinde (bir Bizans Sarnıcında) camaltı resmin derinliklerine ineceksiniz.

Mitolojiden arkeolojiye, mizahtan felsefeye…

Kimi zaman Nuh’un gemisiyle, kimi zaman denizkızlarıyla fantastik bir yolculuk… Şahmeran’ı görebilmek dimdik ayakta…

Karagöz Hacivat’lı zamanlar ve İstanbul’dan gerçek anlar.

Serginin açılış kokteyli; 14 Ocak Cumartesi günü 18:00 – 20:00 arasında yapılacaktır

 Evi Yeniden Kurmak

Tarihler: 13 Ekim 2016 – 13 Ocak 2017

Yer: Galeri KHAS

Kadir Has Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Galeri Khas, yeni döneme küratörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın yaptığı Eda Soylu’nun ‘Evi Yeniden Kurmak’ isimli sergisiyle giriyor.

Eda Soylu’nun mekan düşüncesinin ve özel olarak da ev kavramının sökümüne ve yeniden kurulmasına dayanan çalışması galeri mekanında kurulmuş bir yerleştirme. Gerek farklı evlerin yıkımlarından toplanmış yapı malzemelerini gerekse sanatçının kendi evinden ‘söktüğü’ ve galeri mekanına taşıdığı mimarlık elemanlarından oluşturduğu yerleştirmesi ev, hane, mekan kavramlarının yapısökümünü ve yeniden inşasını içeriyor.

Soylu, galeri mekanına ise betonla bütünleştirdiği gerçek kurutulmuş çiçekleri uygulayarak ve bunları çiğneyerek yok etmesini isteyerek izleyiciyi karmaşık ve kendisiyle çelişen bir eyleme sürüklüyor.

13 Ekim’de açılacak serginin küratörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, Soylu’nun sergisini değerlendirirken bu yapıtın içinden geçmekte olduğumuz kentsellik dönemine bireysel hafızalar üstünden getirilmiş bir doğrudan müdahale olduğunu, bizi, kendimize ait olanla bizim dışımızdakinin ortak öyküsünü yaşamaya zorladığını, bunun da tam bir deneyim ve edim olduğunu belirtiyor. Soylu’nun işini katmanlı, çoklu okumalara açık bir yapıt olarak nitelendiriyor.

Soylu’nun sergisi 13 Ocak 2017 gününe kadar açık kalacak.

“there was a world, once, you punk!”

Tarihler: 18 Kasım  -06 Ocak 2017

Yer: BLOK art space

Sanatçılar; Andreas Greiner, Dunja Herzog, Florian Meisenberg, Lars Bjerre, Lydia Ourahmane, Markus Hoffmann, Serkan Taycan
Kürasyon – Point Project / Anneli Botz, Lars Bjerre, Anna-Lena Werner

Doğada bulunan motifler ve renkler sanat tarihi boyunca, özellikle Romantik dönemde yaratıcının doğaya olan bağlılığının ve doğanın haşmetli çehresinin tasvirinde yeri doldurulamaz bir rol oynamıştır. Günümüze dek doğa imgesi, örnek olarak sözde doğa-dostu ürünlerin tanıtım reklamlarında ve genel olarak görsel kültürümüzde tüm canlılar için ideal bir yaşama alanını sembolize eder. Filmler dahil popüler kültürde ütopya ve cennet kavramların tasviri, çoğu karakterin içinde yaşadığı kısıtlayıcı ve yapay şehirlerin aksine doğa imgesi üzerinden gerçekleşir. Sürekli bir tehdit altında bulunan doğa, bu tür süreçler üzerinden toplum için değerli bir sığınak olmanın ötesinde fiziksel ve zihinsel özgürlüğe yer veren bir kamu alanı olarak algılanır.

Küratör kolektifi Point Project, “there was a world, once, you punk!” sergisiyle doğanın kentsel alanda yetersizliğine ışık tutmayı amaçlıyor. BLOK art space’de gerçekleşecek olan sergi, İstanbul’da geçtiğimiz yıllarda şehrin az sayıda yeşil alanlarından bir parkın alışveriş merkezi ve lüks apartmanlara dönüştürülme projesine verilen tepki ve parkın bu amaçla işgali üzerinden bir güncellik katmanı da içeriyor. Ülke çapında çevresel direniş hareketlerinin ötesinde, parkın bu işgaliyle başlayan türlü protestolar özgürlük, kamusal alanın aidiyeti ve demokrasi öğelerine dokunan bir kırılma noktası olarak var oluyor. Bu bağlamda, doğaya olan arzumuzun ne kadarının toplumun veya bireyin özgürlüğe olan arzusuna tekabül ettiği sorusu ortaya çıkıyor. Yapay mekanın sürekli yaratımı ve sanayileşme tarafından temel ihtiyaçların sürekli bastırılması bireyi nasıl etkiliyor?

Bu sorular üzerinden sergi üç tema ve perspektifi araştırıyor. İlk olarak Andreas Greiner (GER), Lydia Ourahmane (ALG) ve Serkan Taycan (TUR) çalışmalarıyla doğanın siyasi sembolizmini ve kentsel mekanda yetersizliğini inceliyor. Dunja Herzog (CH) ve Lars Bjerre’nin (DK) işlerinde doğanın ve botaniğin estetik boyutu, doğadan motiflerin ve materyalin kullanımını içeren stratejilerle şiirsel veya kapsayıcı bir anlatıma odaklanıyor. Son olarak doğal ve yapay peyzajların zıtlığı ve yıkıcı materyallerle estetik mekanların yaratılmasıyla Florian Meisenberg (DE) ve Markus Hoffmann’ın (DE) yerleştirmeleri günümüz görsel kültüründe doğanın çoğunlukla olumlu ve ütopik sembolizmine eleştirel bir bakış açısı sunuyor.

Sanatçıların hem mekana özgü hem de halihazırda tamamlanmış projelerini içeren sergi, sonuç olarak sanatın bu önemli konuya dikkat çekmek ötesinde edimsel sanat üzerinde olası bir doğaya dönüşü başlatıp başlatamayacağını soruyor. Sergi süresince çeşitli konuşmalar ve tartışmalar ziyaretçiyi açık forum üzerinden devamlı değişimde olan kentlilikteki “doğal” ortam üzerine düşünmeye davet ediyor.

Sol: Bir zamanlar, bir dünya vardı, seni serseri.
Det. Thorn: Evet, söyleyip duruyorsun.
Sol: Ben oradaydım. Kanıtlayabilirim.
Det. Thorn: Evet, biliyorum. Sen gençken, insanlar daha iyiymiş.
Sol: Ah, çatlaklar. İnsanlar hep çürüktü. Ama dünya çok güzeldi.
Soylent Green (1973)

POINT PROJECT, toplumsal ve estetik konuları, sanat ve tartışma üzerinden şiirsel stratejiler, kapsayıcı estetik ve kavramsal fikirler ile araştıran Berlin merkezli bir küratör kolektifidir. Kolektif Anna-Lena Werner, Anneli Botz ve Lars Bjerre tarafından kurulmuş ve yürütülmektedir.

Türkiye Sinemasında Usta-lar

Tarih: 24 Mayıs – 31 Aralık 2016

Yer: İstanbul Modern

İstanbul Modern, Türkiye sinemasının kurucu yönetmenlerine adadığı yeni bir sergi projesine imza attı. “Türkiye Sinemasında Usta-lar” adlı proje 95 yıllık yaşamı ve filmografisiyle sinemamızın hikaye-sini yansıtan Lütfi Akad ile başlıyor. Serginin yanı sıra usta yönetme-nin filmlerinden oluşan bir seçki de sinemaseverlerle buluşuyor

İstanbul Modern, Türkiye sinemasına odaklanarak arşiv özelliği taşı-yan sergiler düzenlemeyi sürdürüyor. Sinemamızın 100. yılında gerçekleştirdiği “Yüzyıllık Aşk: Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi” başlıklı araştırma sergisiyle bir ilke imza atan İstanbul Modern, şimdi de sinemamızın kurucu yönetmenlerine odaklandığı bir sergi sunuyor. “Türkiye Sinemasında Ustalar” projesinin ilk konuğu Lütfi Akad olacak.

Uzun yıllar tiyatronun etkisinde kalan sinemamıza farklı bir yön çize-rek, “Sinemacılar Dönemi”ni başlatan Lütfi Akad’ın aynı zamanda 100’üncü doğum yılını anan proje kapsamında usta yönetmenin farklı dönemlerini yansıtan 10 film gösterimine de yer veriliyor.

Ustasız usta
Sergide, Türkiye sinema tarihine adını “ustasız usta” olarak yazdırarak kendisinden sonra gelen yönetmenlere de geliştirdiği sinema diliyle öncülük eden Lütfi Akad’ın sinemasına ışık tutuyor. Sergi, yönetmenin filmografisinden bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış set fotoğrafları, film kareleri, orijinal senaryolar ve afişler gibi 100 parçalık arşiv malzemesini bir araya getiriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleşen “Türkiye Sinemasında Ustalar: Lütfi Akad” sergisinin danış-manlığını Burçak Evren, küratörlüğünü ise İstanbul Modern Sinema Bölü-mü Yöneticisi Müge Turan üstlendi. Sergi için özel olarak hazırlanan katalog da Türkiye sinemasının bir dönemine ışık tutan arşiv özelliği taşı-yor.

Sergi, 18 Mayıs-31 Aralık tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema fuayesinde gezilebilir

Ünlü Heykeltıraş Abdülkadir Öztürk’ün Eserleri Neva Art Gallery’de

Tarihler: 09 Kasım –  31 Aralık

Yer: Neva Art Gallery

Nişantaşı’nın yeni sanat galerisi Neva Art Gallery, ünlü heykeltıraş Abdülkadir Öztürk’ün heykel ve tablolarından oluşan sergisi ile kapılarını sanatseverlere açtı. Sanatçının ilk sergisi 31 Aralık 2016 tarihine kadar çağdaş sanat tutkunlarıyla buluşuyor.

Yıllardır heykel ve resim sanatı üzerine çalışmalarına devam heykeltıraş Abdülkadir Öztürk tarafından Nişantaşı Hüsrev Gerede Caddesi’nde kurulan Neva Art Gallery, üç aylık dönemlerde sergiler düzenleyerek, tüm sanatseverlere eserleri gezme ve görme imkanını sunuyor. Sanatçı, Neva Art Gallery’de öncelikle çağdaş sanatın form değerlerini, estetik anlayışını sevdirmek, soyut sanatın ifadelerini insanlara yeniden benimsetmek istiyor.

Eserlerinde Antik çağın değerleri ile çağdaş sanatı birleştiren Abdülkadir Öztürk, soyut bir formla insanın evrelerini anlatıyor. Günümüz insanının iç boşluğundaki imgeleri görsel formlarla dile getiriyor. Eserlerinde ticari görüşe yer vermeyen Abdülkadir Öztürk: “Çağdaş sanat insanlara özgüvenini sağlar. Sanatçılar bir ekole bağlı değil bütün sanat akımlarını irdelerler. Ayrıntılarını araştırarak geliştirirler. Ben de Antik kültürlerin değerlerinin bende bıraktıkları etkilerini, günümüzün karmaşası ve iç boşluğumuzda gizlenmiş birçok düşüncelerin izlerini heykellerime ve resimlerime aktarıyorum. Eserlerimi estetik ve heykelsel değerler içerisinde tamamlıyor, formlaştırıyor ve görselleştiriyorum” diyor.

Çivi ve ağacı farklı anlamlarda kullanarak değişik ifadede heykeller yaratan Abdülkadir Öztürk, ayrıca Anadolu yaşamını da heykellerinde konu olarak alıyor. Eserlerinde çocukluğunda anlatılan masalların etkileri büyük olduğunu ifade eden sanatçı, iç içe geçen formlarda, boşluklar içinden yeni masallar, şekiller doğacak hissini veriyor adeta… Abdülkadir Öztürk: “Bütün malzemelerden heykel yapmayı seviyorum ama en çok bronz, taş ve ahşap malzemeleri heykellerimde kullanıyorum. Benim formlarım bu malzemelerle görselliği ve estetiği daha çok ifade ediyor, bütünleşiyor. Bu malzemelerle heykel yapmaktan mutlu oluyorum. Resimlerimdeki ana tema portrelerdir, günümüzün ve çağımızın sorunlarını yansıtır. Heykellerimdeki soyut ifadeler antik kültürlerden günümüze ulaşan insan değerlerinin ifadesidir. Bu değerler yaşam biçimlerinin, inançların ve duyguların plastik değerler içerisindeki anlatımıdır. Günümüzde geçmiş uygarlıklarından nasıl etkilendiğimizin ifadesidir” diye vurguluyor.

Türkiye’de soyut heykel sanatının öncülerinden olan Abdülkadir Öztürk, her sergisinde farklı form ve tasarımlarla sunacak. Kendi sergilerinin dışında başka sanatçıların da eserlerinin de Neva Art Gallery’de sergileneceğinin altını çizen Sanatçı: “İkinci dönemde sanat çizgime uygun başka sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapmaktan ve Neva Art Gallery’de sanatseverlerle sanatçıları bir araya getirecek olmaktan büyük mutluluk duyacağım” diyor.

Teşvikiye’de bulunan Neva Art Gallery’i internetten de ziyaret edebilirsiniz!

Mustafa V.Koç’un İki Hobisi Rahmi M. Koç Müzesi

Tarih:01 Haziran – 30 Aralık 2016

Yer: Rahmi M. Koç Müzesi

TÜRKİYE’NİN RALLİ SPORU TARİHİNE IŞIK TUTAN ‘RETRO RALLY’ VE MODEL UÇAKLARIN RENKLİ DÜNYASINI YANSITAN ‘YERDEN GÖĞE’ SERGİSİ MUSTAFA V. KOÇ’UN ANISINA RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ’NDE ZİYARETE AÇILDI

Rahmi M. Koç Müzesi, merhum Mustafa V. Koç’un renkli kişiliğini yansıtan çok özel iki sergiye ev sahipliği yapıyor. ‘Hem Yerde Hem Gökte’ teması ile Mustafa V. Koç’un tutkuyla bağlı olduğu ralli sporu ve model uçak hobisine dair düzenlenen iki özel sergi 1 Haziran – 30 Aralık tarihleri arasında ziyaretçilerle buluşuyor. Ralli sporunun tarihini yeni nesillere aktarmayı hedefleyen ‘Retro Rally Sergisi’ ve model uçakların renkli dünyasını gözler önüne seren ‘Yerden Göğe Sergisi’nin açılışı, Koç Ailesi üyelerinin katıldığı bir törenle gerçekleşti. Sergilerin açılışı vesilesiyle düzenlenen törende Rahmi M. Koç Müzesi’nin 1994 yılında ilk olarak faaliyete geçtiği bölüm olan Lengerhane Binası’nın ismi de “Lengerhane Mustafa V. Koç Binası” olarak değişti.

Sadece iş insanı kimliği ve liderlik özellikleriyle değil, yaşama renk katan hobi ve ilgi alanlarıyla da tanınan merhum Mustafa V. Koç, Rahmi M. Koç Müzesi’nde açılan iki özel sergiyle anılıyor. Mustafa V. Koç’un gençlik yıllarında ilgilendiği ralli sporunun Türkiye’deki tarihini 18 efsane pilotun 25 aracını sergileyerek anlatan ‘Retro Rally Sergisi’nin yanı sıra yine son dönemde çocukluğundan beri tutkuyla bağlı olduğu model uçakları konu alan ‘Yerden Göğe Sergisi’ 1 Haziran’dan itibaren Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor. ‘Hem Yerde Hem Gökte’ temasıyla düzenlenen Retro Rally ve Yerden Göğe sergileri Koç Ailesi üyeleri, Koç Holding üst yönetimi, ralli sporuna gönül veren iş insanları ve davetlilerin katılımıyla ziyarete açıldı.

Efsane sürücülerin 25 aracı sergileniyor
Türkiye’de 1960’lı yılların sonundan itibaren bilinmeye başlanan ralli sporunun aradan geçen yarım asırlık dönemde çıkarttığı şampiyonların ve onlara ait araçların tanıtıldığı sergi, bu sporun Türkiye’de tanınmasına büyük emek harcayan Mustafa V. Koç’a ithaf edildi. İlk planlaması ve hazırlık çalışmaları Mustafa V. Koç’un sağlığında başlayan ve vefatının ardından tamamlanan ‘Retro Rally Sergisi’nde Renç Koçibey’den Cem Hakko’ya, Ali Karacan’dan Volkan Işık’a, bu spora gönül veren 18 efsane pilotun model yılları 1968-2006 arasında değişen 25 farklı otomobili yer alıyor. Opet, Ford, Fiat, Opel, Pirelli, Allianz, LG, Norm Cıvata, Beyçelik Gestamp, Martur, Power Grup ve Number 1’in da destekçileri arasında yer aldığı sergide Mustafa V. Koç’un 1991 Rallikros Şampiyonası’nda birincilik kazandığı Ford Sierra model araç da ziyaretçileri karşılayacak. Türk ralli tarihine ışık tutan geçmiş dönem yarış afişleri, zaman karneleri, yol notlarının yanı sıra pilotların şampiyonluk kupaları, tulumları, kaskları, yarış ayakkabıları, yarış eldivenlerinin de görülebileceği sergide, araç sahibi ünlü pilotların birebir maket fotoğrafları da olacak. Sergi süresince ziyaretçilere interaktif bir ortam sağlayabilmek amacıyla bir ralli simülatörü de hazır bulunacak.

Model uçakların renkli dünyasına yolculuk
1 Haziran- 30 Aralık tarihleri arasında Rahmi M. Koç Müzesi’nin ev sahipliği yapacağı bir diğer sergi olan ‘Yerden Göğe’ ise, model uçakçılığın Türkiye’deki tarihini gözler önüne seriyor. Türkiye’de; kuruluşuna Atatürk’ün öncülük ettiği Türk Tayyare Cemiyeti’nin çabalarıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında tanınmaya başlayan ve 1930’ların ilk yarısında ders programlarına dahi giren model uçakçılık, 1963 yılında yurtdışı organizasyonlara katılım ile uluslararası bir kimlik kazandı. Zaman içinde teknolojideki gelişimle birlikte şekil değiştiren model uçakçılık, Mustafa V. Koç’un da en sevdiği hobileri arasındaydı.

Mustafa V. Koç’un kupa ve madalyaları da sergileniyor
Çocukluğundan bu yana uçak uçurmaya meraklı olan Mustafa V. Koç, Amerika’da üniversitede okurken tanıştığı uzaktan kumandalı planörlerle bu hobisini geliştirmişti. Katıldığı yarışmalarda Türkiye’yi de temsil eden Mustafa V. Koç, Türk Milli Takımı ile 2004 yılında Kanada F3J Model Dünya Şampiyonası’nda ülkemize gümüş madalya da getirmişti. Yerden Göğe Sergisi’nde Mustafa Koç’a ait 12 uçak ile 3 planörün yanı sıra, 2002-2013 yılları arasında düzenlenmiş olan çeşitli ulusal ve uluslararası model uçak yarışmalarında Mustafa V. Koç’un kazandığı kupalar ile Avrupa ve dünya şampiyonlarında F3J Türk Milli Takımı’yla kazandığı üç adet madalya da yer alıyor.

 

Félix Ziem – Işık Denizinde bir Gezgin

Tarih: 10 Kasım 2016 – 29 Ocak 2017

Yer: Pera Müzesi

  1. yüzyılın en özgün manzara ressamlarından Fransız sanatçı Félix Ziem’i ağırlıyor. Martigues’deki Musée Ziem iş birliğiyle gerçekleşecek serginin küratörlüğünü Lucienne Del’Furia ve Frédéric Hitzel üstleniyor.

Sergi, öncelikli olarak 19. yüzyıl resmine damgasını vurmuş bir sanatçı olan ve çoğunlukla deniz ve kentin iç içe geçtiği İstanbul’u ve Venedik’i konu alan resimleriyle bilinen Ziem’i, tüm yönleriyle tanıtmayı amaçlıyor. Ziem’in sergideki yağlıboyalarında kullandığı canlı renkler ve hızlı, dinamik fırça tekniğiyle sürekli değişen ışığın titreşen etkilerini yakalama çabası izleniyor. Sanatçının neden izlenimciliğin gelişini önceden haber veren, önizlenimci bir ressam olarak kabul edildiği ve Monet gibi resim sanatında bir devrimi temsil eden ressamlarla üslupsal ilişkileri gözler önüne seriliyor. Tasarım süreçlerini görünür kılan desenleriyse, Kırım Savaşı döneminde İstanbul’da bulunan 19. yüzyılın bu gezgin ressamının zihnine bir pencere açıyor adeta. Bizi onun gözünden bu kenti yeniden keşfetmeye teşvik ediyor. Resim sanatına tutkun olan herkes ve yaşadığı dönemden bugüne kadar koleksiyonerler tarafından ilgiyle takip edilen, kendinden sonra gelen sanatçı kuşaklarını derinden etkileyen, daha yaşarken eserleri Louvre Müzesi’ne kabul edilen ilk sanatçı olan romantik manzara resminin bu tanınmış ismini, Ziem’i bugünün sanatseverleriyle buluşturmak amaçlanıyor.

Balkanlardan Gelen Soğuk Hava

Tarih: 10 Kasım 2016 – 07 Mayıs 2017

Yer: Pera Müzesi

Ali Akay ve Alenka Gregorič küratörlüğünde gerçekleşen Balkanlardan Gelen Soğuk Hava sergisinde, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Slovenya’dan çağdaş sanatçıları ağırlıyor.

Sergi, “Balkanlar” olarak bilinen bölge ülkelerinden farklı kuşaklardan sanatçı ve sanatçı gruplarına odaklanıyor ve bölgenin kaçınılmaz olarak akla gelen siyasi çağrışımları göz önünde bulundurulmaksızın bir doğa olayı üzerinden biçimleniyor: Rüzgâr. Bu tema aynı zamanda hava durumu haberlerinde kışın gelişine işaret eden “Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası” söylemine gönderme yapıyor.

Türkçe’de yaygın olarak kullanılan bu söylemden yola çıkan sergi, kendilerini çevreleyen sosyal, politik ve kültürel ortam hakkındaki tepkilerini belirten Maja Bajević, Braco Dimitrijević, Vadim Fishkin, IRWIN, Laibach, Mladen Miljanović, Ivan Moudov, OHO, Dan Perjovschi, Mladen Stilinović, Ulay ve Sislej Xhafa gibi sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor. Videodan fotoğrafa, çizimden yerleştirmeye farklı mecralarda oluşturulan çarpıcı eserlerin seçiminde, farklı nesillerden Balkan sanatçıların yeni bir diyalog oluşturması ve izleyiciye alternatif bir bakış açısının sunulması hedefleniyor.

ARTİST 2016 / 26. ULUSLARARASI İSTANBUL SANAT FUARI 

ARTİST / Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı, 26 yıldır olduğu gibi bu yıl da TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi, Beylikdüzü’nde, 12-20 Kasım 2016 tarihleri arasında gerçekleşiyor.

Bu yıl 26.sı düzenlenecek ARTİST / Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nın 7 no’lu ana salonunda bu yıl 25 galerinin yanı sıra Umulmadık Topraklar isimli, çok küratörlü geniş bir sergi, panel ve performanslar dizisi ile karşımıza çıkacak.

Her yıl genç sanatçılara destek vermek için ayrılan 8. Salonda ise, 30’u aşkın inisiyatif ve grubun yanı sıra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İstanbul Kültür Üniversitesi ve Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi’nin de içinde olduğu kurumlar yer alacak.

12 Kasım günü saat 11:00’de kapılarını ziyaretçilere açacak olan ARTİST 2016 Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı toplamda 12 bin metrekareyi aşkın iki salonunda 9 gün boyunca sanatseverlerle yüzlerce sanatçının bini aşkın eserini buluşturacak.

ARTİST 2016’yı Onurlandıranlar

İstanbul Sanat Fuarı’nın, her yıl plastik sanatlara katkıları ve farklı alanlardaki çalışmaları nedeniyle verilen onur ödülleri de sahiplerini buldu. Çağdaş sanatlara önemli katkıları nedeniyle Sanatçı Onur Ödülü Sayın Gülsün Karamustafa’ya verilirken Sanatsever Kurum Onur Ödülü ise Summart Sanat Merkezi’ne verildi.

Ödüller 14 Kasım 2016 Pazartesi günü düzenlenecek geleneksel TÜYAP Onur Yemeği’nde sahipleriyle buluşacak. Bu kapsamda Gülsün Karamustafa için ayrılacak alanda“Sineması” adlı bölümde sanatçının çeşitli dönemlerde gerçekleştirdiği video işlerinden bir seçki gösterilecek. Aynı zamanda “Kağıt Üzerinde Gülsün Karamustafa” başlıklı belge-sergide, sanatçı ve işleri için gerçekleştirilmiş, afiş, billboard, katalog, davetiye gibi görsel iletişim tasarımı öğeleri; sanatçının yaptığı kitap-dergi kapakları, illüstrasyonlar, belirlenmiş bir küratoryal konsept kapsamında izleyicilerle buluşuyor.

Sanatsever Kurum ödülü kapsamında ise Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleşecekSummart Bora Koleksiyonu sergisine de geniş bir yer verilecek. Summart Sanat Merkezi’nin kurucusu Mete Bora tarafından 1989 yılında başlatılan Bora Koleksiyonu’ndan bir seçki fuar boyunca ziyaretçilere açık olacak.

  1. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı,  her yıl olduğu gibi bu yıl da, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile düzenlenen 35. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.

ARTİST, 20 Kasım 2016 Pazar akşamına kadar ziyaretçiler için kapılarını açık tutacak.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş.

 

 

3.İstanbul Tasarım Bienali

BİZ İNSAN MIYIZ?

TÜRÜMÜZÜN TASARIMI

2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl

  1. İstanbul Tasarım Bienali, “insan” ve “tasarım” kavramları arasındaki yakın ilişkiyi inceliyor. Tasarım hep insanın hizmetindeymiş gibi görünse de, asıl iddiası insanı yeniden tasarlamak. Dolayısıyla tasarımın tarihi bir yandan da “insan” anlayışının zamanla evirilmesinin tarihi. Tasarıma dair konuşmak, türümüzün durumu hakkında konuşmak demek. İnsanlar ürettikleri tasarımların etkisiyle köklü değişimler geçirirken tasarım dünyası da bir yandan genişliyor. Her şeyin tasarlandığı bir devirde yaşıyoruz: büyük bir özenle şekillendirdiğimiz kişisel görünümümüz ve dijital kimliğimiz, bizi çevreleyen kişisel cihazlar, yeni maddeler, arayüzler, ağlar, sistemler, altyapılar, veriler, kimyasallar, organizmalar ve genetik kodların hepsi tasarlanıyor. Her gün uzayın derinliklerinden kendi bedenimiz ve beynimizin derinliklerine uzanan binlerce tasarım katmanını tecrübe ediyoruz. Tam anlamıyla tasarımın içinde yaşıyoruz; kendi vücudundan çıkan salgılarla ördüğü ağın içinde yaşayan bir örümcek gibi. Ama örümcekten farklı olarak biz, birbiriyle örtüşen ve etkileşen sayısız ağ örmüşüz. Hatta gezegenimiz bile jeolojik bir katman hâline gelmiş tasarımla tamamen örtülmüş vaziyette. Tasarım dünyasının artık bir dışı yok. Tasarım, dünya hâline geldi.

Tasarım, bize dair en insani şey. Bizi insan yapan şey tasarım. İlk aletlerden, katlanarak genişleyen insan kabiliyetine, sosyal yaşamın temelinde tasarım var. Öte yandan tasarım, eşitsizlikler ve yepyeni görmezden gelme biçimleri de oluşturuyor. Bir yandan dünyada hiç olmadığı kadar insan savaş, kanunsuzluk, yokluk ve iklim şartları nedeniyle zorunlu olarak yerinden olurken, diğer yandan insanın genetik yapısı ve iklimin kendisi aktif olarak yeniden tasarlanıyor. Artık “iyi tasarım” olgusuna sığınamayız. Tasarımın baştan tasarlanması gerekiyor.

“BİZ İNSAN MIYIZ? : TÜRÜMÜZÜN TASARIMI : 2 saniye, 2 gün, 2 yıl, 200 yıl, 200.000 yıl” başlığı, tüm dünyadan ve farklı alanlardan tasarımcı ve düşünürleri, birbirleriyle bağlantılı sekiz önermeye yaklaşımlarını paylaşmaya davet ediyor:

TASARIM DAİMA İNSANIN TASARIMIDIR

İNSAN TASARLAYAN CANLIDIR

TÜRÜMÜZ, SONSUZ TASARIM KATMANLARI ARASINDA DURMAKTADIR

TASARIM, İNSANIN KABİLİYET ALANINI KÖKTEN GENİŞLETİR

TASARIM SÜREKLİ KÖKLÜ EŞİTSİZLİKLER YARATIR

GÖRMEZDEN GELMENİN TASARIMI BİLE TASARIMDIR

“İYİ TASARIM” ANESTEZİKTİR

ANESTEZİSİZ TASARIM, İNSANLIĞIMIZA DAİR ÖNEMLİ SORULAR SORAR

Bu önermeler, önümüzdeki yıl boyunca düzenlenecek etkinlikler, dersler, atölye çalışmaları ve kısa videolar için yapılacak açık çağrı da dahil olmak üzere, internet üzerinden yapılacak tartışmalar aracılığıyla incelenecek. Dünyanın dört bir yanında sürecek bu bir yıllık inceleme dönemi, 2016 Ekim ayında açılacak 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin yoğun sergi, diyalog, yayın ve yayım programı ile sonuçlanacak.

Bu bienal bir arkeoloji projesi. Bazı tasarımcıları öne çıkarmak ya da olağanüstü bir geleceği hayal etmek yerine, gerçek hayatın bilimkurguyu geride bıraktığı günümüz dünyasında tasarımın yeri üzerine çok mecralı bir belgesel çalışması olmayı hedefliyor. Bienal, günümüz tasarımının uçlardaki hâlini, ilk standardize süslemeler ve ilk ayak izlerinden en yeni dijital ve karbon ayak izlerine uzanan, türümüzün 200.000 yıllık tarihi bağlamına yerleştirecek. Normal koşullarda bir bienal geçmiş iki seneye odaklanır. Bu bienal ise iki saniye öncesinden 200.000 yıl evvele kadarki zaman dilimine odaklanacak. Türkiye ve yakın çevresinden arkeolojik eserler bienalin kalbinde yer alacak ve tasarıma dair güncel düşüncelere farklı bir açıdan bakmamıza olanak verecek.

İstanbul Tasarım Bienali

Tasarımın üretime, ekonomik kalkınmaya, toplumsal gelişime, kültürel etkileşime ve bireylerin yaşam kalitesine olumlu etkisini vurgulamayı hedefleyen İstanbul Tasarım Bienali, kentsel tasarım (şehir ve bölge planlama), mimarlık, iç mimarlık, endüstriyel tasarım, grafik tasarım, moda ve tekstil tasarımı ve yeni medya tasarımı gibi başlıca tasarım mesleklerini ve bu mesleklerle ilişkili tüm yaratıcı alanları kapsamaktadır. Bu alanların tümüne ait üretimleri, yenilikçi fikirleri ve söylemleri ortaya koymayı ve toplumsal anlamda bir etkileşim sağlamayı hedeflemektedir.

Türkiye’de ekonomik ve endüstriyel kalkınmanın ivme kazanmasıyla birlikte yaratıcılık ve yenilikçiliğin önemi de artmaktadır. Günden güne gelişen potansiyeli ve çokkültürlü yapısıyla İstanbul, yaratıcı endüstrilerin yerel merkezi konumundadır ve global bir merkez olma yönünde hızla ilerlemektedir. İstanbul ve çevresindeki coğrafyadan doğan farklı bakış açılarının küresel çerçevede oluşmuş tasarım söylemlerini zenginleştireceği inancıyla yola çıkan İstanbul Tasarım Bienali, İstanbul’un son dönemde hareketlenen yenilikçi ve yaratıcı çalışmalara katılımını amaçlamaktadır.

İstanbul Tasarım Bienali, öncelikli olarak kamuoyunda “tasarım” farkındalığını artırmayı, ülke için tasarım ve yenilikçilik politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak bir platform oluşturmayı, ulusal ve uluslararası ölçekte bir tasarım arşivinin ve kaynakçasının oluşturulmasına katkıda bulunmayı, global tasarım problemlerini ele alarak sergilerinde bunlar için geliştirilen farklı çözümleri sunmayı ve bu bölgenin yaratıcı potansiyelini ortaya koymayı hedeflemektedir.

İstanbul Tasarım Bienali, hem yurtdışından hem de Türkiye’den önemli örnekler sunarak tasarım kavramını sorgulamayı, bu alandaki farklı eğilimleri, akımları ve yenilikçi düşünceleri tanıtmayı ve İstanbullu izleyicilere aktarmayı amaçlar. Bienal, sadece çeşitli etkinliklerin bir araya geldiği, iki ay süreli bir etkinlik olarak düşünülmemiş, yıl boyunca gerçekleştirdiği faaliyetleri ile alışkanlık yaratacak, uzun vadede toplumsal ve kültürel alanda gelişmeler sağlayacak bir yapıya sahip olacak şekilde oluşturulmuştur.

İnci Eviner Retrospektifi: İçinde Kim Var?

Yer:İstanbul Modern

Tarih: 22 Haziran – 27 Kasım 2016

İstanbul Modern’in düzenlediği İnci Eviner Retrospektifi, sanatçının 1980’li yıllardan günümüze uzanan yaratım sürecini bir araya getiriyor. Sergi, Eviner’in desenden resme, videodan yerleştirmeye, fotoğraftan heykele uzanan zengin ifade arayışının gelişim ve dönüşümünü görünür kılıyor. Eviner’in sanatsal birikimini kronolojik bir akış yerine, geçmiş ile şimdiyi birbiri içerisine konumlandıran ve sergi mekânını da sergilemenin içerisine dahil eden, farklı bir kurgu ile izleyiciye sunuyor.

Eviner’in çalışmalarının merkezini desen oluşturuyor. Çalışma pratiğinin başlangıç noktasını kağıt üzerine çizgi ile oluşturduğu dışavurumlar olarak tanımlayan sanatçı, sanat tarihine ait alegori, ikonografi, illüstrasyon ve mitolojilerden güncel ideogram ve piktogramlara uzanan, sınırsız bir görsel dilin içerisinde gezinerek kendi sanat anlayışını her defasında daha da zenginleştirerek oluşturuyor. Güzel olanın içindeki şiddeti, bastırılmış olanın potansiyelini ve bilinçaltının eşsiz yaratıcılığını iç içe örerek güncel, güncel olduğu kadar da zamansız olduğu izlenimi veren yapıtlar kurguluyor.

Türkiye çağdaş sanatının güncel dönüşümünde etkin rol üstlenen öncü sanatçı; toplumsal, politik ve sosyo-kültürel koşullar içerisinde kadın, toplumsal cinsiyet ve kimlik politikalarına dair farklı haller üzerine kendine özgü bir ifade alanı aralıyor. Çocukluktan itibaren etkisi altında kaldığımız tarihsel, söylemsel ve bilinçdışından süreçlerin kadın kimliği üzerindeki yansımalarını araştıran sanatçı, kadın olma halini tek bir imgeye sığmayan, sınırsız bir hayal gücünün alanı olarak tanımlıyor. Gündelik hayat içerisindeki jestlerinden hareket eden Eviner, onlar için uygun görülen temsil biçimlerini ve bu temsilleri var eden yasakları sorgularken meydan okumayı ihmal etmiyor.

İlgi ve araştırma alanlarının çeşitliliği açısından şüphesiz kuşağının en yaratıcı ve güncel sanatçılarından biri İnci Eviner. Serginin bir araya getirdiği yaklaşık kırk yıllık döküm, onun hem kendisi ile hem de insanı var eden bilinçaltı, kültür, tarih, doğa ve sanat bütünlüğü ile kurduğu derin bağın zenginliğini ortaya koyuyor.

Sergideki yapıtlar, disiplinlerarası kesişmeden doğan pek çok alt okuma barındırabilir ama Eviner’in sanatındaki ana aksları şu başlıklar altında sıralayabiliriz: Akademik eğitiminin getirdiği sanat tarihsel referanslar ve bu referansların sembolik anlamlarına dair güncel sorgulamalar, bilinçaltı ve varoluşun tetiklediği dışavurumlar, insan doğasının karmaşık yapısı, ezberlediğimiz davranış modelleri ve bizi hayvanlardan ayıran ince medeniyet çizgisi, inşa edilmiş büyük anlatılar ve bu anlatıların nüfuz ettiği tüm iktidar alanları, beden-kimlik-coğrafya üçgeninde oluşturulmuş Kartezyen bilgiler ve bu bilgilerin yansıdığı, düşünceyi tekelleştiren görsel ve sözlü yayınlar, kaynaklar ve tarihi belgeler, doğu-batı ekseninde kurgulanmış modernist politikaların şimdiki zamandaki etkileri ve bu etkileri delen sınır aşımları, göçler ve mülteci olma halleri.

 

CONTEMPORARY ISTANBUL 11. YILINDA

19 ÜLKEDEN 1000’İ AŞKIN ESERİ İSTANBUL’A GETİRİYOR

Türkiye’nin ve bölgenin çağdaş sanat eserlerinin en iyi örneklerini sanatseverlerle buluşturan Contemporary Istanbul, 3 – 6 Kasım tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Akbank’ın desteğiyle gerçekleşecek. 19 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçının 1050 eserle katılacağı Contemporary Istanbul yeni bölümleriyle sanatseverlerin karşısına çıkmak için geri sayıma başladı.

Bölgenin önde gelen çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul, 11. yılında da Akbank’ın desteğiyle kapılarını açmaya hazırlanıyor. Özgür ve özgün fikirlerin her alandaki gelişime ilham vereceğine inanan Akbank, Türkiye’nin en kapsamlı uluslararası çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul’a 2007 yılından bu yana desteğini sürdürüyor. Sürdürülebilir kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’nin sosyal ve ekonomik gelişimine önemli katkı sağlayan Akbank, ekonomik büyümeyi desteklemenin yanı sıra toplumun kültür ve

sanat alanında da gelişimini öncelikli sorumluluğu olarak görüyor.

CI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, Kasım ayında 11. yaşına girecek olan Contemporary Istanbul’un önemine ve bu yıl fuara dâhil edilen yeni projelere değindi. Güreli, 2000’li yılların başında sayısı 20’yi geçmeyen çağdaş sanat fuarlarının son 10 yılda bölgesel fuarları da sayarsak 269 gibi bir sayıya yükseldiğini belirtti. “Fuarların önemli bir özelliği de bienallerde olduğu gibi genç sanatçıların ilk kez sunulduğu veya tanınan bir sanatçının yeni bir işinin ilk kez sergilendiği sanat etkinlikleri olmasıdır. Yeni bir sanat üretimini izleyici ile buluşturması fuarları ön plana çıkardı. Fuarlar ayrıca galerilerin koleksiyonerlerle buluşması için de elverişli bir ortam sağlamaktadır. Dünyada özellikle son 5-6 yılda online satışlar %24 oranında arttı. Bu gelişme dünyanın birçok önde gelen müzayede evini de online piyasasına girmeye yönlendirdi. Galeriler de web sitelerinde online satış kısımlarını açarak teknolojik gelişmelere paralel olarak sanat dünyasını etkileyen bu büyümeye ayak uydurdu. Contemporary Istanbul da Artsy ile iş birliğinin 3. yılında online satışlarını 26 Ekim’de açacak.” Sanatsever sayısının bütün dünyada ve Türkiye’de arttığını ifade eden Güreli, fuarın son on yıl içerisinde yükselen ziyaretçi sayısının da bu artışı yansıttığına dikkat çekti. Konuşmasında sanatın insanları birbirine yaklaştıran ve insanlara huzur veren bir üretim olduğunu vurgulayan Güreli, fuarın insanlara içerisinden geçtiğimiz zor dönemlerde umut vereceğini söyledi. 2000-2014 yılları arasında açılan müze sayısının önceki iki yüz yıllık dönemden daha fazla olduğunun altını çizen Güreli, müze sayısındaki bu artışının da çağdaş sanat piyasası için oldukça oldukça önemli olduğunu ifade etti. Güreli ayrıca müze alımlarının nitelikli sanat üretimi artışına da katkı sağladığını belirtti.

Bu yıl küratörlüğünü Marc-Olivier Wahler’in yaptığı ve danışmanlığını Marcus Graf’ın üstlendiği Collectors’ Stories sergisinin de detaylarını aktaran Güreli, Akbank’ın 10 yıldır ana sponsor olarak desteğinin fuarın geldiği noktaya büyük katkı sağladığını ifade etti. Türkiye’nin önde gelen 60 koleksiyoneri tarafından bizzat seçilen 120 sanat eserinin sergileneceği sergide, 53 Türk ve 49 yabancı sanatçı olmak üzere toplam 102 sanatçının enstalasyon, heykel, video, pentür ve fotoğraf işleri yer alıyor.

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Suzan Sabancı Dinçer ise Contemporary Istanbul’un önemine ve Akbank’ın sanat ortamındaki bakış açısına değindi: “Dünyadaki gelişmeler ve küreselleşme sürecinin etkisiyle Türkiye’de de çağdaş sanat her geçen gün gelişiyor. Biz de ülkemizde çağdaş sanatın bilinmesi, kitlelerce daha çok takip edilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye’de çağdaş sanatın en önemli buluşma platformu olan Contemporary İstanbul’u kurulduğu günden beri destekliyor, ana sponsorluğunu da bu yıl onuncu kez üstleniyoruz. İlk başladığımız noktaya kıyasla çağdaş sanatın ülkemizde bugün geldiği yer çok farklı. İstanbul artık dünyanın önemli sanat merkezlerinden biri. Bunda Akbank olarak katkımız olduğunu bilmek bize gurur veriyor. Sanatın farklı disiplinlerindeki gelişim sürecinin en yakın tanıklarından ve hâmilerinden biri olarak bundan sonra da çağdaş sanata desteğimizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, Contemporary Istanbul’un uluslararası alandaki başarısını; ülkemizi, İstanbulumuzu dünyanın seçkin sanat çevrelerinde ne kadar iyi temsil ettiğini görmekten büyük memnuniyet

duyuyoruz. Akbank olarak ülkemizin uluslararası boyutta doğru ve güzel tanıtımına şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da destek olmayı sürdüreceğiz.”

Contemporary Istanbul’un, bölgenin ve Türkiye’nin önde gelen sanat etkinliği olma sorumluluğu ile sanata olan katkısını gururla takip ettiklerini belirten Ferko Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökçe Meriçten, “Ferko olarak geçen yıl başlattığımız 4 yıllık desteğimizin çerçevesini her yıl artırıyoruz. 25 yıldır kaliteli ve lüks projeleri modern tasarım anlayışı ile hayata geçiren bir marka olarak Türkiye’nin bu en kapsamlı “modern ve güncel sanat” etkinliğini desteklemekten onur duyuyoruz.”

Mutluluğun yolunun sanattan da geçtiğine inanan CI ortak sponsoru Yıldız Holding, bu yıl Ülker Çocuk Sanat Atölyesi’ni gerçekleştirecek. Çocukları erken yaşta sanatla buluşturmak, sanatı günlük yaşamlarının bir parçası haline getirmek hedefiyle 2011 yılından bu yana düzenlenen Ülker Çocuk Sanat Atölyesi, 3-6 Kasım tarihlerinde Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda çocukları ağırlayacak. Çocukların hayal güçlerinin ve estetik duygularının gelişimini destekleyecek çalışmaların uygulanacağı atölyede, çocuklar uzman eğitmenlerle birlikte yeteneklerini keşfetme fırsatı bulacak.

Contemporary Istanbul’un en dikkat çeken bölümlerini bu yıl ilk defa sanatseverlerle buluşacak olan Collectors’ Stories ve CI Design oluşturuyor. Fuarda bu yıl yeni bölümlerin yanı sıra yeni projeler de dikkat çekiyor.

Collectors’ Stories Türkiye’nin önde gelen 60 çağdaş sanat koleksiyonundan 120 eseri sergileyecek Contemporary Istanbul bu yıl için bir ilke imza atarak, Collectors’ Stories bölümünde Türkiye’nin önde gelen 60 çağdaş sanat koleksiyonundan 120 eseri sanat severlerle buluşturacak. Türkiye’nin önde gelen koleksiyonerlerinin kendi koleksiyonlarından seçeceği eserler CI Artistik Danışmanı Marc-Olivier Wahler’in küratörlüğünde sergilenecek. Koleksiyonerlerin kişisel estetik anlayışlarını sunmalarına olanak sağlayacak sergi, Türkiye’de sanat koleksiyonerliğinin geçirdiği dönemsel değişimleri ve bugününü tartışmaya açacak. Bu bağlamda hazırlanacak olan Collectors’ Stories kitabı ise CI Publications’ın ilk yayını olacak ve sergilenen eserlerin tüm dünyaya açılmasını sağlayacak.

Contemporary Istanbul’un bu yılki programının yeniliklerinden CI Design, 22 Ekim – 4 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 3. Istanbul Tasarım Bienali ile eş zamanlı olarak fuarda yerini alacak ve bienalin yarattığı sinerji etrafında yoğunlaşacak. Arçelik bu yıl Contemporary Istanbul ile yaptığı işbirliği sayesinde geri dönüşümü sanatla buluşturacak ve ‘Cycles’ sergisini hayata geçirecek. Bu sergiyle Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeler Türkiye’nin önde gelen sanatçıları ve tasarımcıları tarafından fonksiyonel sanat eserleri ve koleksiyon objelerine dönüştürülecek. ‘Cycles’ sergisinde; Ela Cindoruk, Nazan Pak, Seçkin Pirim, Sema Topaloğlu, bu geri dönüştürülmüş materyallere ustalıkla yeni bir “hayat” (form) kazandıracak. Arçelik, bu sergi ile geri dönüşüm konusunda farkındalık sağlarken, aynı zamanda tasarım konusundaki uzmanlığına da dikkat çekecek. ‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonuna sahip Arçelik, kaynakların verimliliğine odaklanarak

‘sürdürülebilirlik’ yaklaşımını tüm süreç ve faaliyetlerine entegre ediyor. Bu amaçla, Türkiye’nin en büyük geri dönüşüm hareketini başlatan Arçelik, beyaz eşya üreticisi olup kendi geri dönüşüm tesisini kuran ilk ve tek şirket oldu.

Kalküta merkezli Basu Foundation for the Arts (BFA) tarafından düzenlenen misafir sanatçı programının eski katılımcılarından Thomas Henriot, Miguel Angel Garcia ve Yusuf Sevinçli gibi sanatçıların eserleri de bu yıl Contemporary Istanbul’da sergilenecek. BFA tarafından belirlenen ve fuarda eserleri sergilenen bir Türk sanatçı bir ay süreyle misafir sanatçı programına katılma hakkı elde edecek. Sanatçının eserleri Kalküta’da BFA Gallery’den başlayan bir gezici sergide yer alacak.

Mimar Fahrettin Aykut’un Contemporary Istanbul için özel olarak hazırlayacağı iç mekan tasarımlarının yanı sıra Ardan Özmenoğlu tarafından hazırlanan bir enstalasyona yer verecek.

ALAMET-İ FARİKA KARMA SERGİ

Tarih: 15 Ağustos -10 Eylül
Yer: Galeri Eksen, İstanbul
Alamet-i Farika bir şeyi diğerlerinden ayıran nitelik / özellik anlamına gelen , Arapça kelimelerden oluşan bir tamlamadır. Etimolojik olarak incelendiğinde Arapça kökenli Alamet; belirti /iz, Farika ise
ayıran anlamına gelir. Osmanlı döneminde de sıkça kullanılan bu tamlama, dönemin satışta olan ürünlerinin üzerinde bulunan ve ürünlerin hangi elden ya da kurumdan çıktığını halkın anlamasına
yarayan belirli bir isim, renk, çizgi kısacası ürünün imzası niteliğinde olan herhangi bir belirti olabilirdi. Osmanlıdan günümüze kadar gelen bu isim taşıdığı özellikle, bir kurum ya da kişi tarafından ortaya konmuş ürünü taklitlerinden sakınır ve siz ürünün Alamet-i Farikasını gördüğünüz zaman orjinalliğinden emin olabilirsiniz. Bir sanatçı için en çok zaman alan şeydir belki de,
sanatçının kendi tarzını oluşturması ve izleyicinin, bir sanatçının eserini görüp artık imzasına bakmadan salt çizgisi, kullandığı renkleri ya da eserine yansıttığı ve aslında sanatçının ismini, imzası
olmasa da gizlice belli ettiği tarzından eserin kime ait olduğunun anlaşılır olması. Ve bir sanatçı için bu noktaya gelebilmek artık kendi Alamet-i Farikasını oluşturduğunun güzel bir kanıtıdır. Galeri
Eksen bu kez, ağırladığı 30 sanatçı ile güncel sanatın başarılı isimlerinin Alamet-i Farikalarını gün yüzüne çıkarıyor. Sergide yer alan farklı disiplinlerden, çizgilerden, tarzlardan gelen 30 sanatçı
bir araya gelerek kendi Alamet-i Farikalarını izleyici ile buluşturuyor. Her biri algıladığı dünyayı kendisine has malzemelerle resim ya da heykel olarak somutlaştıran sanatçılar, eserleriyle
karakterize olmuş yönlerini başarılı bir şekilde yansıtıyor. 30 sanatçı… Özünde farklı düşünceleri, hayalleri ve bakış açılarını barındıran 30 farklı insan. Tek bir konu üzerinde düşünmeleri ve bunu
bize somut bir şekilde yansıtmaları istense bile ortaya çıkacak 30 farklı yaratı demek bu. Her biri kullandıkları malzeme ve teknik ile birbirinden ayrılıyor ve her bir yapıt sanatçısının karakterini
taşıyor. Aslında gerçek Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portesi adlı kitabında ressam Basil Hallward’ın sözleri kadar net: “ Hissedilerek çizilmiş her portre ressamın bir portresidir, modelin değil.” Bu
cümlenin ötesinde, hissedilerek ortaya konulan her sanat eseri yaratıcısından bir parça taşır artık. Sanatçı ve eser bütünleşir ve sanatçı eserini/eserlerini karakterize eder. Ortaya koyduğu yaratı
artık sanatçının Alamet-i Farikası olur.

Sergide farklı disiplinlerden eserlerini görebileceğiniz sanatçılar; Haydar Akdağ,Mehmet Tuğrul Anday,Şeyma Barut,Beyza Boynudelik,Abdulkerim Bozan,Begüm Canel,Şahin Demir,Ezgi Demirel,Çağdaş Erçelik,Kader Genç,Merve Gürlek,Filiz Hatipoğlu,Filiz Kallenci,Nebahat Karyağdı,Azamat Kuliyev,Zafer Malkoç,Dilara Mataracı,Ali Omarr,Aylin Örücü,Mustafa Özbakır,Zeynep Özdemir,Sevim Özyurt,Tuncay Saydam,Hülya Sözer,Rugül Serbest,Güzin Tangör,Elif
Tolun,Ertuğrul Tuna,Melike Uçku ve Ülkü Yılmaz Alamet-i Farika sergisi ile 15 Ağustos’da Galeri Eksen’de izleyicilerini bekliyor.

 

 

  “ İLMEK ”

ÖRME SERGİSİ

3 – 26 Haziran
“İlmek ” örme sergisi daha önce dört defa düzenlenmiş olan Ters-Yüz örme sergilerine ek olarak başlamış yeni bir grup sergisidir. Ters-Yüz örme sergisinin ilki 2011 yılında bir grup tekstil sanatçısı tarafından gerçekleştirildi.İikincisi ise yabancı sanatçıların da katıldığı uluslararası bir sergiyle 2012 de tekrarlandı.Üçüncüsü 2014 yılında uluslararası olarak düzenlendi.Yine 2015 yılında uluslararası olarak 4.sü düzenlendi. Sanatçıları örme alanında birleştirmeyi ve Türkiye’de örme sanatını tanıtmayı amaçlayan bu sergi serisine yeni bir alternatif olan “İlmek 1” sergisi ulusal olarak düzenlenmiş ve yine örme alanını desteklemek, sanatçıları bu alanda birleştirmeyi hedeflemektedir. Bu serginin de diğeri gibi bir seri olarak devam etmesi planlanmaktadır.

Esra Yarar Abanoz, Engin Alpat, Büşra Balota, Irmak Bayburtlu, Mine Beşen, Gül Bolulu,Fatma Büyüksofuoğlu, Nilüfer Ünay Çubukçu, Nigar Demirtay, Vildan Tok Dereci, İrem Sabanuç Gönül, Sinem Budun Gülas, Dilara Gülşen,Tuna Karayaka, Gülay Kaygusuz, Filiz Metolar, Refika Onur Mikar, Aslıhan Sevinçli,Biret Tavman, Senem Uğurlu, Başak Özdemir Uysal ve Nurgül Yitmen sergide yer almaktadır.

Sergi 26 Haziran tarihine kadar gezilebilir.

Antik Hotel İstanbul

Antik Cisterna Sergi Salonun

Sanat Danışmanı

Murat KÜÇÜKKAYALI

05061717448

120 milyon Euro’luk tablo tavan arasında bulundu-002120 milyon Euro’luk tablo tavan arasında bulundu

Fransa’nın güneyinde bir evin tavan arasında bulunan 120 milyon Euro civarında değeri bulunan tablonun, ünlü İtalyan ressam Caravaggio’ya ait olduğu tahmin ediliyor. Le Figaro gazetesi, ünlü ressamın yaklaşık 400 yıl önce yaptığı tablonun değerinin 120 milyon Euro civarında olduğunu duyurdu. Yapımının ardından 100 yıl sonra kayıplara karışan tablonun Toulouse kenti yakınlarındaki eski bir evin çatısında 2014 yılında bulunduğunu duyuran gazete, evin sahibinin çatının su sızdırması üzerine tamirat için tavan arasına çıktığında bu değerli tabloyla karşılaştığını yazdı. Fransız sanat tarihi uzmanı Eric Turquin’ın görüşlerine yer verilen haberde, Caravaggio’nun ”Judith Beheading Holofernes” adını taşıyan tabloyu 1604-1605 yılları arasında Roma’da yaptığı kaydedildi. Fransa’daki yasalara göre, ülke topraklarında bulunan bir sanat eserinin 30 ay boyunca yurt dışına çıkartılmasına yasak getirilirken, ulusal müzelerin bu eserleri para ödeyerek satın almasına öncelik veriliyor. Söz konusu haberin basında yer almasının ardından akşam saatlerinde bir açıklama yapan Fransız Kültür Bakanlığı, söz konusu tabloyu satın almak için girişim başlattığını duyurdu. Barok stili resmin öncüsü sayılan, gölge ve ışığı çok iyi kullanmasıyla tanınan ünlü İtalyan ressam, 1571- 1610 yılları arasında yaşamış ve 39 yaşında hayata gözlerini yummuştu. Kaynak: Anadolu Ajansı 12 Nisan 2016 Salı

İstanbul Modern Sanatçı ve Zamanı koleksiyon sergisi sanat etkinlikleriSanatçı ve Zamanı Tarih: 1 Ağustos 2015- 31 Aralık 2016 Yer: İstanbul Modern

İstanbul Modern “Sanatçı ve Zamanı” adlı koleksiyon sergisi ile sanatçıların zaman fikri etrafında birey olarak kendilerini ve çalışmalarını nasıl konumlandırdıklarına odaklanıyor. Sergi, sanatçının zamanı ile toplumun, kültürün, doğanın ve evrenin zamanı arasında kurulan bağa ve hesaplaşmaya dair bir düşünce alanı öneriyor. Geçmişten geleceğe farklı zamanları, belirli ortak temalar çerçevesinde bir araya getiriyor. Sergi, sanatçıların kendi zamanlarını nasıl deneyimlediklerine, geçmişten gelip geleceğe akan zaman karşısında duydukları endişe ve hayal kırıklıklarına, iç zamanları ile başkalarının zamanları arasında kurdukları derin yakınlıklara işaret ediyor. Aynı zamanda sanat yapıtının, gelip geçicilik ve değişim karşısındaki yerine ve dönüşümüne karşı da bir tartışma zemini sunuyor. Sanat yapıtları hangi zamanların içinden geçerek şimdi, şu an izlediğimiz zamanın parçası olurlar? Başka yapıtlarla kurdukları zamansal ilişkinin anlamı nedir? Sanat yapıtları hangi koşullara direnerek veya parçası olarak gelecek zamana kalırlar? “Sanatçı ve Zamanı”, Türkiye’nin mihenktaşı düşünür ve edebiyatçılarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın (1901-1962) “ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında” sözlerini de bir çıkış noktası olarak belirliyor. Tanpınar’ın zaman fikri etrafında farklı coğrafyalardan sanatçıların geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki hesaplaşmalarına dair bir görünürlük sunuyor. Soyut sanatın farklı zamanlardaki karşılıklarını, sanat üretiminde malzeme ve atölyenin rolünü, peyzaj ve natürmort geleneğinden bugünün doğa algısına olan dönüşümü, kimlik arayışlarını, yüce ve tinsel olana karşı ilgiyi, varoluş sorgulamalarını, beden politikalarını, feminist yaklaşımları, yeni kent kültürünün dayattığı karmaşık sorunları, savaş, ölüm ve yıkım karşısında verilen mücadeleyi, su kültürü ve bir boğaz kenti olan İstanbul etrafında gelişen hayat hikayelerini ve Anadolu insanını tanıma çabalarını ortak duygular etrafında yan yana getiriyor. Tanpınar üzerinden sanatçıların zamanlararası varoluş serüvenlerine dair bir yol haritası sunan sergi, aynı anda farklı zamanları hayal edebildiğimiz bir çağda, Tanpınar’ın görüşlerinin kuşatıcı zenginliğini de hatırlatmak istiyor. Sanatçılar: Fahrelnissa Zeid, Aliye Berger, Semiha Berksoy, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Cihat Burak, Adnan Varınca, Avni Arbaş, Cafer Türkmen, Naile Akıncı, Aziz Albek, Nejad Melih Devrim, Neşet Günal, Gökşin Sipahioğlu, Adnan Çoker, Turan Erol, Ara Güler, Albert Bitran, Burhan Doğançay, Ömer Uluç, Erol Akyavaş, Yıldız Moran, Yüksel Arslan, Atilla Torunoğlu, Tülay Tura Börtecene, Devrim Erbil, Georg Baselitz, Mehmet Güleryüz, Hermann Nitsch, Sarkis, Nil Yalter, Neş’e Erdok, Burhan Uygur, Nur Koçak, Komet, Seyhun Topuz, Koray Ariş, Anselm Kiefer, Gülsün Karamustafa, Balkan Naci İslimyeli, Richard Wentworth, Tony Cragg, Richard Deacon, Azade Köker, Fatma Tülin, Şahin Kaygun, Erdağ Aksel, Kemal Önsoy, Barbara & Zafer Baran, William Kentridge, Canan Tolon, Coşkun Aral, İnci Eviner, Hüseyin Bahri Alptekin, Bedri Baykam, Handan Börüteçene, Tayfun Erdoğmuş, Julian Opie, İrfan Önürmen, Jennifer Steinkamp, Nuri Bilge Ceylan, Canan Dağdelen, Selma Gürbüz, Hale Tenger, Kutluğ Ataman, Mark Bradford, Aydan Murtezaoğlu, Manuel Çıtak, Gül Ilgaz, Merih Akoğul, Michael Raedecker, Pae White, Liam Gillick, Ekrem Yalçındağ, Vahap Avşar, Murat Germen, Mustafa Horasan, Ferhat Özgür, Ramazan Bayrakoğlu, Monica Bonvicini, Taner Ceylan, Olafur Eliasson, Doug Aitken, Ergin Çavuşoğlu, Margherita Manzelli, Gülay Semercioğlu, Murat Akagündüz, Haluk Akakçe, Hüseyin Çağlayan, Jennifer Allora & Guillermo Calzadilla, Ali Kazma, Servet Koçyiğit, Nuri Kuzucan, Şener Özmen, Vahit Tuna, Sterling Ruby, Tomas Saraceno, Fikret Atay, Cevdet Erek, Ebru Uygun, Elliott Hundley, Matt Saunders, Nilbar Güreş, Seçkin Pirim, Ali Alışır, Murat Pulat, Ardan Özmenoğlu, Burcu Perçin, Burcu Yağcıoğlu, :mentalKLINIK Kaynak: http://www.istanbulmodern.org/tr/sergiler/guncel-sergiler/sanatci-ve-zamani_1662.html

1 SANAT ÜRETENLER SANAT ÖĞRETENLER iş bankası sanat kibele sanat galerisiSANAT ÜRETENLER – SANAT ÖĞRETENLER Yer: İş Sanat Kibele Galerisi Tarih:10 Şubat – 9 Nisan

İş Sanat Kibele Galerisi, Cumhuriyet döneminde kurulan sanat eğitimi kurumlarında hocalık yapmış, bu alanda kuşakların yetişmesine katkı sağlamış, sanatsal üretimleri ve sanatçı kimlikleriyle de ön plana çıkmış değerli eğitimci ressamları iki bölümlük bir projede sanatseverlerle bir araya getiriyor. “Sanat Üretenler – Sanat Öğretenler” projesinin ilk bölümü olan seçki, 1932 – 1970 yılları arasında ülkemizde kurulmuş güzel sanatlar ve sanat eğitimi enstitülerinin fakülte ve akademilerinden mezun olmuş ve bu kurumlarda görev yapmış 70’e yakın eğitimci ressamı kapsıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında izlenen sanat politikaları sayesinde modern sanatın eğitim, uygulama ve izlenme alanları ülke geneline yayılmıştı. Pek çok şehirde açılan güzel sanatlar galerileri, genç eğitimci ressamlara verilen yurt dışı bursları, yaygınlaşan devlet resim ve heykel sergileri ile Türkiye’de sanat yükselen bir ivme kazanmıştı. “Sanat Üretenler – Sanat Öğretenler” sergi dizisi Türkiye sanatını şekillendiren gelenek ve çağdaşlık, doğu ve batı, biçim ve içerik, gerçekçilik ve soyutlama, toplumsallık ve bireysellik gibi eğilimleri ve sanatçıların yaklaşımlarını eğitimci sanatçıların üretimleri üzerinden izleme imkanı sunuyor. Sanatseverler bu seçkinin birinci bölümünde sanat eğitimi ve üretimi süreçlerinin ilk 40 yılına şahitlik etme fırsatı buluyor. Sergide, İş Bankası Koleksiyonu’nun yanı sıra Hacettepe Sanat Müzesi ve Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi koleksiyonları ile pek çok özel koleksiyondan 70 kadar sanatçının pentür ve özgün baskı türünde eserleri, Deniz Erbaş’ın küratörlüğünde sanatseverlere sunuluyor.

canakkale-Uluslararasi-Troia-Festivali-Afis-Yarismasi-basvurulari-grafik-bolumu-Uluslararası Troia Festivali’nin Afiş Yarışması Son başvuru tarihi 27 Mayıs 2016.

Bu yıl 53. kez düzenlenecek Uluslararası Troia Festivali’nin Afiş Yarışması için başvurular başladı. Barışın Kentinde barış misyonuyla harmanlanacak tasarımlar, yarım asrı aşkın bir süredir devam eden ve artık kent mirası haline gelen Festivalin hayat bulmasını sağlayacak. Bu yıl 53’cüsü düzenlenecek olan Uluslararası Troia Festivali’ni duyurma amaçlı düzenlenen afiş yarışmasının son başvuru tarihi 27 Mayıs 2016. Yarışma sonunda birinci seçilen tasarıma 7.500 TL, mansiyonlara ise 2.500 TL ödül verilecek. Çanakkale Belediyesi’nden yapılan açıklamada, yarışmaya ilişkin ayrıntılı bilgi, yarışma şartnamesinden veya Çanakkale Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nden edinilebileceği belirtildi. 53’cü Uluslararası Troia Festivali’nin Afiş yarışması için seçici kurulunda yer alan isimler ise şöyle; Yrd. Doç. Seyhan Boztepe / Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü Öğretim Üyesi, Yrd. Doç. Didem Çatal / Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü Öğretim Üyesi, Turgut Erentürk / GMK üyesi / YEKON Genel Sekreteri, Öğr. Göv. Geray Gencer / GMK Yönetim Kurulu Üyesi / Işık Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi, Öğr. Göv. Onur Gökalp / GMK Yönetim Kurulu Üyesi / Marmara Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Görevlisi, Mustafa Sevim / Troia – Tübingen Vakfı Başkanı, Blagoy Toprakidis / Çanakkale Belediyesi

Giorgio de Chirico dünyanin gizemi pera müzesi beşiktaş kabataşresim sergisiDünyanın Gizemi – Giorgio de Chirico Yer: Pera Müzesi Tarih:24 Şubat – 01 Mayıs 2016

Pera Müzesi, metafizik resim akımının öncüsü, 20. yüzyılın en sıra dışı sanatçılarından birini, Giorgio de Chirico’yu ilk kez Türk sanatseverlerle buluşturuyor. Roma, Giorgio ve Isa de Chirico Vakfı işbirliğiyle düzenlenen sergi, sanatçının yaklaşık 70 resim, 2 litografi serisi ve 10 heykeliyle kapsamlı bir içerik sunuyor. 1906-1909 yılları arasında Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördüğü dönemde, Nietzsche, Schopenhauer ve Otto Weininger gibi düşünürlerin metinlerinden, Arnold Böcklin ve Max Klinger’in sanatından etkilenen de Chirico “metafizik” üzerine yazıları ve yapıtlarıyla yüzyılın öne çıkan gruplarından gerçeküstücülerin de esin kaynağı oldu. Sanatçının 1909 tarihli en erken eserlerinden birini de içeren sergi, özellikle 1920’lerden 1970’lerin ortalarında son dönem yapıtlarına uzanan geniş bir seçkiden oluşuyor. İtalyan bir anne ve babanın oğlu olarak Yunanistan’da dünyaya gelen de Chirico (1888-1978), babası Evaristo de Chirico’nun doğduğu kent olan İstanbul’u eserleri aracılığıyla ziyaret edecek. Kaynak: http://www.peramuzesi.org.tr/

Mimar sinan üniversitesi Mimarlık fakiltesi İç Mimarlık Bölümü - sempozyum kursları mülakatlar“ MEKAN TASARIMINDA YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR“ Yer Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü Tarh:3-6 Mayıs 2016

5. Uluslararası İç Mimarlık sempozyumumuzun 3-6 Mayıs 2016 tarihleri arasında yapılması planlanmaktadır. Sempozyumun bu yılki ana teması “Mekan Tasarımında Yenilikçi Yaklaşımlar” olarak belirlenmiştir. Yenilikçilik temelinde yeniye açık olma tavrını temsil etmekle beraber yeni fikirlerin değer yaratacak sonuçlara ulaştırılma çabasının da genel ifadesidir. Durmaksızın ve hızını güngeçtikçe arttırarak değişen tasarım dünyasında, hiç olmamışın arayışındaki teknik, teknolojik ve estetik çabaların toplamının göstergesi durumundaki mekan ve mekan tasarımına katkıda bulunan, dolaylı dolaysız etkileşim içerisinde olan tüm endüstriler geçmişin yenilikçilik parametrelerini terkederek günümüzün beklentilerine cevap verecek bir yenilikçiliğin de tanımını yapmak durumundadır. Yenilikçilik; yeniye açık olmakla beraber, yeni fikirleri hayata değer katacak hale getirmek demektir. Durmaksızın değişen tasarım dünyası ve ilişkili tüm endüstriler bir şekilde mekanı kullanarak kendini son kullanıcıya yenilikçi yaklaşımlarıyla duyurmak durumundadır. Günümüzün iletişim teknolojileri ve sosyal değişim göz önüne alındığında verilmesi gereken karar; her bir sektörün kendi yenilikçilik tanımını mı yapacağı ya da bir başka yenilikçilik liderinin takipçisi mi olacağıdır? Günümüz dünyasının yenilikçilik anlayışı; rastlantısal buluşlar değildir… Planlı eylemler, sınanmış fikirler, üretimde ve kullanımda sıfır hata veren sonuçlara dayalı, kültürüne sadık ama evrensel veriler boyutunda üretilmiş ürünler günümüz yenilikçi ürünleridir. Ekonomik ve sosyal değişim-dönüşümlerin de etkisinde olan tasarım yenilikçilik adı altında kontrolsüz bir yozlaşma tehlikesini de taşımaktadır şüphesiz. Ancak günümüz iletişim mekanizmalarının en üst düzeyde kullanılması, ve kültürler arası diyaloğun sürdürülmesi bu türden bir yozlaşmanın da önünü kesecektir. Mekan tasarımında; köprüler kurularak oluşturulacak yenilikçi yaklaşımların sadece algısal boyutlarının değil aynı zamanda hukuki zeminde korunmasından, alt kültürlere yapması muhtemel etkilerin sosyolojik boyutuna, kullanılacak malzeme ve kullanım prensiplerinin ekolojik etkilerinden, sanal dünyadaki küresel iletişime etkisine kadar sınırsız sayıda uğraşı alanındaki perspektiflerle açılımlarının yapılacağı sempozyumumuzda şu alt başlıklar öncelik taşımaktadır: -Tasarım ve Tasarımcının Bağımsızlığı – Özgünleşebilme   – Gelenek – Gelecek İlişkisi    – Kültürel Perspektifte Yenilikçilik  – Yenilenmenin Önündeki Engeller – Sanayi, Üretim ve Yenilik Üçlüsü  – Sosyal Medya ve Yeni Mekan Algısı  – Teknoloji ve Melez Mekan (Siber Mekan, Hiper ve Sibernetik Mekan )   -Mekanın Felsefesi   – Yenilikçiliğin Sürdürülebilirliği – İnovatif Ekosistemler ve Dijital Ekosistemler alt başlıkları üzerinden ilişkilendirilen araştırma ve görüşlerin tartışmaya açılacak olması, tasarımcılar ve endüstriyel sektör açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. Daha önceki deneyimlere dayanılarak katılımcı sayısının akademisyenler, mimarlar odası ve içmimarlar odası mensupları başta olmak üzere yaklaşık 2500 kişi civarında olacağı öngörülmektedir. Sevgili Dostumuz; 3-6 Mayıs 2016 tarihinde düzenleyeceğimiz 5. Ulusulararası İç Mimarlık “MEKÂN TASARIMINDA YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR” sempozyumumuza katılım için gerekli şartlar aşağıda belirtilmiştir. KATILIM Sempozyuma katılım bildiri veya poster bildiri ile olacaktır. Katılımcılar sempozyum ön başvurularını ve bildiri özetlerinin gönderimini www.icmimarliksempozyumu.org web sitemizden online olarak yapacaklardır. Sempozyum ön başvurusu için belirlenen son tarih 1 Şubat 2016’dır. BİLDİRİ İLE KATILIM Sempozyumumuza katılım için gönderilen bildiri özetleri, sempozyum takviminde belirtilen tarihler içerisinde değerlendirilecektir. Kabul edilen başvuruların geniş formatlı özetleri kitaplaştırılacaktır. Ayrıca kurulumuz tarafından değerlendirilmeye alınıp seçilen bildiriler tam metin şeklinde ikinci bir uluslararası sempozyum kitabı olarak bastırılacaktır. Sempozyum için katılım ücreti 100€ (Yüz Euro) olarak belirlenmiştir. Katılım ücreti, özetlerin kabul tarihinden sonra web sitemizde ilan edilen hesaba yatırılacaktır. SEMPOZYUM TAKVİMİ: 1 Şubat 2016 : Son Özet Gönderim Tarihi  –   1-15 Şubat 2016 : Hakem Kurulu Değerlendirme Tarihi 15 Nisan 2016 : Tam Bildiri Metninin Son Gönderim Tarihi  – 3-6 Mayıs 2016 : Sempozyum Düzenlenme Tarihi BİLDİRİ ÖZETLERİ KABUL ŞARTLARI Bildiri Ana Başlığı : Arial, Bold 12 punto  –  Bildiri Metin : Arial Normal 11 punto Yazar Adı/Adları, Kurum ve İletişim Bilgileri : Arial Normal 10 punto  – Dipnot : Arial Normal 9 punto Bildiri özeti en az 500, en fazla 1000 kelime sayısı aralığında Türkçe ve İngilizce geniş özet formatında olmalıdır.. (Özet; amaç, kapsam, yöntem, sonuç ve anahtar kelimeleri mutlaka teşkil etmelidir.) Sayfa standardı A4, tek satır aralığı, yazı karakteri Arial ve 11 punto olarak belirlenmiştir. Sempozyumda bildiri dili Türkçe ve İngilizcedir. Sempozyumlar Düzenleme Kurulu Yrd. Doç. Dr. Saadet AYTIS…………..Başkan   –  Yrd. Doç. Osman ARAYICI  – Yrd. Doç. Şenay BODUROĞLU – Yrd. Doç. Işıl ÖZÇAM  – Yrd. Doç. Esin SARIMAN ÖZEN – Yrd. Doç. Özkal Barış ÖZTÜRK – Yrd. Doç. Didem BEDÜK TUNCEL Bilimsel Hakem Kurulu Prof. Dr. Sonay ÇEVİK – Prof. Rosie ELVIN – Prof. Dr. Eser GÜLTEKİN -Prof. İnci Deniz ILGIN – Prof. Dr. Naser KABASHI – Prof. Dr. Christoph KORNER  – Prof. Dr. Gül KOÇLAR ORAL  – Prof. Meltem Eti PROTO – Prof. Dr. Hasan ŞENER  – Prof. Dr. Gülay USTA  – Prof. Dr. Binak BEGAJ   – Prof. Dr. Onkar KULAR  -Doç. Banu APAYDIN – yrd. Doç. Dr. Ayşe Gamze ÖNGEN  -Dr. Uğur ÇAKIR Sempozyum Sekreteryası Arş. Gör Seval BERK   -Arş. Gör. Burcu KÖSE KHIDIROV  – Arş. Gör. Tolga KILIÇ  – Danışma Kurulu Mihnea Vieru  –  Maurizio Favetta  – Arben Sela  – Arion Kabashi  – Genc Fakurri  – Hana Nixha  – Besnik Shatri – Ljiljana Petroviç

Verimlilik Temalı Fikir ve Kısa Film Yarışması 2016 haberler ektinliklerVerimlilik Temalı Fikir ve Kısa Film Yarışması 2016 Son katılım tarihi : 01 Mayıs 2016 Yarışmanın Konusu

25 Nisan – 01 Mayıs 2016 tarihleri arasında Bakanlığımızca düzenlenecek “Verimlilik Haftası” etkinlikleri kapsamında, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik “Verimlilik Temalı Fikir ve Kısa Film Yarışması” düzenlenecektir. Yarışmaya “Verimlilik Temalı Fikir Yarışması” ve “Verimlilik Temalı Kısa Film Yarışması” olmak üzere iki kategoride başvuru yapılabilir. Fikirler ve Filmler aşağıdaki konu başlıklarından en az birini içermelidir: 1. Eğitimde, Öğretimde Verimlilik ve Yenilik: Eğitim sisteminin verimliliğini artırmaya yönelik öneriler, projeler, fikirler üretme, sorunları teşhis edip eğitim ve öğretimde yenilikçi çözümler geliştirme, 2. Zamanı Verimli Kullanmak, Birlikte Çalışabilirlik: Eğitimde ve günlük hayatta geçirilen zamanın verimli kullanılmasına ve bunun öğrencilerde bir alışkanlık ve tutuma dönüştürülmesine yönelik çözümler geliştirme, 3. Bilişim Teknolojileri ve İnternetin Verimlilik Amaçlı Kullanımı: Bilişim teknolojileri ve interneti eğitim aracı olarak bilinçli ve verimli kullanma, ders çalışmanın verimliliğine etkilerini öğrenme, amacı bilgi toplumu yaratmak, eğitimde teknolojiyi yararlı kılmak olan FATİH projesi kapsamında eğitim kurumlarında öğrenci ve öğretmenlerin kullanımına sunulan teknolojik donanım ve imkanların eğitimde verimlilik düzeyinin artırılması amacıyla kullanımı, 4. Enerjinin Verimli Kullanımı, Çevre Bilinci, Doğa Sevgisi: Öğrenci gözüyle doğanın güzelliklerini ve doğa-insan ilişkisini sergileme, çevre bilinci yaratarak sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunma, çevre koruma anlayışını harekete geçirme, enerjinin ve tüm kaynakların etkin ve verimli kullanımına katkıda bulunma, 5. Günlük Yaşamda Engelli Ortamların İyileştirilmesi: Toplumun engellilik konusunda farkındalığını artırma, engellilere yönelik tutum ve davranışları geliştirme, yaşamlarını kolaylaştıracak ve toplumsal yaşama katılmalarını sağlayacak önlemler alma, 6. Bilinçli Tüketici Olmak, İsrafın Önlenmesi, Tüketici Hakları: Bilinçli ve sürdürülebilir tüketicilik ile israftan kaçınma, tüketilenin çevre maliyetini düşünme, hakarama yollarını bilme,Yarışmanın Amacı – Öğrencileri, günlük hayatta karşılaştıkları olaylar karşısında gözlem yapmaya, yaşadıkları çevreye duyarlı bireyler olmaya, toplumsal sorumlulukları doğrultusunda tüketici duyarlılığına sahip olmaya teşvik etmek, – Öğrencilerin, tüketim alışkanlıkları ve ihtiyaçların doğa üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmak için küresel ısınma, iklim değişikliği ve benzeri çevre sorunları sarmalında yapacakları bilinçli tercihlerle çözümün parçası olmalarını sağlamak, – Öğrencilerin, engellilik konusunda bilinçlenmelerine katkıda bulunmak, – Öğrencilerin, okuyan, araştıran, düşünen, sorgulayan, sorun çözen, zihinsel ve sosyal becerilere sahip bireyler olarak yetişmesini sağlamak, – Öğrencileri, okuldaki başarılarına etki edecek, farkındalık yaratacak öneriler geliştirmeleri konusunda teşvik etmek, günlük hayatta ve okulda “Neleri daha iyi yaparak okul başarımızı ve eğitim verimliliğini artırabiliriz?” sorusuna yanıtlar aramalarını, doğru ve uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmelerini sağlamak, – Kişisel gelişmeyi özendirmek ve bu amaç doğrultusunda onlara yardımcı olmak. Yarışmanın Hedef Kitlesi Yarışmaya Türkiye genelinde resmi ve özel tüm ortaokulların (5, 6, 7 ve 8. sınıf) öğrencileri ile lise ve dengi okulların (9, 10, 11 ve 12. sınıf) öğrencileri katılabilirler. Düzenleyen Kurum VERİMLİLİK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Yarışmanın Şartları “Verimlilik Temalı Fikir Yarışması” İçin; – Yarışmaya bireysel olarak katılım sağlanacaktır. – Her bir yarışmacı yalnızca 1 adet fikir/öneri ile katılabilir. – Yarışmaya sunulan fikir yeni ve özgün olmalı ve bu Şartnamenin “Yarışmanın Konusu” başlığı altında belirtilmiş olan konularla uyumlu olmalıdır. – Yazılı metin, normal sayfa (A4) boyutunda, bilgisayarda, 1.5 satır aralığıyla, üç (3) sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır. – Yarışmacıların http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr adresindeki katılım formunu doldurup yazılı metin ile birlikte siteye yüklemeleri veya katılım formunu doldurup yazılı metin ile birlikte yarisma@verimlilikhaftasi.gov.tr e-posta adresine göndermeleri gerekmektedir. – Siyasi amaçlara hizmet eden, sakıncalı ve zararlı ifadeler içeren, genel ahlak kurallarına uymayan, hakaret içeren ve ne amaçla olursa olsun firma adı kullanılan eserler yarışma dışı kalacaktır. – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı personelinin birinci derece yakınları yarışmaya katılamazlar. – Yarışmaya katılan öğrenciler bu şartları kabul etmiş sayılır. “Verimlilik Temalı Kısa Film Yarışması” İçin; – Yarışmaya bireysel olarak katılım sağlanacaktır. – Her bir yarışmacı yalnızca 1 adet kısa film çalışması ile katılabilir. – Yarışmaya katılacak kısa filmlerin süresi 5 dakikayı geçmemelidir. – Yarışmaya sunulan kısa filmde işlenecek tema bu Şartnamenin “Yarışmanın Konusu” başlığı altında belirtilmiş olan konularla uyumlu olmalıdır. – Yarışmaya herhangi bir teknik formatta çekilmiş kısa filmler başvurabilir. Cep telefonu veya video kamera ile kaydedilecek filmlerin, gösterime uygun resim ve ses kalitesi taşıması gereklidir. Teknik kalitesi çok düşük olan filmler değerlendirme dışı bırakılacaktır. – Kurgulu kısa filmler ile doğaçlama ile kaydedilmiş (normal akışında gerçekleşen bir olayın çekimi) filmlerin kurgusu veya olay anlatımı (senaryo veya olay gözlemi) özetlenerek yazılacaktır. – Yazılı metin, normal sayfa (A4) boyutunda, bilgisayarda, 1.5 satır aralığıyla üç (3) sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır. – Yarışmacıların http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr adresindeki katılım formunu doldurmaları; kısa film çalışmalarını ve yazılı kurgu metnini http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr adresindeki katılım formunun içinde yer alan bulut bilişim erişim hizmetlerine (örneğin; onedrive, google drive, dropbox vb.) ait link aracılığıyla veya bir adet CD’ye kaydederek katılım formu ile birlikte posta aracılığıyla göndermeleri gerekmektedir. – Siyasi amaçlara hizmet eden, sakıncalı ve zararlı ifadeler içeren, genel ahlak kurallarına uymayan, hakaret içeren ve ne amaçla olursa olsun firma adı kullanılan eserler yarışma dışı kalacaktır. – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı personelinin birinci derece yakınları yarışmaya katılamazlar. – Yarışmaya katılan öğrenciler bu şartları kabul etmiş sayılır. Esere Ait Haklar – Eserlerin, daha önce herhangi bir yarışmaya katılmış olması bu yarışmaya katılmasına engel teşkil etmez. Ancak ödül alan eserler bu yarışmaya katılamaz. – Yarışmaya gönderilen eserlerdeki özgün olmayan metin, görüntü, müzik, vb. kullanımlarından doğacak her türlü telif hakkı, yarışmacının sorumluluğundadır. Bu kapsamda doğacak hukuki sorumluluk yarışmacıya aittir. – Yarışmaya katılan eserler, “Verimlilik Temalı” her türlü mecrada Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ticari olmayan amaçlarla eğitim/tanıtım vb. faaliyetlerde kullanılabilir. – Yarışmaya gönderilen eserin alıntı ve/veya çalıntı olmasından doğabilecek her türlü yasal sorumluluk yarışmacıya aittir. Böyle bir durumun ortaya çıkması halinde, ilgili eser yarışma dışı bırakılır. Tespit yarışmadan sonra yapılır ise eser sahibi ödüllendirilmiş olsa dahi ödülü geri alınır. – Yarışmacı, dereceye giren eserin kullanım haklarını isminin kullanılması şartıyla Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına verdiğini peşinen kabul eder. Buna bağlı olarak gerek Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’nu, gerekse diğer ilgili mevzuat gereğince yarışmaya gönderdiği eserinin/eserlerinin çoğaltma, işlenme, yayma, temsil, umuma iletim, faydalanma vb. umuma arzda gerekli bilumum haklar için Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına izin/muvafakatname verdiğini kabul eder. Bu şekilde kullanılan eserler için, eser sahibi verdiği izini sonradan kesinlikle geri almayacağını ve eserin yukarıdaki şekilde kullanılmasını men etmeyeceğini veya bu izin/muvafakatname için herhangi bir telif hakkı veya maddi, manevi talepte bulunmayacağını, gayri kabili rücû kabul, beyan ve taahhüt eder. Başvuruların Değerlendirilmesi – Yarışmacıların eserlerini son başvuru tarihine kadar yarışma şartlarında belirtilen şekilde göndermeleri gerekmektedir. Son başvuru tarihinden sonra tarafımıza ulaşan eserler değerlendirmeye alınmayacaktır. – Yarışmaya aynı eserlerin katılması durumunda, ilk gönderilen eser değerlendirilmeye alınacaktır. – Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulacak Seçici Kurul (Yarışma Yürütme Komisyonu) yarışmaya katılan eserleri değerlendirerek ödül almaya hak kazananları belirleyecektir. Yapılan değerlendirmede şartnameye uymayan eserler elenecektir. Ödüle layık eser bulunup bulunmaması Seçici Kurulun (Yarışma Yürütme Komisyonu) takdirindedir. Ödüller ve Ödül Töreni – İki kategoride olmak üzere verimlilik temalı 3 fikir ve 3 kısa film ödüllendirilecektir. Dereceye giren öğrencilere ödülleri, 25 Nisan – 01 Mayıs 2016 tarihleri arasında kutlanacak “Verimlilik Haftası” kapsamında Ankara’da düzenlenecek ödül töreninde sunulacaktır. – Ödüllendirme aşağıdaki şekilde yapılacaktır: – Birincilik Ödülü: 1 adet dizüstü bilgisayar – İkincilik ödülü: 1 adet tablet bilgisayar – Üçüncülük Ödülü: 1 adet cep telefonu – Dereceye giren ve ödül törenine katılmak üzere Ankara dışından gelen öğrencinin ve yanında refakatçi olarak bulunan öğretmeninin (bir kişi) veya velisinin (bir kişi) konaklama ve ulaşım giderleri Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacaktır. Yarışma Takvimi Eserlerin Gönderimi İçin Son Tarih: 25 Mart 2016 Eserlerin Değerlendirilmesi: 28 Mart – 08 Nisan 2016 Değerlendirme Sonuçlarının Açıklanması: 11 Nisan 2016 Ödül Töreni: 25 Nisan 2016 İletişim Bilgileri Detaylı Bilgi ve Başvurularınız İçin; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Verimlilik Genel Müdürlüğü, Gelibolu Sokak No:5, Kavaklıdere 06690 ANKARA Tel: 0312 467 55 90/266 – 336 e-posta: yarisma@verimlilikhaftasi.gov.tr

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 35. İstanbul Film35. İstanbul Film Festivali

Vakıftan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 12. kez Akbank’ın desteğiyle gerçekleştirilen festivalde, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filmin gösterilecek. Jüri ve izleyici karşısına çıkacak filmlere ödülleri, 15 Nisan’da Uniq İstanbul’da düzenlenecek törende verilecek. Festivalin bu yılki Sinema Onur Ödülleri, dün akşam hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın yanı sıra oyuncu Suzan Avcı, yapımcı Şeref Gür, oyuncu Perran Kutman ve seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm’e takdim edilecek. İKSV’nin açıklamasında, “Usta yönetmen Ülkü Erakalın’ı kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyiz. 200’e yakın filmiyle Yeşilçam’ın en üretken yönetmenlerinden olan Ülkü Erakalın, bu yılki festivalin Sinema Onur Ödülü sahiplerindendi. Sinemamıza ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz” ifadeleri kullanıldı. AA stanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Festival, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine, konserlerden özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşatacak. 35. İstanbul Film Festivali’nin, 14 Mart Pazartesi akşamı Soho House İstanbul’da gerçekleştirilmesi planlanan basın toplantısı, Ankara’da yaşanan terör saldırısı nedeniyle iptal edildi. Üzüntülerini dile getiren İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve İstanbul Film Festivali Direktörü Kerem Ayan, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa dileklerini ilettiler. Festival filmleri 10 salonda sinemaseverlerle buluşacak Başladığından bugüne bağımsız sinemaları destekleyen İstanbul Film Festivali’nin bu yılki gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas, Beyoğlu ve Fitaş (iki salon) sinemaları, Akbank Sanat, İtalyan Kültür Merkezi, Ortaköy’de Feriye Sineması, Kadıköy’de Rexx Sineması (iki salon) ve İstanbul Modern Sinema olmak üzere 10 salonda yapılacak. Festival gösterimleri 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30 seanslarının yanı sıra artık festivalin gelenekselleşen geceyarısı gösterimleri Cuma ve Cumartesi geceleri Atlas ve Rexx sinemalarında 24.00 seanslarında yapılacak. Festival bu yıl İstanbul’un farklı semtlerine de yayılıyor İstanbul Film Festivali gösterimleri bu yıl İstanbul’un iki yakasına da yayılıyor. Festivalin son hafta sonunda, 16 ve 17 Nisan tarihlerinde, programdan bir seçkiyle Sultangazi’de Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi ve Maltepe’de Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gösterilecek. Festivalin yeni bölümleri 35. İstanbul Film Festivali Akbank Galaları, Yıllara Meydan Okuyanlar, Dünya Festivallerinden, Genç Ustalar, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge, Antidepresan, Çocuk Mönüsü, Geceyarısı Çılgınlığı gibi klasikleşmiş bölümlerinin yanı sıra bu yıla özel bölümlerde gösterimler gerçekleştirecek. • Musikişinas: Festival bu yıl ruhunu müzikle doyuranlar için yepyeni bir bölüm sunuyor. Müziği hayatlarının ayrılmaz bir parçası kılanların hikâyelerinin bir araya toplandığı 8 film Musikişinas bölümünde izleyiciyle buluşacak. • Gömülü Hazineler: Festivalin bu yıl çok ses getirecek yeni bölümlerinden Gömülü Hazineler, sinema tarihinin varlığı az bilinen, yasaklanmış, kaybolmuş, yıllar boyu izleyici karşısına çıkmamış veya literatürde adından hak ettiği kadar bahsedilmemiş filmleri gömülü olduğu yerden gün ışığına çıkartacak. Alkan Avcıoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği bölüm kapsamında geç keşfedilen veya restore edilen kopyasıyla izleyici karşısına ilk kez çıkmaya hazırlanan 4 film beyazperdede meraklılarıyla buluşacak. • Işığın Peşinde: 70’ler Amerikan Avangard Sineması: İstanbul Film Festivali, deneysel sinemaya da hak ettiği alanı açmak için bu özel türün başlangıçlarına doğru yol alıyor ve 70’li yıllarda en verimli zamanlarını geçiren Amerikan avangard sinemasının öncü isimlerinin filmlerini bir araya getiriyor. Burak Çevik küratörlüğünde hazırlanan bölümde Stan Brakhage, Michael Snow, Ken Jacobs, Robert Breer, Hollis Frampton, Ernie Gehr, Jonas Mekas, Stan Van Der Beek, Jerome Hill, James Benning gibi ustaların filmleri, Türkiye’de ilk defa 35. İstanbul Film Festivali’nde, çekildikleri orijinal formatları olan 16mm kopyalarından, İstanbul Modern Sinema’da izleyicilerle buluşacak. • Otto Preminger: Bir Yönetmenin Anatomisi: İstanbul Film Festivali, sinema tarihinin en özgün, en bağımsız ve en yaratıcı yönetmenlerinden Otto Preminger’i, ölümünün 30. yıldönümünde, 10 önemli filminin yer aldığı özel bir bölümle anıyor. “Kara film” türünü başlatan, “Korkunç Otto” gibi lakaplarla anılan, sınırları zorlayan ve tartışmalara konu olan, filmlerinde tabulara yer veren Otto Preminger’i tanıma ve filmlerini yıllar sonra da olsa büyük ekranda görebilme fırsatı yaratacak bu özel seçki için, daha önce İstanbul Film Festivali’nin birçok özel bölüm ve etkinliğine afiş hazırlayan usta tasarımcı Yurdaer Altıntaş tarafından özel bir afiş de tasarlandı. Festival bu yıl da çocukları unutmadı 35. İstanbul Film Festivali minik takipçileri için bu yıl iki Fransız filmini Çocuk Mönüsü kapsamında çocuklar ve aileleriyle buluşturuyor: Simon Rouby’nın Avrupa Film Akademisi ödüllerinde aday olan canlandırma filmi Adama ve Comtesse de Segur tarafından 1850’lerde yazılan kitaptan uyarlanan kahkaha dolu Sophie’s Misfortunes / Talihsiz Sophie. Festivalin konukları İstanbul Film Festivali bu yıl da ağırlayacağı birçok konuk yönetmen ve oyuncuyu festival izleyicileriyle buluşturmaya devam ediyor. Festivale katılacak oyuncu ve yönetmenler, filmlerinin gösterimlerinden önce sinemalarda sunumlar yapacak ve gösterim sonrasında da izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. – Altın Lale Uluslararası Yarışma jürisinin başkanlığını üstlenen ve Akbank Galaları bölümünde Çete / El Clan filmi gösterilecek yönetmen Pablo Trapero ve oyuncu eşi Martina Gusman; – Chevalier / Şövalye filminin oyuncuları arasında yer alan, Yunanistan’ın pop starlarından Sakis Rouvas; – Musikişinas bölümünde izleyiciyle buluşacak As I Open My Eyes / Tam Gözlerimi Açarken filminin yönetmeni Leyla Bouzid; – Sundance’te En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Belgica’nın yönetmeni Felix van Groeningen; – Kolombiya’nın tarihteki ilk Oscar adayı filmi Embrace of the Serpent / Yılanın Kucağında’nın yönetmeni Ciro Guerra’nın – 10 yıl önce festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde Radikal Halk Ödülü ve FIPRESCI Ödülü’nü kazanan Lucille Hadzihalilovic, – Dört yıl önce La demora / Gecikme ile Altın Lale için yarışan, yeni filmi A Monster With A Thousand Heads / Bin Başlı Canavar ile Uruguay asıllı Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá ve senaryo yazarı Laura Santullo; – Crulic / Öteki Tarafa Yolculuk adlı canlandırma belgeseliyle 2012’de FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması Jüri Özel Ödülü’nü kazanan, son filmi The Magic Mountain / Sihirli Dağ ile festivalin konuğu olacak Anca Damian, – Berlin Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Ayı’yı kucaklayan Fire at Sea / Denizdeki Ateş filminin yönetmeni Gianfranco Rosi; – Filistinli kadınların işgal altındaki yaşamlarını ele alan filmi 3000 Nights / 3000 Gece programda yer alan, yönetmen Mai Masri festivalin konukları arasında olacak. Festivalde söyleşiler, paneller, sinema dersleri… 35. İstanbul Film Festivali, film programıyla olduğu kadar söyleşiler, paneller ve sinema dersleriyle de yoğun bir etkinlik programı sunacak. Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanı oyuncu Müjde Ar bir söyleşide sinemaseverlerle bir araya gelirken Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanı yönetmen Pablo Trapero da bir sinema dersi verecek. Festivalin bu yılki özel bölümlerinden Işığın Peşinde: 70’ler Amerikan Avangard Sineması küratörü Burak Çevik ve yönetmen Herb Shellenberger, deneysel sinema üzerine bir panel gerçekleştirecek. Bu yılın özel retrospektif bölümü Otto Preminger: Bir Yönetmenin Anatomisi paralelinde Otto Preminger sineması üzerine sinema yazarı Nil Kural ve Edinburgh Film Festivali direktörü Chris Fujiwara bir söyleşi gerçekleştirecek. Ayrıca yönetmen Emel Çelebi ve Güliz Sağlam Türkiye’de belgesel yapımı üzerine, video sanatçısı Ali Kazma ise video sanatı üzerine birer panel gerçekleştirecek. Festival etkinlikleriyle ilgili güncel bilgileri film.iksv.org adresinden takip edebilirsiniz. Festival konserleri Hem görsel hem de işitsel olarak büyüleyici müzik performanslarının peş peşe sıralandığı, Nijer yapımı Color Of Blue With a Little Red in It / İçinde Biraz Kırmızı Olan Mavi Renkte Yağmur filminin yıldızı Mdou Moctar festival kapsamında bir konser verecek. Geleneksel Tuareg müziklerine deneysel yaklaşımıyla dünya çapında ün kazanan gitarist, şarkıcı ve besteci Mdou Moctar 9 Nisan Cumartesi gecesi Salon İKSV’de olacak. As I Open My Eyes / Tam Gözlerimi Açarken filminde anne rolünde etkileyici bir oyunculuk sunan Tunuslu şarkıcı Ghalia Benali, festival kapsamında bir de konser veriyor. Arap dünyasının en şaşırtıcı seslerinden biri olarak övülen ve Arap halk ezgileriyle geleneksel caz formlarını çağdaş chillout ve klasik Hint müziğiyle harmanlayan Ghalia Benali, 12 Nisan Salı akşamı Salon İKSV’de olacak. http://www.verimlilikhaftasi.gov.tr

PORTAKAL ÇİÇEĞİ SANAT KOLONİSİ Engelli Öğrencilere Yönelik Türkiye Geneli Resim Yarışması güzel sanatlar liselerinePORTAKAL ÇİÇEĞİ SANAT KOLONİSİ Engelli Öğrencilere Yönelik Türkiye Geneli Resim Yarışması Şartnamesi son teslim tarihi 31 Nisan 2016

Portakalçiceği Sanat Kolonisi, ülkemizde sanat ve sanatsal faaliyetlere 7 yıldır sağlamakta olduğu desteğe, 3 yıldır çocuklarımızı da eklemiş, Türkiye genelindeki resmi ve özel bütün İlkokul, Ortaokul, Lise, Güzel Sanatlar Liseleri ve Özel Eğitim Kurumları öğrencileri arasında resim yarışması düzenlenmiştir. Ancak, 2016 yılı içerisinde düzenleyeceğimiz resim yarışması yalnızca, engelli öğrencilere yönelik (bedensel engelli, dil ve konuşma güçlüğü destek eğitimi ihtiyacı olan, görme engelli, işitme engelli, özel öğrenme güçlüğü bulunan yaygın gelişimsel bozuklukları bulunan, zihinsel engelli, down sendromlu, otistik ve herhangi bir engelinden dolayı destek eğitimine ihtiyacı olan) bünyesinde eğitim alan öğrencilerimiz arasında yapılacaktır. Yarışma, aşağıda belirtilen maddeler doğrultusunda uygulanacaktır. YARIŞMA ŞARTNAMESİ 1. AMAÇ Geleceğimiz olan öğrencilerimizin, hayallerini istedikleri gibi özgürce resmetmeleridir. Doğal ortamlarda çeşitli sanat, çevre ve sosyal etkinlikler düzenleyen PORTAKAL ÇİÇEĞİ SANAT KOLONİSİ ve DOĞAPARK Ülke genelinde eğitim gören ve özel eğitime ihtiyaç duyan bu çocuklarımızın sosyalleşmeleri, kendilerini ifade edebilmeleri ve özgüvene sahip bir birey olabilmelerine yönelik böyle bir yarışma düzenleyerek, çocuklarımızda var olan sanatsal potansiyelin ortaya çıkartılmasına katkıda bulunmak, resim sevgisi aşılamak ve onların daha mutlu olabilmeleri için farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle Yönetim Kurulu kararı ile bu tür bir yarışmayı başlatma kararı alınmış ve bu yıl üçüncüsü düzenlenmiştir. 2. KAPSAM Bu özel şartname; amacı, konusu, teması, hedef kitlesi, katılım şartları, başvuru, değerlendirme kurulu, yarışma takvimi, ödüller ve diğer hükümlerle ilgili esas ve usullerini kapsar. 3. KONU Serbest. 4. TEMA Çocuklarımız Özgürce İstedikleri Resmi Yapsın. 5. YARIŞMAYA KATILACAK HEDEF KİTLE Bedensel engelli, dil ve konuşma güçlüğü destek eğitimi ihtiyacı olan, görme engelli, işitme engelli, özel öğrenme güçlüğü bulunan yaygın gelişimsel bozuklukları bulunan, zihinsel engelli, down sendromlu, otistik ve herhangi bir engelinden dolayı destek eğitimine ihtiyacı olan Türkiye geneli resmi ve özel, Özel Eğitim Kurumları, Kaynaştırma Sınıfları ve diğer okullarda eğitim alan engelli tüm bireyler. Yarışmaya gönderilecek eserlerde aranacak şartlar: – Resim kağıdına yapılacak çalışmalar 35×50 cm . Paspartu olmamalıdır. – Malzeme seçimi serbesttir. – Resimler iki mukavva arasına yerleştirilip yollanmalıdır. Katlanarak veya rulo yapılarak yollanan ve şartname dışı ölçülerde resimler değerlendirmeye alınmayacaktır. Resimlerin arka yüzünün sağ üst köşesine öğrencinin; – Adı ve Soyadı : – Doğum Tarihi : – Okulunun Adı, İli, İlçesi : – Öğrencinin Sınıfı ve Numarası : – Öğrencimizin Engeli : – Okulunun Telefon Numarası : – Okul Müdürünün Adı Soyadı GSM No : – Resim Öğretmeninin Adı ve Soyadı : – Resim Öğretmeninin İletişim Bilgileri : yazılmalıdır. Yarışmaya gönderilecek resimlerin daha önce düzenlenen benzer yarışmalarda dereceye girmemiş olması gerekmektedir. 6. BAŞVURU Resimler öğrenciler tarafından okul müdürlüklerine teslim edilecektir. Okul müdürlükleri toplanan resimleri paketleyerek başvuru adresine, en geç 31 NİSAN 2016 tarihine kadar elden ya da kargo ile göndereceklerdir. Önemlidir: Resimler iki mukavva arasına yerleştirilip yollanmalıdır. Katlanarak veya rulo yapılarak şartname kurallarına uymayan resimler değerlendirmeye alınmayacaktır. Okul müdürlükleri yolladıkları tüm resimlerin bir listesini resimlerle birlikte yollayacaktır. Bu listede resmin arkasında olması gereken tüm bilgiler olmalıdır. ESERLERİN GÖNDERİLECEĞİ ADRES: PORTAKALÇİÇEGİ SANAT Portakal Çiçeği Rezidans Aziziye Mah. Pak Sok. No:1 Portakal Çiçeği Vadisi, Aşağı Ayrancı, Çankaya / ANKARA TEL: 0 312 442 11 08 *Tüm resimler Portakal Çiçeği’nin koleksiyonunda kalacaktır. Yarışma ile ilgili tüm detay ve sorularınızı yarısma@portakalcicegi.org ve hkorpi@portakalcicegi.org adresine e-mail göndererek öğrenebilirsiniz. 7. DEĞERLENDİRME KURULU 1. Ahmet ŞAHİN Portakal Çiçeği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı 2. Ahmet YEŞİL Ressam / Sanatcı 3. Akdoğan TOPAÇLIOĞLU Ressam / Sanatçı 4. Bedri BAYKAM UPSD ve Dünya Uluslararası Sanat Dernekleri Başkanı 5. Bubi Sanatçı / Psikoloji ve Antropoloji Bölümü mezunu 6. Deniz SEFERBEYOĞLU Sanat Tarihçisi 7. Denizhan ÖZER Küratör 8. Devrim ELBİR Ressam, sanat eğitimcisi ve öğretim üyesi 9. Hakan ESMER Ressam / Sanatçı 10. Hakan KÖRPİ Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi CEO 11. M.Zülküf ÖNAL Profosör Dr . Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı 12. Muhammet ÇAKMAK İlahiyat Profosörü Sosyolog 13. Nur SARIYER Koleksiyoner 14. Nurdan LİKOS Ressam ve Resim öğretmeni 15. Öznur GÖKKAYA Yardımcı Doçent / Kocaeli Üniversitesi Rektör Danışmanı 16. Sadettin HÜLAGÜ Prof. Dr / Kocaeli Üniversitesi Rektörü 17. Zahit BÜYÜKİŞLEYEN Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölüm Başkanı 18. MEB tarafından görevlendirilecek Özel Eğitim kurumlarında görevli bir resim Öğretmeni 19. MEB tarafından görevlendirilecek Özel Eğitim kurumlarında görevli bir Eğitimci (Değerlendirme Kurulu listesi isme göre alfabetik sıra ile yazılmıştır.) 8. YARIŞMA TAKVİMİ Resimlerin yarışma adresine son teslim tarihi 31 NİSAN 2016 ‘dir. Bu tarihten sonra postaya verilmiş ve gönderilmiş olanlar kabul edilmeyecektir. Sonuçlar 30 HAZİRAN 2016’de web sayfamızdan ve Facebook sayfalarımızdan duyurulacaktır. 9. ÖDÜLLER Özel Eğitim Kurumlarından derecelendirmeye giren 50 öğrenci Öğretmenleriyle birlikte 5 gün Sapanca da ki Doğapark Sanat Çiftliğinde ağırlanacak ve Doğa Hayvan ve Sanat sevgisi aşılanarak burada özel hocalarımız desteğinde resim yapacak ve daha da sosyalleşeceklerdir. Bu organizasyonun tüm masrafları (Konaklama Yeme İçme ve 5 günlük süreçteki tüm giderler ) Portakal Çiçeği tarafından karşılanacaktır. Kamp Tarihi: Ağustos ayının ilk haftasıdır. Kamp süresince Resim ve Heykel eğitimleri alacak olan öğrencilerimize hayvan sevgisi aşılanacak, ağaç dikimi yaptırılacak ve burada yapılan eserlerden bir sergi açılacaktır. Gün içinde farklı ve özel yeteneklerine göre eğlenceler düzenlenecek olup, İstanbul gezisi ile hayvanat bahçesi ve farklı yerlere gidilecektir. Öğrencilerimiz bu kampa öğretmenleri ile birlikte gelecektir. Beraberinde öğretmeni olmayan öğrenci üzülerek ifade etmeliyiz ki kamp hakkını başka bir öğrenciye devretmiş sayılacaktır. Resim öğretmeninin gelememesi durumunda okuldan yetkili kılınacak ve öğrencimizin sorumluluğunu alacak başka bir eğitimci öğretmen beraberinde gelebilir. 10. DİĞER HÜKÜMLER Dereceye giren resimlerin her türlü yasal kullanım hakları ve telif hükümleri Portakal Çiçeği Sanat Galerisi Yönetimine devredilmiş olacaktır. Yarışmaya gönderilen resimler yarışmacılara iade edilmez. Bu özel şartnamede açıklanmayan konular ancak PORTAKAL ÇİÇEGİ SANAT KOLONİSİ’nin duyuracağı ilgili maddeler esasınca uygulanır. Yarışmaya katılanlar, bu özel şartnamedeki hükümleri kabul etmiş sayılırlar. *BU YIL DÖRDÜNCÜSÜ DÜZENLENEN YARIŞMAMIZIN 1. 2. VE 3. YILLARINA AİT TÜM RESİMLERİ, FOTOĞRAFLARI, DOĞAPARKI, İSTANBUL’DAKİ BULUŞMALARIMIZI, SERGİMİZİ VE KATALOĞUMUZU HTTPS://WWW.FACEBOOK.COM/PORTAKALCİCEGİ.SANATKOLONİSİ ADRESİNDEKİ ALBÜMLER KISMINDAN İNCELEYEBİLİRSİNİZ. NOT: Bu proje tamamen çocuklarımıza ve geleceğin sanatçı adaylarına destek olmak adına sosyal sorumluluk projesidir. Şirketlerimiz ve bünyemizde ticari faaliyet gösteren hiç bir kuruluşumuzun çocuklarımıza yönelik bir ürün satışı ve pazarlaması yoktur. Hakan KÖRPİ CEO 0545 552 8 552 yarisma@portakalcicegi.org

4.İstanbul Çocuk Bienali cocuk sanat etkinlikleri4.İstanbul Çocuk Bienali

19 Nisan’da Başlıyor

Bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali 19 Nisan ile 23 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek. İstanbul’un farklı mekanlarında çocukların yarattığı eserlerin sergileneceği bienal için müzik ve sahne sanatları ile ilgili başvuru süreci devam ediyor. Türkiye’den ve dünyanın farklı bölgelerinden her yaştan çocuğun eserlerinin sergileneceği bienalde, görsel sanatlar için başvuru süreci sona erdi. Ancak müzik ve sahne sanatları ile ilgili başvurular, 1 Mart’a kadar devam edecek. 19 Nisan 2016’da başlayacak olan bienal, 23 Mayıs 2016 tarihine kadar devam edecek. İki yılda bir düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek olan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin bu yılki teması “Uyandırma Servisi” olacak. Bienal Atölyeleri: Know How Çanakkale Çocuk Bienali ile birlikte, Türkiye’nin en büyük çocuk bienalleri arasında yer alan ve iki yılda bir defa düzenlenen İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali kapsamında düzenlenecek olan atölyeler ile yurt içinden ve yurt dışından sanat ve eğitim alanında fark yaratan kişi ve kurumlar, öğretmen, öğrenci ve velilerle buluşacak. Bienalin Know How bölümü olan atölye çalışmaları kapsamında, çocuklar akademisyen, sanatçılar ve uzmanlar eşliğinde; baskı, stop motion, dram, hikaye anlatıcılığı, edebiyat atölyeleri gibi farklı disiplin ve sanat alanlarında bilgi alacak. Bienal Performansları 4.İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali kapsamında, İstanbul’un kalabalık alanlarında çocuklar canlı performans sergileyecek. İstanbul Taksim Meydanı ve Kadıköy’de düzenlenecek olan performans etkinliklerinde çocuklar müzik ve dans performanslarıyla izleyiciler ile buluşacak. Konferans Panel ve Söyleşiler İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali kapsamında, yetişkinlere yönelik çalışmalar da yapılacak. Konferans, panel ve söyleşiler, bienal boyunca öğretmen, ebeveyn, eğitimci, sanatçı ve diğer katılımcıların yer aldığı izleyicilerle buluşacak. 19 Nisan ile 23 Mayıs 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 4. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali kapsamında, yurt içi ve yurt dışından bienale katılan binlerce çocuğun eserleri İstanbul’un farklı mekanlarında izleyicilerle buluşacak. Tarih: 5 Kasım 2015, Perşembe Yer ve Saat: 10:00 İkram (Tünel Altı Restoran) 10:30 Toplantı (Beyoğlu Belediyesi Galeri Salonu) Toplantı Akışı: Konuşmalar Bienal Sunumu Öğrenci Performansları Soru & Cevap

goethe-enstitusu-izmir-subesi-dokunulabilir-matematik-temali-etkinlik-ile-matemetigi-sevdirecekDünyada 1,5 Milyon Kişinin Ziyaret Ettiği Sergi İzmir‘de

Tarih :13- 28 nisan

Goethe Enstitüsü İzmir Şubesi dünyanın bir çok ülkesinde sergilenen „Dokunulabilir Matematik“ sergisi ile 8 yaşından büyük tüm bireylere matematiği eğlendirerek öğretmeyi amaçlıyor. 13 – 28 Nisan tarihleri arasında Konak’ta bulunan Resim ve Heykel Müzesinde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek olan sergi, tüm bilimlerin en soyut yanlarını duyularla algılanabilir şekilde ortaya koymakta ve matematiği – ön bilgisi olmasa da – tüm yaş grupları için anlaşılabilir kılmaktadır. DÜNYADA 1,5 MİLYON KİŞİNİN ZİYARET ETTİĞİ SERGİ İZMİR‘DE Goethe Enstitüsü İzmir şubesi, Eğitim İşleri Müdürü Claudia Adam Cevizoğlu yaptığı açıklamada; “Tüm deneylerimiz matematikle oyunlara dayalı bir ilişki kurmak üzerinedir. Sergi dolaysız şekilde şaşırmaya ve düşünmeye teşvik etmektedir. İnsan kendisine „Bu neden böyle ?“ diye soruyor, hemen akabinde kendisine ilk cevapları veriyor ve böylece olguların ardındaki mantığı buluyor. Sergi elle, akıl ve kalp ile anlamaya ve okullardaki matematik dersleri için de yeni ilhamlar vermeye yöneliktir. Ziyaretçiler puzzle yapacak, köprüler kuracak, bulmaca oyunlarında kafa patlatacak, bilye yarışı izleyecek, olağanüstü güzel sabun zarları oluşturacaklar ve bunların yanısıra matematik ile uğraşacaklar. Partnerimiz olan Gießen’deki Mathematikum dünyadaki ilk uygulamalı matematik müzesidir. Dokunulabilir Matematik, Gießen sergisinden seçilmiş, 160’dan fazla parçanın denemeye ve düşünmeye davet ettiği, değerli deneyleri göstermektedir. 10 sene önceki açılışından bu yana 1,5 milyon civarında ziyaretçi bu serginin tadına varmıştır. Her yaşta ve eğitimde ziyaretçiyi bu sergiyi deneyimlemeye davet ediyoruz.“ dedi. GİRİŞLER ÜCRETSİZ Sergi 13 Nisan – 28 Nisan tarihlerinde Konak’ta bulunan İzmir Resim Heykel Müzesi ve Galerisi’ nde 10:00 – 18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecektir. Bir Çiftçi 1850’de Yer Altına Açılan Bir Kapı Buldu. Yer Altından Bakın Ne Çıktı

Bodrum Yalıkavak Palmarina Mine Sanat Galerisi resim sergisi sanat etkinlikleri‘MEMORIA’ Özlem Kalkan Erenus Yer: Mine Sanat Galerisi, Bodrum Yalıkavak Palmarina Tarih:23 Şubat – 

Özlem Kalkan Erenus MEMORIA adını verdiği 18. kişisel sergisinde, bireysel ve toplumsal boyutlarıyla insanı ele alıyor. Yüzler, kalabalıklar ve giderek sokaklar; sanatçının belleğinde bıraktıkları izlerle, ‘an’a ve anılara yönelik işaretlere dönüşüyor. Bellek, imgeleri biriktirme özelliğine sahiptir. Fransız sinema kuramcısı Christian Metz, “gerçeklik hikâyeler anlatmaz, ancak bellek bütünüyle hayal gücüne dayanır” der. Doğrusal bir zaman kurgusu gereksinmeyen bellek; oluşturduğu imgeler dünyasında, ileri ve geri, sürekli bir hareket içindedir. Yaşadıklarının içinden seçip ayırdığı ve çoğu zaman yeniden anlamlandırdığı gerçeklik fragmanları biriktirir. Erenus’un fragmanlaştırarak çoğalttığı ve poliptik düzenlemelerde bir araya getirdiği kendine özgü figür tanımları, hikâyeci bir yaklaşım sunmaz. Söz konusu figüratif fragmanlar, bunun yerine, tümel bir anlatımla ilişkilendirilebilir. Erenus, MEMORIA sergisi için 2004-2016 tarihleri arasında üretilmiş yaklaşık 50 parça tuvalini düzenliyor. Sanatçı, belleğinden süzülerek gelen tikel görüntüler olarak değerlendirdiği tuvallerini, izleyici ile buluşturduğu her yeni mekan ve her yeni sergileme sürecinde, inşacı bir zihinsellik kapsamında yeniden yorumlayarak düzenliyor ve zamandizinsel olmayan bir tür süreklilik algısı ortaya koymayı amaçlıyor. Özlem Kalkan Erenus, çimento, kum, derz ve benzeri alternatif malzemeleri tuval yüzeyine uygulayarak, yeni bir yüzey tanımlamasıyla birlikte farklı dokusal değerlere yönelir. Malzemenin taşa yaklaşma çabası ile birlikte Erenus’un, tuval yüzeyine aktarılmış bir plastik yapıyı araştırdığı gözlemlenir. “MEMORIA” sergi açılışı 23 Şubat 2016, saat 17:00’de, Mine Sanat Galerisi, Bodrum Yalıkavak Palmarina şubesinde gerçekleşecektir.

Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı taksim SALT Beyoğlu galeris İllüstrasyonSabiha Rüştü Bozcalı ile bir dönemin izleri… Tarihi : 24 Aralık 2015-28 Şubat 2016 Yer : SALT Beyoğlu

İllüstrasyon üzerine yoğunlaştığını gördüğümüz sanatçı, eserlerine günlük yaşamın izlerini taşımayı hep önemsedi. Bazen bir deniz manzarası önünde kayıklar, bazen de bir Rönesans tablosu röprödüksiyonu ya da çokça kadın portresi yapıtlarına konu oldu. Avrupa ve Türkiye’de gördüklerini sanatsal belleğinden damıtıp kâğıda ve tuvale aktardığı işlerde yaşamın en basit anlarından tutun da çokça konuşulan olaylarına dek geniş bir yelpaze oluşturdu. Metin Çelik Tarihler yağmur damlaları gibidir, düştüğü yerde birikirler ve bir bellek oluştururlar. Bu geçmişimizi oluşturur ve kültürel olarak bu kodlar üzerine inşa oluruz. Genetik belleğimizi buradaki anılar, kişiler, zamanlar, nesneler, yani kısacası her şey oluşturur. Sonrasını gördüklerimize, duyduklarımıza ve hissettiklerimize bırakırız. 21. yüzyıldayız. Tarihten yükselen bir değerin sergisi şu sıralar konuşuluyor. Osmanlı İmparatorluğunun bitip Cumhuriyet’in başlangıcına denk gelen bir tarihte yetişen ressam Sabiha Rüştü Bozcalı’nın (1903- 1998) tüm yaşamının detaylarını konu alan önemli bir sergi SALT Beyoğlu’nda kapılarını sanatseverlere açtı… Türkiye sanat tarihindeki az sayıda kadın sanatçıdan biri olan illüstratör Sabiha Rüştü Bozcalı’nın bu sergisi, kültür tarihimizde dönemsel olarak neler olup bittiğine sanatçının çizgileri ile ayna tutuyor. “Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı” adını taşıyan sergide birçok arşivden derlenerek oluşturulmuş belge fotoğraf, çizim ve yağlı boyalar sergileniyor. Ressam Sabiha Rüştü Bozcalı, çok genç yaşlarda bu yana Avrupa’nın birçok şehrinde dönemin en ünlü ressamlarının atölyesinde çalıştı. Paul Signac, George de Chirico, Louis Corinth bunlardan yalnızca birkaçı… Sonrasında eğitimine, Türkiye resim sanatının merkezi kabul edilen okulda, Güzel Sanatlar Akademisinde Namık İsmail’in atölyesinde devam eden sanatçı, burada entelektüel açıdan çok geniş bir bellek yarattı. İllüstrasyon üzerine yoğunlaştığını gördüğümüz sanatçı, eserlerine günlük yaşamın izlerini taşımayı hep önemsedi. Bazen bir deniz manzarası önünde kayıklar, bazen de bir Rönesans tablosu röprödüksiyonu ya da çokça kadın portresi yapıtlarına konu oldu. Avrupa ve Türkiye’de gördüklerini sanatsal belleğinden damıtıp kâğıda ve tuvale aktardığı işlerde yaşamın en basit anlarından tutun da çokça konuşulan olaylarına dek geniş bir yelpaze oluşturdu. Sergi mekânının dizilimi de bu temaların iç içe geçmişliği üzerinden şekillenmekte… Sanatçı araştırmacı kişiliğinin de etkisiyle Zonguldak’a gidip santral ve fabrikalarda işçilerin yaşamını gözlemleyip kâğıda aktardı. Mekân ve zaman kurgusallığı anlamında anın bütün koşullarını görmeye çalıştı. Bu yanıyla tam bir empresyonist gibi çalışan Bozcalı, hem fırçasında hem de kaleminde lekeci bir anlayışı benimsedi. Tek çizgi ile oluşturduğu figür anlayışı onun illüstrasyonda daha da yetkinleşmesini sağladı. Bu da dönemin reklam ve yayıncılık alanlarında işler üretmesine yardımcı oldu. Ayrıca portre sanatıyla da sıkı bir ilişki kurdu Bozcalı. İfadenin gücünü önemseyen sanatçı birçok açıdan ele aldığı portreyi insan ruhunun dışa vurum merkezi olarak gördü. Adeta Rembrandt yahut Van Gogh’un portreye baktığı yerden baktı. Kendi portresini yaptığı siyah beyaz eseri, lokal hafif bir ışığın yüzünü hafifçe okşayarak, orta tonların hâkimiyetinde ve direkt izleyici ile göz teması kurarak adeta ruhundaki söylemleri dışarıya çıkarıyordu. Kâğıt üzerine füzen tekniği ile çalıştığı bu porte resmi ayrıca Kathe Kollwitz’in işlerini çağrıştırıyordu. Türkiye’nin ilk kadın illüstratörü olan Sabiha Rüştü Bozcalı, yaşadıklarıyla, yaptıkları, çizdikleriyle ve birçok fotoğraftan oluşmuş sergisiyle 28 Şubat’a kadar SALT Beyoğlu’nda olacak… Tarih koklamak isterseniz eğer, yolunuz muhakkak bu sergiden geçsin. İyi seyirler. Telefon : 0212 334 22 00 Web : www.saltonline.org cocuklara yonelik sanat kursları ,etkinlikleri Uzay Benim Oyun Bahçem Resim YarışmasıUzay Benim Oyun Bahçem” Resim Yarışması Son Katılım Tarihi: 22 Şubat 2016 Bitiş YARIŞMANIN AMACI • Okul öncesi dönemde öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirici bir faaliyet düzenlemek • Öğrencilerin uzay, uzay bilimleri ve gelecek hakkında düşünmelerini sağlamak • Öğrencilerin düşüncelerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek • Resim sanatına öğrencilerin ilgisini geliştirmek • Yarışmanın sonucunda öğrencilerin okul öncesi dönemde “doğal birer bilim adamı” özelliği taşıyan hayal güçlerini, veliler ve öğretmenler ile paylaşacakları bir platform oluşturmak Okul öncesi öğrenciler ( 5-6 yaş öğrencileri) YARIŞMANIN KAPSAMI “Uzay benim oyun bahçem” ana konusu altında öğrenciler • Eğer uzaya gitseydim • Benim uzay gemim • Uzayda oyun nasıl olurdu? gibi çok geniş bir kapsamda kendilerini ifade edebilirler. Yarışmada esas olarak • Çizilen resmin uzayda geçmesi, • Geleceğe veya bugüne dair uzayda olan bir olayı, kişiyi, hayali betimlemesi, • Öğrencilerin tamamen kendi hayal güçleri ile belirledikleri renkler, şekiller ile uzayı resmetmeleri istenmektedir. Öğrencilerin ön bilgi edinmesi için www.cakabey.k12.tr adresinde “ilham alın,bilgilenin” sayfası açılmıştır. YARIŞMAYA KATILIM ŞARTLARI Genel Şartlar 1-Yarışma, İzmir genelinde Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı olan tüm resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarının 5-6 yaş öğrencilerine açıktır. Herhangi bir okulda öğrenim görmeyen öğrenciler de yarışmaya katılabilirler. 2-Katılımcılar, daha önce herhangi bir yarışmada derece (birinci, ikinci, üçüncü, mansiyon, özel ödül vb.) almış eserleriyle yarışmaya katılamazlar. 3-Özel Çakabey Okulları öğrencileri bu yarışmaya katılamazlar. 4-Seçici Kurul üyelerinin birinci derece yakınları bu yarışmanın kapsamı dışında kalacaktır. 5- Her katılımcı bir eser ile yarışmaya katılabilir. Okullar istedikleri sayıda öğrenci ile yarışmaya katılabilirler. 6- Yarışmacılar, yarışmaya katıldıkları eserlerin, yarışma sonunda açılacak olan web sitesinde yayınlanmasını ve yarışma ile ilgili basılacak /oluşturulacak ticari olmayan materyallerde (dergi, afiş, takvim vb.) kullanılmasını kabul eder. 7- Başvurusunu tamamlayan her yarışmacı, yukarıda belirtilen yarışmaya katılım şartlarını kabul etmiş sayılır. Teknik Şartlar 1-Yarışmaya katılacak eserler 35×50 cm. veya 25×35 cm. ebatlarındaki beyaz resim kâğıdına yapılmalıdır. Daha küçük ya da daha büyük kâğıt boyutlarına çizilen eserler değerlendirilmeyecektir. 2-Eserler el çizimi olmalıdır, dijital olarak yapılan eserler değerlendirilmeyecektir 3-Eserler kolaj, dekupe veya ayrı resimleri birleştirme/yapıştırma olmamalıdır. 4- Her türlü resim malzemesi (karakalem, sulu boya, renkli kalemler, pastel boya vb. dâhil olmak üzere bütün boyalar) kullanılabilir. BAŞVURULAR ve ESERLERİN GÖNDERİLMESİ 1- Yarışmaya katılım posta ile veya elden yapılabilir. Posta ve elden teslim için: Özel Mavişehir Çakabey Anaokulu 6496 sokak no: 16/A Karşıyaka-İzmir Telefon: 0 232 330 30 33 – 0 232 330 30 37 2- Tüm başvurularda (bireysel veya okullardan yapılan) aşağıda belirtilen ve Özel Çakabey Okulları web sitesinde de yer alan katılım formundan çıktı alınarak her öğrenci/eser için ayrı ayrı doldurulmalıdır. ÖĞRENCİ BİLGİLERİ ORJİNALLİK BELGESİ (Bu kısım okul müdürü veya veli tarafından imzalanacaktır.) ADI- SOYADI Ben/biz bu eserin ………………………… tarafından yardımsız olarak, tamamen kendisi tarafından orijinal olarak yapılmış olduğunu doğrular ve yarışmaya katılımına onay veririz. İmza – tarih DOĞUM TARİHİ (Gün-ay-yıl) SINIFI OKULU OKUL ADRESİ TELEFONU OKUL E-POSTA ADRESİ VELİ CEP TELEFONU VELİ E-POSTA ADRESİ ÖĞRETMEN ADI –SOYADI 3- Resimlerin ön yüzünde öğrenciye ait herhangi bir kimlik bilgisi, isim, okul ismi vb. bulunmamalıdır. Doldurulan katılım formu, resmin arka yüzüne yapıştırılmalıdır. ESERLERİN SON BAŞVURU TARİHİ: Eserler 22 Şubat 2016 Pazartesi günü posta veya elden Özel Çakabey Okulları’na teslim edilmiş olmalıdır. Postada geciken eserlerde sorumluluk kabul edilmeyecektir. YARIŞMA SEÇİCİ KURULU ( Alfabetik isim sırasına göre) – Prof. Dr. Varol KESKİN ((Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı) – Prof. Dr. Serdar Evren (Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı ) – Prof. Dr. Kadri Yakut (Ege Üniversitesi Gözlemevi Müdürü) – Yrd. Doç. Turan ENGİNOĞLU (D.E.Ü. Buca Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ) – Mete SEZGİN (D.E.Ü. Buca Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi-Emekli) – Oğuzhan KÖSE (Yüksek Astronom- Özel Çakabey Okulları Gözlemevi Koordinatörü) – Asuman KAHRAMAN (Resim öğretmeni- Emekli ) – Gülçin Genç Kalender (Özel Çakabey Okulları anasınıfı resim öğretmeni) YARIŞMA SONUÇLARININ DUYURULMASI Sonuçlar www.cakabey.k12.tr adresinden duyurulacaktır. ÖDÜLLER VE ÖDÜL TÖRENİ • Katılan tüm öğrenciler katılım belgesi ve madalya ile ödüllendirilecektir. • Seçici kurulun belirleyeceği dereceler ise 5 yaş ve 6 yaş olmak üzere iki ayrı kategoride verilecektir. • Her kategori için 1.- 2. -3. olan eserler belirlenecektir. • Seçici kurul gerek görmesi halinde Seçici Kurul Özel Ödülü verecektir. • Ödül töreni tarihi sonuçların belli olması ile duyurulacaktır. • Resim yarışmasının konusu gereği Özel Çakabey Okulları Gözlemevi’nde tüm katılımcılara açık Güneş gözlemi ve sunumu yapılacaktır 5 yaş Kategorisi Ödülleri: 1. Meade Infinity 60AZ teleskop ve LEGO Classic, Create Suppl 303 parça set 2. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set 3. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set 6 yaş Kategorisi Ödülleri: 1. Meade Infinity 60AZ teleskop ve LEGO Classic, Create Suppl 303 parça set 2. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set 3. LEGO Classic, XL Creative Box, 1500 parça set İLETİŞİM VE DETAYLI BİLGİ İÇİN BİZE ULAŞIN Özel Çakabey Okulları Öğrenci İşleri Ofisi 0 232 327 31 92 (Dâhili 117- 127- 139) ogrenciisleri@cakabey.k12.tr www.cakabey.k12.tr

 

 

Online Resim Sergisi Online resim, heykel, fotoğraf galerisi.  Uluslararası Sanat Sergisi’nde ana serginin küratörlüğünü Online sergi açmak, Online Sanat Galerisi, Online Sergi 2021 Sanat Galerisi Başvuru, Guncel Sergiler sergi isimleri, Online sergi gezisi Öğrencilerden online sergi – Kültür-Sanat Son Dakika Haberler online sergi Sosyal Medya Online itibar yönetimi Dijital uluslararası online sergi Art Gallery’nin online karma sergisi Online Atölye Online Sergi DÜNYA SANAT GÜNÜ KARANTİNA SERGİSİ Online Eğitimler Minyatür eserleri için online sergi Online Karma Sergi Sessiz Müzayede ULUSLARARASI SANAT, TASARIM, MODA KONGRESİ Uluslararası Katılımlı Güzel Sanatlar ve Tasarım Sempozyumu – Jürili Karma Sergisi” uluslararası sanat yarışmaları 2020 uluslararası karma sergi ile ilgili aramalar2020 sergi şartnamesi

ULUSLARARASI Karma Sergi 2020 Uluslararası Sergi Sergi açılışları

Sanat Sempozyumu 2020 Uluslararası Sergiler 2021 Uluslararası Sanat Günleri Karma Sergi, Online Karma Heykel Müzayedesi Karma, Heykel, Painting Arama Sonuçları Online Eğitim – Ücretsiz Online YETİŞKİNLER ve ÇOCUKLAR İÇİN RESİM KURSU.Eğitimler İstanbul Online karakalem dersi, online suluboya dersi, online portre dersi, online desen dersi En İyi Online Kara Kalem Çizim Kursları Özel resim dersleri Ücretsiz Online resim kursu Resim Çizmeyi Öğreniyorum Resim dersleri Ücretsiz Resim Kursu Çizim dersi almak istiyorum Dijital Çizim Kursu Online Suluboya dersleri İnternetten Online Resim Dersi Çocuklar İçin Resim Dersi. Ücretsiz Online resim kursu Online Resim Kursu Karma sergi katılımı

Online Güzel sanatlara hazırlık özel dersleri – LUSLARARASI KARMA SERGİ ÇAĞRISI 2020 Son dakika Kültür ve Sanat haberleri ve güncel Kültür ve Sanat haberleri Kültür-Sanat etkinlikleri, kültür-sanat dünyasından son haberler ve gelişmeler. İstanbul’dan kültür sanat haberleri ve etkinlikleri

 GÜNCEL SANAT EĞİLİMLERİ VE SANAT ETKİNLİKLERİ Güncel Sanat Platformu | Sanat Haberleri

 

Web sonuçları